TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Geleceğin en önemli konusu

Siyasi belirsizlik atmosferinde finansal piyasalardaki çalkantının da etkisiyle kötü başlangıç yaptığımız bir yılı iyi tamamlıyoruz. İki seçim geride kaldı, siyasi belirsizlik ortadan kalktı. Türk Lirası kaybettiği değerini kısmen geri aldı, faizler de geri geldi. Borsada ise yüzde 25’e varan bir toparlanma söz konusu. Kısaca finansal tarafta işler düzeldi.

Makro ekonomide ise geçen yıl yüzde 4.1 büyümüştük. Bu yıl hem enflasyon hem cari açık riskini sınırlamak amacıyla uygulanan önlemler ve ihracatta karşılaşılan sorunlar nedeniyle bunun altında kalacağız. Yüzde 3 civarında bir büyüme ortaya çıkacak gibi. Büyümenin aşağı gelmesine rağmen ekonomi istihdam yaratmaya devam ediyor. Ekim itibarıyla son bir yılda yaratılan istihdam 1 milyonu aştı. Ama işgücüne katılımın artmasından dolayı işsizlikte düşüş yok, aksine artış var. Enflasyon geçen yıla göre 2 puan arttı. Cari açık ise 20 milyar dolar azaldı ve 65 milyar dolardan 45 milyar doların altına indi. Milli gelire oranı yüzde 7.9’dan yüzde 5.5’e doğru iniyor.

■ 2015 yılına girerken ekonomideki görünümü iyileştiren ve muhtemelen daha iyi bir yıl geçirebileceğimiz umudunu artıran gelişme ise emtia ve petrol fiyatlarında meydana gelen yüksek oranlı düşüş. Adeta Türkiye’ye piyango çıktı. Özellikle enerji fiyat düşüşünün ithalatçı ülkelere yararı başlangıçta oluyor, fiyat düşüşlerinin sonuna doğru da zarar veriyor. Biz bu etkinin pozitif meyvelerini 2015 yılında yiyeceğiz gibi görünüyor.

■ İlk etkisini de enflasyonda yaşayacağız. Yılın ilk aylarında baz etkisi nedeniyle kuvvetli düşüş bekleniyor. Bunu faizlerin izleyeceği tahmin ediliyor.

■ İkinci kuvvetli etki cari açığı aşağı çekmekte görülebilir. Petrol yüzde 45, emtia fiyatları yüzde 20 geriledi. Türkiye’nin 180 milyar dolarlık ithalatı var. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci petrol fiyat düşüşünden cari açığın 15 milyar dolar kadar pozitif etkileneceğini açıkladı. Bu da diğer koşullar aynı kalmak şartıyla 2014’te 45 milyar doların hemen altında gerçekleşecek olan cari açığı 2015’te 30 milyar dolara indiriyor. 850 milyar dolarlık milli gelir hesabıyla 30 milyar dolar yüzde 3.5’e denk gelir ki, Türkiye’nin rüyalarında bile görmediği bir oran.

■ Çünkü Türkiye cari açığı finanse etmede sıcak paraya bağımlılığından kısmen kurtulur. Olası bir sermaye çıkışında iyi bir güvenlik bandı oluşturur. Kurun etkilenmesi, bağlı olarak faizin etkilenmesi ve beklentilerin kötüleşmesi törpülenir. Tam olarak Türkiye, FED’in faizi artıracağı bir döneme cari açığını düşürmüş ve sorun olmaktan çıkarmış olarak girebilir.

■ Ancak buradaki şart, diğer koşulların aynı kalmasıydı. Eğer akaryakıta gitmeyen para başka harcamalara dönüşürse durum değişir. O zaman harcama veya yatırımlar artar. Bu da ekonomik büyümeyi artırırken cari açığın bahsettiğimiz tutarda düşmesine de izin vermez. Beklentim biraz büyümenin artırılacağı, biraz da cari açığın beklenenin altında gerçekleşeceği yönünde. Zaten petrol fiyatları düşüşünün hem dünya hem de Türkiye’de büyümeyi yarım puan artıracağı tahmin ediliyor.

