TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bastık paraları konuta hiç kalır mı tasarrufa

 

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dün Forum İstanbul toplantısında iç tasarrufların mutlaka artırılması gerektiğinin altını çizdi ve şunları söyledi: “İç tasarrufa dayanmayan bir büyüme modeli dış tasarrufların sürekli olarak ülkeye cezbedilmesini mecbur kılan bir büyüme modeli haline geliyor. Onu fiilen yaşıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’nin dış tasarrufları cezbetmeye devam etmesi olmazsa olmaz bir şart. Mevcut refah seviyemizi korumak ve bunu daha da yükseltmek istiyorsak, Türkiye’ye sürekli olarak yeni finansman girmesi gerekiyor... Makroekonomik istikrardan asla taviz veremeyiz, orada marjımız yok. Cari açığı olan ve ülke dışından finansmanla ekonominin çarklarını çeviren bir ülkenin makro politika tercihi sınırlıdır.”

Bu sözlerin altına biz bazı rakamları ekleyelim.

■ Uluslararası yatırım pozisyonuna göre 2014 sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam yükümlülüğü 661 milyar dolar. Yani yabancıların bu ülkedeki yatırımları ve alacaklarının toplamı bu kadar. Yurtdışındaki varlıklar ise 230 milyar dolar. Buna göre 431 milyar dolar uluslararası yatırım pozisyonu açığımız var.

■ Yükümlülüklerimiz içinde doğrudan yatırım tutarı 169 milyar dolar. 192 milyar dolar da portföy yatırımı olarak gelmiş.

■ Ticari krediler, krediler, mevduat ve efektifler olmak üzere 300 milyar dolarlık bir kaynak daha almışız.

■ Sonuçta borç veya yükümlülük toplamı 2014 sonunda 661 milyar dolara çıktı. 2002 sonunda rakam 148 milyar dolardı, artış 513 milyar dolar.

Bu rakama paralel olarak 2002 sonunda 129.5 milyar dolar olan dış borçlar 2014 sonunda 402.4 milyar dolara ulaştı. Milli gelire oranı ise 2002’de yüzde 56’dan 2008’de yüzde 38’e kadar düşmüşken 2014’te yeniden yüzde 50.3 düzeyine çıktı. Yüzde 50 borçluluk oranı 2002’den sonra en yüksek düzeyine ulaştı.

■ Bu dönemde dışarıdan borçlanma özel sektör üzerinden yapıldı. Özel sektörün 43 milyar dolar olan borcu 239 milyar dolar artışla 282 milyar dolara yükseldi. Doların değerlenmesiyle son dönemde ekonominin önündeki en önemli sorun olarak ortaya çıktı.

■ Bütün bu rakamlar, 402 milyar dolarlık dış borç veya 431 milyar dolarlık uluslararası yatırım pozisyonu açığına karşılık milli gelirimiz 800 milyar dolar kadar. GSMH’nın yarıdan da fazlası bir açıkla karşı karşıyayız. Bu tablo ekonomik açıdan dışarıya aşırı bağımlı ve riskli bir yapı oluştuğunun da net bir göstergesi.

■ Zaten bu yapı nedeniyle, küresel likiditenin çok bol ve çok ucuz olduğu dönemden en çok yararlanan ülkeydik. Şimdi bu likidite azalıyor ve dolar değerleniyor. Bundan da en çok etkilenen ekonomi oluyoruz. Rüzgârdan kaçamıyoruz. Nitekim bunun böyle olacağını IMF, Dünya Bankası, BIS, IIF ve reyting şirketleri gibi uluslararası kuruluşlar daha önceden rapor ettiler.

■ Türkiye’nin bir yıl içinde ihtiyaç duyduğu dış kaynak veya döviz bazındaki kaynak miktarını TCMB 202 milyar dolar olarak hesapladı. Böyle bir rakamın hemen her yıl çevrilmesi, paranın bulunup borçların ödenmesi ve yeni borç alınması gerekiyor. Bu açıdan da Bakan’ın vurguladığı gibi, makro ekonomik istikrarın korunması yanında finansal istikrar, fiyat istikrarı ve açık piyasa ekonomisi politikasının sürdürülmesi zorunlu.


KREDİLİ KONUT ALMA 7 YIL TASARRUFTAN EDER

İç tasarruflar ne ölçüde artırılırsa, dış kaynağa zorunluluğumuz da o ölçüde azalır. Ancak halkımızın tasarruf etme eğilimi düşük. Çünkü “dünyada mekân, ahirette iman” diyerek konuta yatırım yapmaya tüm hızıyla devam ediyor. Tasarruflar veya servetler konuta gidiyor. Gidiyor ki, mart ayında konut satışları yüzde 32.5, konut kredisi ile alımlar yüzde 85 arttı. Bugün alınan konutun kredisi ortalama 7 yılda geri ödeniyor. Hanehalkının en azından 7 yıllık tasarruf etme ve başka alanlara harcama yapma yeteneği kısıtlanıyor.

Türkiye şartlarında konut edinme parayı iyi bir şekilde değerlendirmedir. Ama sonuçta konut bir finansal tasarruf değildir, reel bir yatırımdır. Konut satışlarının rekor düzeye çıktığı bir dönemde de iç tasarrufları artırmak bu nedenle çok zordur. İç tasarrufları artırmadığımız sürece de, dış finansmana bağımlılıktan kurtulmanın yolu yoktur.

■ Tasarruf artışı dışında dış finansmana bağımlılıktan kurtuluşun tek yolu, onu almamak ve dışarıya net borç ödemesinde bulunmaktır. Ekonomide yaratacağı etki ise yoksullaşmadır. Bunu göze alacak bir lidere de şimdiye kadar rastlamadım.

SONUÇ: “Tırmanamayacağın ağaca heveslenerek bakma.” Japon atasözü

Yukarı