TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Türk Lirası’nın iki ayrı dünyası

 

Mart ayındaABD Merkez Bankası’nın (FED) müdahalesi ile hızı kesilen ve iki ayda yüzde 7 değer kaybeden dolar yeniden toparlanmaya başladı. Dolar Endeksi, 100 değerinden mayıs ortasında 93.1’e düştü. Son iki haftada ise yüzde 4.5 toparlanarak 97.2’ye yükseldi.

■ Doların bu hareketi FED ve Avrupa Merkez Bansası’nın (ECB) çizdiği sınırlar içinde gerçekleşiyor. FED pariteye 1.05’te, ECB de 1.15 sınırında müdahale etti. 1.05’ten 1.15’e giden ve oradan dönen parite 1.08-09 düzeyinde, kendisine çizilen bandın orta yerlerinde seyrediyor.

■ Doğal olarak dolardaki oynaklık da, değer kaybı ve ardından gelen değer kazanımı da, Türkiye’ye yansıyor. TL karşısında dolar dün 2.6660’a kadar yükseldi. Böylece 24 Nisan’da 2.7428 ile rekor değerine yükselen dolar 21 Mayıs’ta 2.5570’e kadar düştü. Buradaki kaybı yüzde 6.8’e vararak doların kendinden sonra gelen Büyük para birimine karşı yaptığı yüzde 7’lik değer kaybını yakaladı. 21 Mayıs sonrasında dolar TL karşısında yüzde 4.2 artarken bu aynı zamanda Dolar Endeksi’yle paralel bir seyir izledi.

■ Ama gelişmekte olan ülkelerin kurları, TL kadar veya dolar kadar oynaklık göstermiyor. Son yıllarda TL’nin oynaklığı arttı ve gelişmekte olan ülke kurlarına göre dolara karşı değer kaybı da büyüdü.

■ Bitişikteki Merkez Bankası tarafından hazırlanan bir grafik bunu açıklıyor. Grafikte gelişmekte olan 13 ülkenin kurları yer alıyor. 2011 yılının kasım ayı değerleri 1 kabul edilmiş. Üstteki kalın çizgi TL’yi, altaki kesik çizgi gelişmekte olan ülkeler ortalamasını temsil ediyor.

■ Hemen belirtelim ki, hem Türkiye hem de diğer gelişmekte olan 13 ülkenin kuru Mayıs 2013’e kadar yatay ve birbirine paralel seyretmiş. Hatta 1 kabul edilen Kasım 2011 değerleri Mayıs 2013’e kadar değişmemiş, 1.5 yıl yatay bir seyir izlemiş. Bu da gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun daha yüksek olduğu dikkate alınırsa para birimlerinin değerlendiğini gösterir bize.

Mayıs 2013 ile birlikte yatay hareket yerini yükselişe bırakmış. Yani bu paralar karşısında dolar yükselişe geçmiş ve bu eğilim halen de sürüyor. En azından TL için böyle bir durum geçerli.

■ Çünkü gelişmekte olan ülke kurlarını temsil eden kesikli çizgiye bakınca Mart 2015 ortasından bu yana kırıldığını, doların gerilediğini ama bu gerilemenin son zamanlarda durulduğunu söylemek mümkün. TL ile gelişmekte olan ülke kurları arasında bir makas oluşuyor ve makas da giderek açılıyor.


■ Benzer bir açılma aslında Eylül 2013 sonrası başlamış ve TL belirgin biçimde gelişmekte olan ülke kurlarından olumsuz yönde ayrışmıştı. Mart ortasından bu yana ayrışma yeni aşamaya geldi.

■ Dolayısıyla TL’nin değer kaybı yeni değil, hemen her şeyin doruk noktasına çıktığı Mayıs 2013’ten beri sürüyor. Bu yolda yalnız da değil. Diğer gelişmekte olan ülkeler de aynı yolda. Tek fark var, TL en önde gidiyor.

Bunda da, gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye’nin cari açığı en yüksek ülke olması etkili. Ama aynı zamanda dış borç ödemeleri yoğun. Cari açık dahil yılda çevrilmesi veya finanse edilmesi gereken dış kaynak tutarı 202 milyar dolar. Bu rakam da gelişmekte olan ülkeler içinde en yüksek olan tutar.

Zaten dış finansmana bağımlılığın yüksek oluşundan dolayı Türkiye, FED’in parasal sıkılaştırma yapacağı dönemden en çok etkilenecek ülkelerin başında geliyordu. Şimdiye kadar parasal genişleme durduruldu, ama sıkılaştırma henüz başlamadı. Zamanlama ve dozunun konuşulmasının etkisini yaşıyoruz. Bu etkiyledir ki, Mayıs 2013’e kadar olan dönem başka, sonrası daha başka bir dönem. Kurlarda yükselmenin bir nedeni seçimse diğer nedeni de FED etkisi ve Türkiye’nin dış finansmana bağımlılığıdır.

SONUÇ: “İlk baltayı yer yemez düşen ağaç, kötü bir ağaçtır.” Alman atasözü

Yukarı