TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İhracat kaybı kalıcı olabilir mi?

Ocakta ihracat yüzde 10 düştü. 1994 ve 2001 gibi kriz yıllarında bile böyle düşüş yok. Ancak 2009’da küresel kriz etkisiyle ihracat yüzde 22 düşmüş. Ocaktaki ihracat kaybı ve kalıcı olup olmayacağı bu açıdan önemli. Dünyada 2009 gibi bir krizi yaşamadığına göre ihracatımız neden düşüyor?

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi buna iki yanıt verdi. Biri yeni yılın ilk günlerindeki zor hava koşullarından dolayı eksik gün sayısı, diğeri de parite etkisi. Eksik güne yorum yapmak zor. Kar, fırtına bazılarına göre göreceli koşullar. Ama şubat ve mart aylarındaki veriler açıklandıkça gerçek durum daha belirginleşecektir.

■ Parite etkisi ise bizim bir gerçeğimiz artık. Çünkü ihracatımızın yüzde 47’sini Euro’yla yapıyoruz. Euro ocak ayında yüzde 6.7 geriledi. Ne kadar Euro kaybı o kadar ihracat azalması ile karşılaşacağız.

■ Bu durum karşısında yapacak bir şey yok. Euro’nun değerini belirleyemeyeceğimize veya ihraç fiyatlarımızı artıramayacağımıza göre kadere razı olacağız. Ancak Euro’nun düşüşü geçen yılın ortasında başladı ve daha devam da edebilir. Bu durumda düşük Euro’nun ihracatımız üzerindeki etkisini aylarca ve belki de yıllarca görebiliriz. Çünkü Avrupa’nın parasal genişlemesi mart ayında başlıyor ve 1.5 yıl sürecek, 18 ay sonra etkili sonuç alınamazsa devam da edecek.

■ Kaldı ki aynı dönemde ve muhtemelen 1.5 yıldan daha fazla bir zaman diliminde Amerika’da faizler yükseliş eğiliminde olacak. Bunun sonucunda dolar değerlenmesini sürdürebilecek. Yüksek dolar aynı zamanda Euro’nun değerini düşürücü etki yapacak.

■ Nitekim ocak ayında kur etkisinden dolayı ihracatın 750 milyon dolar daha düşük çıktığını TİM Başkanı ifade etti. Euro’da meydana gelen değer kaybı tersine dönmeyecekse ve kalıcı olacaksa benzer kayıplar önümüzdeki aylarda da yaşanabilir. Elbette diğer koşullar değişmediği takdirde. Bu koşullar arasında fiyatın düşürülmesi, verimliliğin artırılması, Türkiye’nin rekabet gücünün artması veya herhangi bir nedenden dolayı Türk mallarının daha tercih edilir hale gelmesi sayılabilir.

■ Bir de kur etkisi var. 27 Ocak’a gelinceye kadar yani ilk 26 günde hem TL yüzde 2.96 değer kazandı, hem de bu değer artışı daha çok Euro’ya karşı gerçekleşmişti. Böylesine koşulların ve hızlı bir parasal değerlenmenin altından ihracat da ancak bu kadar kalkabildi. Zaten Avrupa’da deflasyon ve durgunluk varken kurun ihracata destek olması lazımdı, 26 Ocak’a kadar köstek oldu. 26 Ocak sonrası ise bu negatif etkiyi telafi etti.

■ Yoksa normalde ihracatın yüzde 4 civarında artması beklenirdi. 2014 yılı artış ivmesi bu oranda. Üstelik 750 milyon dolarlık kur etkisini çıkarsak da Ocak 15 ihracatı yine Ocak 2014 ihracatının 523 milyon dolar altında. Bu da geçen yıla göre yüzde 4.4 azalma demek. Bırakın artışı aynı oranda eksi yönde düşüş meydana gelmiş. Kur etkisini bir yana koyduk. Bu azalmayı tek başına hava koşullarıyla açıklayabilir miyiz? Yüzde 4 civarında artışı da eklediğimizde ihracatın en azından 1 milyar dolar daha fazla olması gerekirdi.

1 milyar dolarlık kayıp, hava koşulları yanında çevredeki ülkelere jeopolitik sorunlar nedeniyle ihracat azalmasından kaynaklanabilir. Bir de fiyatının gerilemesiyle bazı petrol ihracatçısı ülkelerin ithalatlarını kısması söz konusu olabilir. Bu sorunlar da varlığını sürdürecek gibi.

■ Bu gelişmelere bağlı olarak ihracatın büyümeye verdiği desteğin 2015 yılında düşmesi beklenir. Buna karşılık büyümeyi geçen yıldan daha yüksek bekliyoruz. Çünkü ihracatın bıraktığı boşluğu iç talep doldurmaya aday. Hem düşen enflasyon, düşen petrol fiyatları ve düşecek faiz oranlarından, hem de geciktirilmiş talep ve seçim yılı olmasından dolayı böyle düşünüyoruz.

SONUÇ: “En iyi çıkış yolu tam ortadan geçendir.” Robert Frost

Yukarı