■ FED, ilk faiz artışına gitmekte ise enflasyonda bıçak kemiğe dayanana kadar “sabırlı olacak” gibi. Bu da yılın ikinci yarısını işaret ediyor. İkinci yarı aynı zamanda Türkiye’nin seçimlerini yapıp yeni hükümetin işbaşı yapacağı bir dönem. 4 yıllık yeni ve kesintisiz icraat dönemi başlayacak. Yapısal reformları bu dönemde uygulamaya koyması başta bazı sarsıntılara yol açabilir. ama beklentileri de canlı tutar.

■ Normalde doların 2015 yılında da, ABD ekonomisinin ön plana çıkmasından ve faizlerin de daha yüksek olmasından dolayı, değerlenmeye devam etmesi beklenir. Likiditenin FED tarafından hemen kesilmeyeceği, hatta bunun mümkün olduğu kadar yavaş, aralıklarla yapılacağı beklentisi, normalleşme sürecini daha sancısız geçmeye ve doların hızlı artışını önlemeye yardım edebilir.

■ Bir de Avrupa, Japonya ve Çin merkez bankaları para politikalarını gevşetmeyi sürdürecekler. Bu da dolar likiditesinin çekilmesinin negatif etkilerini dengeleyebilir.

■ ABD’de faizlerin ve doların yavaş artacağı bir ortam küresel hisse senedi ve varlık fiyatlarını desteklemeye devam edebilir. Borsalarda ve gayrimenkul fiyatlarında yeni zirveler görülebilir.

■ Bol para ve düşük faiz ortamı, küresel krizde ilaç diye 2009’dan beri kullanılıyor ve etkili de oluyor. Finansal piyasaların pozitif trendi de böyle suni bir denge üzerinde devam ediyor. Bol para öylesine bünyeyi sardı ve büyüklük yarattı ki, artık vazgeçilemez hale geldi. Bu da kendi kendini besleyen bir sürece dönüştü. Aradan geçen 7 yılda 2008 krizinden giderek uzaklaşırken yeni varlık balonlarını da şişirmeye başladık. 2015’te sürdüreceğimiz veya devamını getireceğimiz durum bu.

■ Bu nedenle FED normale dönüşte bu kadar ince ayar yapmak zorunda kalıyor. Şimdilik piyasaları yönlendirebiliyor. Ama eninde sonunda bir tıkanma aşaması veya yönetemeyeceği bir durum gelecek. Bu suni dengenin bir aşamada yıkılması ve doğal temellere geri dönülmesi kaçınılmaz olacak. Ya yönetilemeyen bir jeopolitik risk ya da piyasalar yönetilirken yapılacak hatalar veya herhangi bir neden buna yol açacak. 2015’in ilerlemiş ayları ve gelecek yıllarda en önemli konu bu bence.

SONUÇ: “Tanrı, kâinatla kumar oynamaz.” Einstein

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
31 Aralık 2014 Çarşamba, 10:59 Misafir 80 lı yllarda japonya amerika için ekonomik tehdit olarak algılanır olmuştu. sonunda güneykore kaynaklar ve pazara ortak oldu, ardından diğer bölge ülkeleri geldi. japonya'nın durumu ortada. kısaca dünyada 2 tane gkore varsa pazar paylaşılır ve durum değişir, alıcı varsa ürününüzü satarsınız. son yıllarda çok hızlansa da biz hep başkalarının pazar alanı olduk, o yüzden bize bir şey olmaz, yabancıların pazar yolları üzerinde olanlar nemalanır, diğerleri karınlarını doyurmak için daha sıkı çalışır, yabancılara ve yerli ortaklarına emek kaynaklı ekonomik transferi gerçekleştirir. 2015-...
Yukarı