TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Doları bırakıp eve koşmuşlar vay anasını!

 

Dün açıklanan şubat ayı konut satışları ne dolar artışı ne de hava muhalefetini dinlemiş. Çünkü önceki yılın aynı ayına göre Türkiye konut satışları yüzde 15 arttı. Hele hele bu satışlar içinde ipotekli satışlar ise yüzde 53 gibi inanılmaz bir şekilde büyüdü. Peşin veya müteahhit kredisi ile alımlar ise yerinde sayıyor. Görünüşe bakılırsa kredili konut alımlarında adeta patlama yaşanıyor.

■ Ancak bu durum konjonktürle de pek uyumlu değil. Bu nedenle rakamlara daha yakından bakma gereği duyduk. Artış olmasına artış var ancak bu daha çok geçen yılki bazın düşüklüğünden kaynaklanıyor. Çünkü kur artışlarını durduramayan Merkez Bankası 28 Ocak 2014’te faizleri bir kat düzeyinde artırmıştı. Bu da konut kredi faizlerine yansımış, yüzde 8-9 bandındaki faizler yüzde 13’ün üzerine çıkmıştı. Siyasi atmosfer de bugünkünden ağırdı. Çünkü 17 ve 25 Aralık belirsizliğine, martta yerel seçim ve ardından Cumhurbaşkanlığı seçimleri belirsizliği de eklenmişti.

■ Bu yıl ise faizler dip düzeyinde sayılır. Konut kredi faizleri yüzde 10.75. Tüketici kredisi olduğundan dolayı da faiz sabit ve artırılamıyor. Halbuki kur artışının arkasının faize çıktığını, FED’in faiz artırmaya hazırlandığını ve bunun Türkiye’yi de ister istemez etkileyeceğini Türk insanı bilir. Yani şubat ayı faizler ve kredi maliyetlerinin müşteriler açısından en düşük düzeylerini gördüğü bir aydı. Bu nedenle krediye yüklenme söz konusu olabilir.

Eğer bu krediler gerçekten kullanılmış ve müşteriler de konutları gerçekten almışlarsa alkışlamak lazım. Demek ki konut edinme isteği çok şiddetli. Doların yüzde 10 yükseldiği bir dönemde bile ortalama 7 yıl vadeli bir borç yükü altına girebiliyorlar. Ya da doların artışının devam etmeyeceğini tahmin ediyorlar. Hangi nedenden olursa olsun kur artışının kendilerine bir zarar vermeyeceğini, konut alarak daha iyi bir yatırım ve kazanç elde etmeyi ummuş olmalılar. Dövize yönelik herhangi bir umutları yok.

■ Yine bu kredi talebi gerçek bir talepse bu da konut talebinin kura mı yoksa faize mi daha duyarlı olduğu sorusuna bir yanıttır. Demek ki, faiz daha baskın.

Ancak bu bana inandırıcı gelmiyor. Çünkü geçmişte atmosferin bozulmaya başladığı her defasında halkımız dövize sığındı. Türkiye ekonomisinin en iyi zamanlarında bile dövizini bozdurmadı. Şimdi tam da dolar artarken neden faiz tarafında ve reel tarafta pozisyonunu artırsın ki? Bana çelişkili geliyor. Konuyu takip edeceğim ve araştıracağım.

■ Şayet doların böylesine arttığı şubat ayında konut satışları hızla artıyorsa, üstelik artış kredi kullanımlarında bir patlama yaratıyorsa, biz 2015’te 1 milyonun üstünde konut satış rekorunu rahatlıkla egale ederiz. Çünkü ekonomideki ve siyasetteki belirsizliklerin veya risklerin gelip ilk vuracağı yer döviz kuru. Emlak yatırımcıları veya alıcıları da, dövize duyarsız ise konut satışlarında hiçbir sorun olmayacak demektir.

Faize karşı duyarlıysalar, oranlar şimdilik cazip. Şubat ayında konut kredi faizi yüzde 10.75 ile aylık yüzde 0.89 düzeyindeydi. Geçen yılın şubat ayında ise aynı faiz yüzde 13.28 ve aylık yüzde 1.10 idi. Yüzde 1’in altı ve üstü bu kadar bir fark yaratabiliyor demek ki. Aylık yüzde 1 faize ulaşmaya belli bir mesafe var. Almaya devam. Nasıl olsa müteahhitler de yandaki tablodan izlenebileceği gibi inşa etmeye devam ediyorlar. Ortada konut kıtlığı olmayacak.

SONUÇ: “Gerçek acı verecekse beyaz yalanlar söyle.” İngiliz atasözü

Yukarı