TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekonomi durgun enflasyon canlı

 

Yılın ilk çeyreği için beklenen büyüme oranını Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci dün yüzde 1.5 olarak açıkladı. İç talep zaten zayıftı, üzerine ihracattaki düşüşler ile nispeten zorlu kış koşulları geldi. Yüzde 4 büyüme beklediğimiz bir yılın ilk çeyreğine iyi başlayamadık. Neyse ki konut ve otomobil satışlarındaki canlanma durumu biraz kurtarıyor.

Büyüme düşmesine düştü, iç talep durgun, çek ve senetlerin ödemesinde vadeler uzuyor ve aksamalar artıyor olmasına karşılık enflasyon durmuyor, hatta canlanıyor.

YARIDAN FAZLASI GIDADAN: Dün açıklanan nisan ayı verileri yine beklentilerin üzerinde yüksek çıktı. Yüzde 1.63’lük nisan ayı tüketici fiyat artışı geçen yılın aynı ayının üstünde çıkınca yıllık enflasyon yüzde 7.91’e yükseldi. Halbuki nisan-mayıs aylarında enflasyonun yüzde 5’li rakamlara kadar inebileceği tahmin ediliyordu. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı “yılın ilk aylarında kuvvetli düşüş” bekliyordu. Ama olmadı. Düşüş sadece ocak ayında yaşandı. Sonraki üç ayda enflasyon yükseldi ve 4 aylık dönemde yüzde 4.71’e ulaştı.

Geçen yılın ilk aylarında yüksek olan enflasyon rakamlarının üzerine bu yıl düşüş sağlamak kolayken bu fırsat kullanılamadı.

Bir de 45 dolara kadar inen petrol fiyatlarının, düşen enerji ve hammadde fiyatlarının pozitif etkisi de bu dönemde heba edildi.

2007 ve 2011’de olduğu gibi genel seçimlere düşen bir enflasyonla gitmek varken, artık yükselen bir enflasyon ortamında gidiyoruz. Bu kez olmadı.

YÜKSELİŞİN NEDENLERİ: Bunun bir nedeni kur artışı. Yurtdışı ve yurtiçi siyasi gelişmelerin etkisiyle kurların artışı enflasyonu yükselmeye zorluyor. Henüz kurlarda yatay ve düşen, istikrarlı bir eğilimi yakalamış değiliz. Etki devam edebilir.

Bir başka neden kış koşullarının seraları tahrip etmesi ile meyve sebze üretimini azaltmasıydı.

Ancak enflasyonun bu aylardaki en büyük artış nedeni, gıda fiyatlarının üretim azalmasının çok ötesinde yükselmesiydi. Yılın 4 ayında gıda fiyatları yüzde 10.60 arttı. Bu artış genel enflasyonun iki katından fazla. Hatta 4.71’lik TÜFE’nin 2.57’si gıda ve alkolsüz içeceklerden kaynaklanıyor. Bu da enflasyonun yüzde 55’i demek. Halbuki gıdanın enflasyon sepetindeki ağırlığı yüzde 25. Ağırlığının iki katını aşan bir katkı ile karşı karşıyayız.

Merkez Bankası uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemlerin çekirdek enflasyonu olumlu yönde etkilediğini belirtiyor ve ekliyor: “Küresel piyasalardaki belirsizlikler ve gıda fiyatlarındaki artışlar para politikasındaki temkinli yaklaşımın sürdürülmesini gerektirmektedir. Gıda Komitesi’nin alınmasını önereceği önlemler gıda enflasyonunun düşürülmesine ilave katkı sağlayacaktır.” Bu anlamda top Gıda Komitesi’nde ve yapacağı önerilerin uygulanmasında.

Merkez Bankası’nın bir araştırması da gıdada perakende halkasının ekstra fiyat artışlarına yol açtığına işaret ediyor. Araştırmayı yapanlar, yürürlüğe giren yeni Hal Yasası ile toptan fiyatların yüzde 20 gerilediğini, ancak bunun tüketici fiyatlarına yansımadığını belirlemiş. Bu bir rapor halinde yayımlandı ve son olarak Enflasyon Raporu içinde bir kutu olarak ayrı bir özetlemesi yapıldı.

KİM NEYİ BEKLİYOR: Gıda Komitesi ise hâlâ başkanını ve hükümeti bekliyor. Hükümet de seçimi. Bu arada olan özellikle aile bütçesi içinde gıda harcamaları yüksek pay alan düşük gelirli ailelere oluyor.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise “Merkez Bankası’nın bu ayki toplantısında faizleri sabit bırakmasını beklediğini” açıkladı. Yani ilk defa Merkez Bankası’ndan faiz indirimi istenmiyor. Faiz bir yana hükümetten asıl beklenen Gıda Komitesi’ni çalıştırması ya da hiç öyle komiteden öneri gelmesini filan beklemeden önlemleri alması. Herkes ağrıyan dişini bilir. Hükümet de alır önlemini geçer.

SONUÇ: “Geç varmak hiç varmamaktan iyidir.” İngiliz atasözü

Yukarı