TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dolarda satış zamanı için ilk eşik seçim değil seçim anketleri

 

Hafta sonu hem TÜİK mart ayı dış ticaret hem de TİM nisan ayı ihracat rakamları açıklandı. TÜİK’e göre mart ayında ihracat yüzde 14.4 geriledi. Yılın ilk üç ayındaki gerileme de yüzde 7.5’I buldu. İthalattaki mart gerilemesi yüzde 6.1, ilk çeyrek gerilemesi de yüzde 9 düzeyinde. Dış ticaret hacmi daralıyor, dış ticaret açığı da ilk çeyrekte yüzde 12.5 ile yüksek oranda düştü.

■ TİM’in açıkladığı nisan ihracatı da yüzde 9.8 geriledi. Buna altın ilave edilerek bir ay sonra TÜİK tarafından da yeniden açıklanacak. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin verdiği bilgilere göre, yılın ilk dört ayında ihracattaki değer bazında düşüş yüzde 8.1 oldu.

■ Ama ihracat miktar bazında sadece yüzde 0.6 azaldı. Bunda da doların değer kazanması, Euro’nun değer kaybı en etkili faktör. Aynı dönemde ihracat Euro bazında yüzde 13.1 artmasına karşılık dolar bazında yüzde 8.1 düştü. Euro dolar paritesi kaybı nedeniyle yaşanan ihracat azalmasının tutarı 4.5 milyar dolar olarak hesaplandı.

■ Bir yıl önce 6 Mayıs’ta Euro/dolar paritesi 1.3971 düzeyindeydi. Oradan başlayan düşüş 13 Mart 2015’te 1.0462 ile noktalandı. Buna göre paritenin düşüşü yüzde 25.11’i buldu. Ancak o tarihten bu yana bir toparlanma meydana geldi. 13 Nisan’daki 1.0520’lik ikinci dip seviyesi de bir öncekinin biraz üzerinde kaldı. 1 Mayıs itibarıyla parite 1.1291 ile bu yılın en yükseğine çıktı. 13 Mart’tan bu yana Euro’nun dolara karşı artışı yüzde 7.92’ye vardı.

■ Euro/TL değeri de yeniden 3’ün üzerini gördü. Buraya da 2.63’ten geldi ve kısa sürede yüzde 15 kadar yükseldi. Geride bıraktığımız nisan ayında da TL’ye göre doların artışı yüzde 2.86 olurken Euro’nun yüzde 7.53’e vardı.

■ Aynı karşılaştırmayı yılın ilk dört ayına göre yaptığımızda ise dolarda yüzde 14.47, Euro’da yüzde 6.13 artış görüyoruz. Sepet kur ise nisanda TL’ye karşı yüzde 5.28 arttı.


■ Doların ivme kaybına karşılık Euro’nun güçlenmesinin ihracat üzerindeki düzeltici etkisini de herhalde mayıs ayından itibaren görmeye başlarız. Zaten nisan ayında da ihracatın yüzde 14 azalmadan yüzde 8 azalmaya inmesini kısmen buna yorumlayabiliriz.

■ Dolayısıyla nisan ayında ortaya çıkan parite gelişmelerinin Türkiye lehine olduğu kesin. Doların değer artışı veya Euro’nun kaybı Türkiye’ye zarar yazarken, şimdi tersi bir eğilim var. Kaybettiğimizi belki yeniden kazanıyoruz gibi bir durum ortaya çıktı. Bu anlamda ihracatta en kötünün geride kaldığı tahmini de yapılabilir.

■ Finansal piyasalarda da bunun yansımasını henüz görmüyoruz. Çünkü 7 Haziran seçimlerinin yarattığı belirsizlik sürecinin içinden geçiyoruz. Bu nedenle Türkiye gelişmekte olan ülkelerden net biçimde negatif ayrışıyor. Bu ayrışmanın ise 2-3 hafta daha sürmesi beklenebilir.

Seçim anketlerinin açıklanması ile belirsizlik bir ölçüde veya önemli ölçüde azalabilir. Özellikle de Meclis’e dördüncü partinin girip girmeyeceğinin netleşmesi belirsizliği iyice azaltabilir.

