TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Gelecek korkusu yoksa tasarruf artmaz

 

Yurtiçi tasarrufların düşüklüğü, Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunlarından biri. Reel yatırımları kendi kaynaklarımızla finanse edemiyoruz. Milli gelirin yüzde 20-25’i arasında sabit sermaye yatırımının finansmanının bir kısmı için dış kaynaklara başvurmak zorunda kalıyoruz. Dış borç alıyoruz ve cari açık veriyoruz.

■ Yurtiçi tasarrufların milli gelire oranı yüzde 14 düzeyinde. Gelişmekte olan ülkelerin ortalaması yüzde 31. Bunun yarısına bile yetişemiyoruz. Tasarrufları artırmak için bireysel emeklilik sistemi, yüzde 25 devlet katkısıyla özendirildi.

■ Bunun da etkisiyle 40 milyar liralık büyüklüğe ulaşan bir bireysel emeklilik fonuna ulaştık. Tasarrufların yüzde 20’lerden gerilemeyle yüzde 12.6’ya düşmesi ve oradan yeniden yükselmesinde bunun da belli bir payı var.

■ Ancak tasarrufları artırmada asıl etkili faktörün, geleceğe yönelik beklentilerin kötüleşmesi olduğunu düşünüyorum. Geleceğe güvenle bakan birinin tasarruflarını artırması zordur. Fakat hayatın da belli bir matematiği var. O da yaşlanma. İşte emeklilik sistemi burada lazım ve bu nedenle ilgi görüyor.

■ Bunun yanında yaşlılığın sigortasının çocuklar olarak görüldüğü bir kültürden geliyoruz. Çocuk sayısı da fazla. Bu da insanları yaşlılık için birikim yapmaya yeterince teşvik etmiyor. Öncelik zaten çocukların masraflarını karşılamada.

■ Geleceğe yönelik kötüleşen beklentilerin tasarrufları artırmada asıl etken olduğunu gösteren bir araştırma da, ING Bank’ın “Tasarruf Eğilimleri Araştırması” oldu. Üç ayda bir hazırlanıp yayınlanan bu araştırmanın 2015 ilk çeyrek sonuçlarına göre, tasarruf edenlerin oranı 2 puan arttı ve 2014’ün son çeyreğindeki yüzde 11.5’ten yüzde 13.2’ye çıktı.

■ Bitişikte yer verdiğimiz çalışmada tasarruf edenlerin oranının yükseldiği ve düştüğü dönemler çok dikkat çekici. Araştırmayı yapanlar Tüketici Güveni Endeksi ile tasarruf oranını karşılaştırmış. Arada tersine bir ilişki var. Tüketici güveninin düştüğü dönemler ile tasarrufların arttığı dönemler tam bir çakışma halinde.

■ Mesela 2012 yılı boyunca böyle bir eğilim çok net. 2013 karışık bir seyir izlemiş. Son dönemdeki tasarruf artışını ise tüketici güveninde 2009 sonrasının en düşük düzeyine inilmesi izlemiş.

■Tüketici güveninin yükseldiği dönemler ise konutun, gayrimenkulün, otomobilin satın alındığı ve bunun için tasarrufların harcandığı ve borçlanmaya gidildiği dönemler. Doğal olarak da tasarruflar geriliyor.

SONUÇ: “İnsanları harekete geçirmek için iki manivela vardır. Menfaat ve korku.” Napolyon

Yukarı