TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

‘Parayı zapt etmek, deliyi zapt etmekten zordur’

 

Dünyada Euro düşüyor, dolar yükseliyor. Bunda en büyük rolü, ABD’nin faiz artırım beklentilerinin hazirana çekilmesi oynuyor. Ama aynı zamanda Euro Bölgesi’nde parasal genişleme paketinin başlatılması da etkili. Almanya 10 yıllık faizleri bu nedenle yüzde 0.230 ile tarihi en düşük seviyesine geriledi. Avrupa kıtasından çözülen paranın gideceği adres de ABD. Bu da FED’in faiz artıracak olmasına karşılık 10 yıllıkların faizini sınırlıyor.

■ Ama doların yükselişini sınırlamıyor. Nitekim istihdam verisinin açıklanması doların yeni bir atak yapmasına yol açtı. 5 Mart’ta 96.378 olan dolar endeksi dün 98.495’e çıktı. Doların altı büyük para birimine karşı değerini ölçen Dolar Endeksi’nin üç günlük artışı yüzde 2.2’yi buldu. Dünya parası için bu değişim çok hızlı.

■ Nitekim dün Başkan Obama’nın ekonomi danışmanı “Dolardaki değer artışı ABD ekonomik büyümesini zorlaştırıyor” açıklaması yaptı. İyi ki yaptı da, dolar dışarıda hız kesti, Türkiye’de yeni bir rekordan döndü.

■ Dolardaki artış 25 Şubat’tan bu yana hızlanmış. 25 Şubat’ta 94.399 olan dolar endeksinin iki haftalık artışı yüzde 4.34 düzeyine vardı. Aynı dönemde gelişmekte olan 10 ülke kurunu temsil eden JP Morgan Endeksi dolara karşı yüzde 2.92 geriledi.

■ Türk Lirası ise 2.4668 düzeyinden 2.6460’a yükseldi. Doların TL karşısındaki artışı yüzde 7.26. Yani dışarıda doların değer artışı hızlanmış ancak TL bunun da üzerinde değer kaybetmiş. Üstelik bu kayıp gelişmekte olan kurların iki katını bile geçmiş. İşte bu negatif ayrışma iç faktörlerden.

■ Merkez Bankası faizi düşürmesine karşılık bunun yetersiz bulunması, hatta işin “vatan hainliğine” kadar götürülmesi TL’nin değer kaybını hızlandırdı. Çünkü bu süreçte gelişmekte olan ülkelerden ve Türkiye’den zaten sermaye çıkıyordu, Merkez’e yüklenmek bunu hızlandırdı.

■ Eleştirinin dozu giderek Merkez Bankası’ndan ekonomi yönetimine doğru kaydı. Bu da 12 yıl boyunca güven kazanmış bir yönetimin en azından yeni dönemde hükümette yer almayacağına işaret ediyordu. Piyasaları ve ekonomiyi tutan böyle bir çıpanın değiştirileceği, beklentilerin bozulmaması açısından en sona bırakılması idealdi. En azından seçimin tamamlanması beklenebilirdi. Henüz resmi bir açıklama yok ama çıpa da yerinde yok.

■ Zaten seçimin beklentileri ve piyasaları bozması beklenirdi. Buna dışarıdan doların hızlı yükselişi, içeriden ise Merkez Bankası’nın işine karışılması ve ekonomi yönetiminin değiştirileceğinin erken belli edilmesi eklendi. Sonuç ise seçime gidilen bir ortamda Türkiye’ye karşı spekülatif bir atakla karşı karşıya kaldık. Sermaye hareketleri serbest ve dünyada para sonsuz. Piyasaların karşısında durabilen ülke de yok.

■ Bu spekülatif atağın mümkün olan en az hasarla atlatılması için son hafta içindeyiz. Çünkü işin içine yabancılar yanında bir de yerliler girerse yangının kontrol altına alınmasının maliyeti çok yükselir. Tıpkı geçen yılın ocak ayında olduğu gibi, geç kalırsak faiz indirmeye uğraşırken şok bir artırım yapmak zorunda kalırız.

■ Bu açıdan bugünkü Beştepe toplantısının kritik bir önemi var. “Diken battığı yerden çıkar” derler. Türkiye’de doların ekstra artışına ne yol açtıysa normale dönüş de aynı şeyle mümkün.

■ Normale dönsek bile geriye seçimin belirsizliği, doların dışarıdaki artışı, sermaye akımlarının zayıflaması, ekonomi yönetiminin değişmesi gibi negatif sayılabilecek etkiler kalıyor. En azından yaz ayına kadar ekonomi ve piyasalar stresli, oynak ve istikrarsız bir dönem yaşamaya aday gibi.

SONUÇ: “Parayı zapt etmek, deliyi zapt etmekten zordur.” Türk atasözü

Yukarı