■ Eğer bu anketler seçim sonrası için siyasi belirsizliğin süreceğini veya artacağını gösterirse bizim piyasalardaki tansiyon düşmez. Negatif ayrışmanın devamı gelebilir. Kur daha da yükselebilir. Yabancılar çıkmaya devam ederken yerlilerden güçlü satışlar gelmeyebilir.

■ Yeni dönemde Meclis’te dengeli bir dağılım ve siyasi belirsizliğin azalacağına yönelik bir algının anketlerle ortaya çıkması durumunda da, finansal piyasalarda pozitif gelişmelerin gündeme gelmesi beklenmeli. Bu durumda döviz kurundaki artış yerini yatay dalgalı hatta gerileme eğilimine çevirebilir. Satışlar için 7 Haziran sonrası beklenmez.

■ Çünkü sepet kuru 2.85’ler düzeyine çıkaran, Türkiye’yi negatif ayrıştıran asıl seçim sonrasına ilişkin beklentilerin veya karamsarlığın tavan yapmasıydı. Burada bir düzelme elbette hem yerlilerin döviz satışını artırır hem de yabacıların çıkışını azaltır. Böylece çifte etki ile kurda kayda değer bir düzelme başlayabilir.

TL’nin asıl düzeltmesi veya değer kazanma süreci ise anketlerde ortaya çıkabilecek dengeli oy dağılımının seçim sandığında gerçekleşmesi halinde görülebilir. Yani 7 haziran sonrasında.

■ Birkaç ayı bulacak bu süreçte ise doların fazla değerlenmeyeceği ve mart ayındaki tepe noktasını aşmayacağını varsayıyoruz.

 


TÜRKİYE TEK BAŞINA NEREYE KADAR GİDER?

Merkez Bankası yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda küresel finansal gelişmelere yer ayırdı. Durumu açıklayan birkaç grafiğe yukarıda yer verdik.

Bir kere dünyada ekonomiler ve finansal piyasalar arasında büyümeye dayalı bir ayrışma var.

■ ABD ekonomisinin canlanması ve buna paralel FED’in faiz artırmaya hazırlanması küresel piyasalarda oynaklığı artıran bir başka temel unsur.

■ Oynaklık artışına karşılık dünyada risk alma iştahında dramatik bir değişme yok. Grafiklerden biri bunu yansıtıyor.

■ Bir başka grafik gelişmekte olan piyasalar ile gelişmiş piyasalar arasındaki farkı gösteriyor. Gelişmekte olan piyasalar yatay dalgalı bir seyir izlerken gelişmiş piyasalar net pozitif performans gösteriyor.

■ Türkiye CDS’leri ile gelişmekte olan ülkelerin CDS’leri arasında makas iyice açılmış. Dünyada yatay seyre karşı Türkiye riski hızlı bir tırmanış içinde.

■ Yine geçtiğimiz dönemde yaşadığımız döviz kurlarındaki yükselmenin Türkiye’yi bir kez daha benzer ülkelerden kopardığını görüyoruz. Uzun süren birlikte hareketin ardından son aylarda dolara karşı TL değer kaybederken, gelişmekte olan ülke kurları değerlenmiş.

■ Bir başka grafik de, yerel para birimini uluslararası sermaye hareketlerinin dalgalanmalarına bırakan tek ülkenin Türkiye olmadığını söylüyor bize. Hisse senedi ve borçlanma senedi yoluyla gelişmekte olan ülkelere sermaye akımı ne zaman hızlanıyorsa bu ülke paraları da değerleniyor. Sermaye hareketlerinin kura etkisi açısından Türkiye yalnız değil. Ama son dönemdeki negatif ayrışmada da yanında kimse yok. Tek başına kalmış durumda.

■ Tek başına hareketin sürebilmesi veya uzayabilmesi için arkasındaki hikâyenin güçlü olması gerekiyor. Eğer hikâye güçlü değilse, tek başına hareketin kısa vade dışına çıkması mümkün değil. Birkaç haftaya Türkiye’yi ayrıştıran nedenlerin gücünü test edeceğiz. Ya güçlü olduğunu anlayacağız ya da tek başına hareketin temelsiz olduğunu.

SONUÇ: “Rüzgâr yoksa daIga da yoktur.” Çin atasözü

Yukarı