TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borç tuzağından kurtuluşun resmidir

 

Hükümet makroihtiyati önlemler çerçevesinde aşırı tüketimi ve boçlanmayı kısıtladı. Son dönemde artan kur, dövizi olan hanehalkının tasarrufunu yükseltti. Borcun varlıklara oranı ise geriliyor

Hanehalkının borçlanması hız keserken, finansal varlıklarında döviz kurunun yükselişi ile artış meydana geldi. Böylece büyümenin yavaşladığı ve yüzde 3’ün altına indiği bir dönemde hanehalkının borçluluk oranı iyileşiyor. Merkez Bankası’nın 6 ayda bir yayımladığı Finansal İstikrar Raporu’nda hanehalkının finansal sisteme olan borcunun 21 milyar lira artışla 410 milyar liraya yükseldiği görülüyor. Artış oranı yüzde 5.3’le ılımlı düzeyde.

-Artışın en önemli nedeni konut kredilerindeki 10 milyarlık artıştan kaynaklandı. Mart sonunda halkın bankalara 145 milyar liralık konut kredisi borcu bulunuyor. Konut alımları veya satışları son aylarda oldukça yüksek.

-Hanehalkı borcunu artıran ikinci büyük kalem ise ihtiyaç kredilerindeki 10 milyar liralık artış. Kredi kartları taksitlerine sınırlama getirilmesinin etkisi büyük. Zaten kredi kartı kullanım tutarı 2 milyar lira daha azalarak 78 milyar liraya düştü. Hükümet, 2014 yılı başında makroihtiyati önlemler çerçevesinde tüketimi ve aşırı borçlanmayı kısıtlayan önlemler almıştı.

-Tasarruf tarafında ise artan döviz hesapları ve yükselen dolar sayesinde hanehalkının finansal varlığı büyüdü. Merkez Bankası verileri mart sonunda finansal varlıkların 6 ay öncesine göre 68 milyar lira veya yüzde 8.6 arttığını gösteriyor. Borçların tasarruflara oranı ise buna paralel gerileyerek yüzde 48.2’ye indi. 6 ay önceki döneme göre iyileşme 1.5 ve 2013 sonuna göre de 6.5 puan kadar. Bu da hanehalkının borçlanmasında en tehlikeli dönemin aşıldığını gösteriyor.

-Bitişikte hanehalkının finansal varlık ve borçlarının son 10 yıllık dökümünü çıkardık. Borçlar, Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu verisi. Varlıkların hesaplanmasında ise yıllar ve raporlar arasında farklılıklar mevcut. Dolaşımdaki para varlık sayılırken vadesiz mevduat zaman zaman sayılmamış. Hisse senedi portföy tutarı da düşük alınıyor. Bu nedenlerden dolayı biz tasarrufları kendi derlediğimiz rakamlarla hesaplamayı tercih ettik. Merkez Bankası’ndan daha yüksek bir rakam bulduk.

-Buna göre borçların varıklara oranı yüzde 30 oluyor. 10 yıl önce bu oran yüzde 13 idi. Hatta 2002 yılına gittiğimizde oran yüzde 5 ve hızlı borçlanmayla 2011’de yüzde 32’ye çıkılıyor. Ondan sonra da önce bir durulma ve yatay gidiş, ardından ise kısmi bir gerileme meydana geldi. Bizim hazırladığımız seride de borç varlık oranı geriliyor. 2012 sonundan bu yana 3 puanlık bir iyileşme dikkati çekiyor.

-Hanehalkının borçluluk yönünden durumu fena değil. Tam bir borç tuzağına düşmekten kurtulmuş gibi. Döviz üzerinden borçlanması da 2009’da yasaklanmıştı. Bireylerin bankalarda 100 milyar doları bulan döviz hesabı da var. O bakımdan da rahat, hatta kurun yükselmesiyle parasına para katıyor.

-Tehikeli durumda olan ise reel sektörün yüksek dış borç yükü altında olması. Dövizdeki açık pozisyonu 170 milyar dolar civarında. Bu nedenle de kurun yükselmesi şirketlerde tansiyonu yükseltirken bireylere kâr yazıyor.

ÇİN İÇİN ENDİŞE ETMEYE GEREK VAR MI?

Geçen hafta küresel piyasalarda en dikkat çekici gelişme Çin’de yaşandı. Çin Borsası son iki günde yüzde 12.4 ile sert düştü. Borsanın işlem hacmi patladı ve New York’u bile geride bıraktı. Sert satış veya düşüş tek başına ürkütücü ve dünya borsaları için de adeta bir siyah kuğu. Ancak ekonominin gidişi, piyasanın geçmiş eğilimleri ve dünya ile oluşan makası dikkate alındığında o kadar da endişe edilecek bir durum yok gibi.

-Çünkü Çin Borsası’nın uzun dönemli eğilimine bakınca bir gerçek çıkıyor ortaya. Küresel kriz öncesi iki yılda bu borsa yüzde 513 gibi inanılması güç bir artış gerçekleştirdi. Ardından krizde diğer borsalarla çöktü. Şanghay Borsası’nın düşüşü yüzde 72.8 ile ortalama dünya borsalarının yüzde 60’lık kaybının üzerinde gerçekleşti.

-Bu çöküşün ardından Mart 2009 sonrası toparlanma döneminde borsaların pek çoğu kriz öncesinin en yüksek düzeyini bile aştı. Bunda ABD’de, Avrupa’da ve Japonya’da parasal genişlemelere gidilmesinin ve faiz oranlarının tarihsel olarak en düşük düzeylere indirilmesinin rolü büyük. Çin Borsası ise görüldüğü gibi, bu dönemi adeta uykuda geçirdi ve 2014 ortasına kadar yatay bir eğilim içindeydi.

-Ne olduysa son bir yılda oldu. Geçen yılın mayıs sonundan beri Çin Borsası yüzde 150 primle en çok artan borsa oldu. 28 Mayıs’ta 4.986 puana dayanmasına karşılık rekor düzeyi olan 6.124 puanın hâlâ altında bulunuyordu. Burada sistemin fonlanmasını engelleyen önlemler satışları tetikleyici olabilir ama asıl faktör yüzde 150 artışın ardından kâr realizasyonu ihtiyacıdır.

Yukarı