TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

ÇİN İŞİ JAPON İŞİ BUNU YAPAN 2 KİŞİ


Son birkaç hafta içinde küresel finansal sistemi sarsma potansiyeli taşıyan iki önemli gelişme gündeme geldi.

- Bunlardan biri Yunanistan’ın borç krizinin büyüyerek önce Avrupa’yı etkisi altına alması ve yeni bir küresel krize yol açma ihtimaliydi. Nitekim IMF’ye borç ödenmedi, Yunanistan’da bankalar kapalı, finansal sistem kilitli. AB ile müzakere ve kurtarma görüşmeleri devam ediyor. Bu sırada borsalar düştü, gelişmiş güçlü ülkelerin faizleri düştü, diğerlerinin arttı. Para birimleri de oynaklıklar yaşadı.

- Küresel sistemi sarsma ve bir siyah kuğu etkisi gösterme potansiyeli olan diğer gelişme ise Çin hisse senedi piyasasındaki sert düşüştü. Bir yıllık artışı yüzde 160’a varmışken Şanghay Borsası’nda başlayan düşüş 8 Temmuz’da yüzde 35’e vardı. Kazancın üçte biri gitti. Çin önce Asya borsalarını ve sonunda tüm piyasaları etkiledi. Hatta emtia fiyatlarını da vurdu.

- Küresel finansal sistem çift yönden tehlike altında iken normalde değerli kâğıtlar, paralar ve sermaye piyasalarına güvenin azalması, bu nedenle fiziki yatırımların artması, bunun en başında da altının gelmesi beklenir. Çünkü altın modern piyasaların patlama yaptığı son 30-40 yıl öncesine kadar dünya para sisteminin temelini oluşturuyordu. Bir dünya parasıydı. Bu nedenle finansal piyasalara ve kâğıda güvensizliğin arttığı dönemlerde altın sığınılacak liman oluyor.

- Üstelik son gelişmeler altının yukarı yönlü yolunu açarken iki faktör daha bunu destekler nitelikteydi. Bunlardan biri altın fiyatlarının son dört yılda yüzde 40 düşmesiydi. Fiyat düşüşlerinin altının cazibesini artırması gerekirdi. Onsu 2.000 dolara dayanmışken son bir yıldır 1.130- 1.300 dolar bandında hareket eden altının ucuzlamasından dolayı belli bir talep göreceği tahmin edilirdi.

- Altın fiyatlarının yukarı yönlü olmasını destekleyen bir başka unsur ise dünya kâğıt para miktarının giderek bollaşmasıydı. Amerika parasal genişlemeyi durdurdu ancak Avrupa Merkez Bankası yeni başladı. Japonya ve Çin merkez bankaları da parasal genişleme programlarını sürdürüyor. Para bollaşırken parasının satın alabileceği altın miktarı aynı hızda artmıyor. Bunun da beraberinde fiyat artışlarını getirmesi beklenirdi.

- Bu da olmadığı gibi, aynı anda yaşanmaya başlayan Çin ve Yunanistan olaylarıyla altın fiyatları geriledi bile. 22 Ocak 2015’te 1.308 dolara kadar çıkan altının onsu 8 Temmuz itibarıyla 1.145 dolara kadar indi. Kayıp yüzde 12.4. Yakın dönemde altının artacağı yönünde baskın bir görüş de yok.

- Altını yükselme yerine düşüren iki faktör bulunuyor. En etkili olanı ABD Merkez Bankası FED’in faizi artırmaya hazırlanması. Eylül olmasa bile aralık ayında ilk artırıma gidilmesi yüksek olasılık. Bununla birlikte dolar faizleri yükselecek. Bu yükselme pek çok piyasa fiyatını etkileyecek ve normale döndürecek. Bunlar arasında altın, emtialar ve varlık fiyatları da var. Yükselen faiz altının en büyük düşmanı. Çünkü kâğıt paranın fiyatını artırıyor ve miktarını kısıyor.

- Altın bir de dolarla fiyatlanıyor ve alınıp satılıyor. Doların yükselmesi altın fiyatının yükselmesinin önündeki ikinci engel. Nitekim doların değeri son 1.5 ayda yüzde 4 arttı. Dolar Endeksi 93.5’ten 97.2’ye çıktı. Dolar faizinin artacak olması altını düşüren temel faktör. Bu nedenle de önümüzdeki dönemde altının yönü yukarı olmaktan daha ziyade aşağı doğru olabilir.




ÇİN'DE HÜKÜMETİN MÜDAHALESİ NEDEN BORSAYI KURTARMAYA YETMEZ?

Çin Hükümeti borsa düşüşüne seyirci kalmadı. Serbest piyasa mantığına ters bazı kararları 8 Temmuz’da aldı. Piyasadaki hisse senetlerinin yüzde 40’ını işlemden kaldırdı, yüzde 5’in üzerinde hisse senedi olanların altı ay boyunca satış yapması yasaklandı. Bu yapay önlemlerle perşembe gün içinde 3.373’e kadar inen Şanghay Endeksi cuma günü 3.878’e çıktı. 1.5 günde yüzde 15 sıçradı ve yüzde 35 olan kaybını yüzde 25’e indirdi.

- Çin hükümeti belki borsanın kredi piyasasında da bir çöküşü tetiklemesinden çekindiği için, piyasayı domine etti, serbestliği ortadan kaldırdı. Ancak Çin’in kendine özgü koşulları olsa da, piyasa mantığı er geç burada da çalışacaktır. Fiyatların biraz daha yukarı gitmesinin ardından yeni satışlar gelecektir.

- Hükümet çok güçlüdür, piyasaları kurar, denetler, ceza verir, hatta piyasaları kapatır. Ama piyasayı istediği yöne yönlendiremez. Bunu kalıcı biçimde yapamaz. Hükümetin istediği yönde çalışan piyasa da yoktur zaten. Dolayısıyla Çin’deki müdahale de borsayı kurtarmaya yetmeyecektir.

- Japonya borsası da ekonomiye rağmen bir piyasanın ayrışamayacağını, ekonomideki performansın üstüne çıkamayacağını veya altına düşemeyeceğini gösteriyor bize.1989 sonunda Nikkei Endeksi 38.957 puanla rekor düzeyini gördü. Banka krizi, emlak krizi, deprem derken 25 yıldır Japon ekonomisi doğru dürüst bir büyüme trendine giremedi. Borsası da bunun sonucu geriliyor.

- Hatta Shinzo Abe’nin işbaşına gelmesinden beri keskin yükselişte. Kasım 2012 sonrası 2.5 yılı aşkın zamanda Nikkei Endeksi yüzde 143 prim yaptı. 24 Haziran’dan sonra ise belli bir düşüş eğilimine girdi ve yüzde 9’luk kayba uğradı.

 - Ancak yükselen düzeyi bile hâlâ 25 yıl önceki borsa düzeyinin yarısında. 1989’a göre endeks hâlâ yüzde 46 kayıpta. Büyüme olmadan borsa performansı olmayacağına Japonya güzel bir örnek. Bu nedenle Çin Hükümeti müdahaleyi borsaya değil, yapabilirse düşmekte olan büyümeye yapmalıydı.

SONUÇ: “Yengeç, kendi kabuğuna benzeterek çukur kazar.” Japon atasözü

Yukarı