TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Tüketici güveni yok, tüketimin kendisi var

 

Tüketici Güven Endeksi 2009 krizinden beri en düşük düzeyinde. Normali 100 civarında olması gerekir. Bunun altı daralmayı, üstü ise artışı ifade eder. Ancak bizim endeksin bazı çok yüksek. Onun için başlangıç kabul edilen 2004 değerini bir daha yakalayamadı. Ekonominin yüzde 9.2 ve 8.8 büyüdüğü iki yılda da böyle oldu. Bence endeksin baz yılı değiştirilirse normalleşme sağlanabilir.

Ancak son aylarda gerileyen ve 64’e kadar inen tüketici endeksini nasıl yorumlayacağız? Bu değerler küresel kriz sonrasının en düşük düzeyi. Bu endeks TÜİK tarafından hazırlanıp yayınlanıyor. Ancak CNBC-e’nin Tüketici Güven Endeksi de aynı doğrultuda çıkıyor.

■ Halbuki ekonomide böyle bir durum söz konusu değil. Bunu rakamlar söylüyor. Otomobilde ve konutta rekor satışlar yapılıyor.

■ Dün de ilk çeyrek büyümesi yüzde 1.6 beklentiye karşılık yüzde 2.3 çıktı. Bu büyüme de iç tüketim artışından kaynaklandı. Tüketimin büyümeye katkısı yüzde 3 olurken kamu harcamaları, ihracat ve ithalattan ise büyümeye negatif katkılar geldi. Zaten ihracatta çift haneli daralmaları yaşamıştık. Sürpriz olan iç tüketimdeki artış. Yılın ilk çeyreğinde yurtiçi yerleşiklerin tüketimi yüzde 4.5 arttı. Bu rakam da 2013 son çeyreğinden sonraki en yüksek rakam oldu.

■ Ne oluyor, anketlere “Tüketmeyeceğim” diyenler, dönüp tüketimini mi artırıyor? Sanmıyorum. Tüketicinin anketleri yanıltmak için özel bir çabası olmasının herhangi bir nedeni olamaz. Bu kadar dağınık tüketicinin aynı yönde mesaj vermesi için aralarında anlaşması gerekir ki, böyle bir şey de mümkün olamaz. Birbirlerini bilmiyor ve tanımıyorlar bile.

■ O zaman durum, seçim öncesi koşullarının ortaya çıkardığı bir durum. Daha çok da satıcıların tüketicileri almaya ikna ettiği bir dönem yaşadık gibi geliyor bana. Konut alımı veya seçimin konjonktürünün gerektirdiği otomobil satışlarındaki patlama gibi.

■ İlk çeyrek büyümesi ile 2015 büyümesine beklediğimizden daha yüksek bir başlangıç yaptık. Ancak yıllık hedef yüzde 4. Seçim öncesinde ise beklenen yüzde 3 civarında bir gerçekleşmeydi. Şimdi bunun da altına inilecek gibi.

■ Çünkü önce koalisyon hükümeti kurulacak. Bu nedenle beklenecek. Hükümet kurulmadan ramazan başlayacak. Zaten durgun bir aydır. Ramazan bitiminde normal tatil ayı ağustosun da geçmesi beklenir. Derken eylüle geliriz. Bu ayda işe koyulsak bile yılı kurtarmaya yetmez. Sonuçta üç yıla bir vasat büyüme yıl daha ekleyebiliriz.

SONUÇ: “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” Şarkı sözü

Yukarı