TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Üretmezsek 50 yıl sonra tamamen dışa bağımlıyız

 

Tarım Bakanı Mehdi Eker en uzun süreyle görevde kalan Tarım Bakanı. Bir çok düzenlemeye, yapılanmaya imza attı, değişimleri başlattı. Kariyerinin tümünü zaten aynı bakanlıkta yapmıştı.Bu kariyerin üzerine en uzun süre görevde bulunduğu bakanlıkla neleri yaptı neleri yapamadığını Sayın Eker’le konuştuk. 10 yılın bir bilançosunu çıkardık. Tarımda hemen her şeyi ithal etmişiz, samanı ve kurbanlıkları bile. Ama aynı zamanda ihracat da büyümüş. Sonuçta Türkiye artan nüfusunu ve artan turist sayısını tarımda dış ticaret açığı vermeden doyurabiliyor. Türkiye’nin tarımsal büyüklük sırası Avrupa’da 4. ve dünyada 12. sırada iken bugün Avrupa’da 1. ve dünyada 7. sıraya çıktık. Ama bu dönem içinde dünyada gıda fiyatları gerilerken Türkiye’de gıda fiyatları enflasyonu hızlandırıcı etki yaptı. Bunların nedenlerini Tarım Bakanı Mehdi Eker ile bakanlığın bahçesinde konuştuk.

-Üretim artmasına rağmen ve tam bu sırada dünyada gıda fiyatları gerilerken, Türkiye’de gıda enflasyonu neden arttı?

Onun sebepleri var. Maliyet, ölçek, girdiler ve diğer unsurlar rol oynuyor. Tarımda coğrafya esastır. Yeraltı ve yerüstü kaynakları, iklim, toprak ve topoğrafya tarım üretiminde belirleyicidir.

‘COĞRAFİ AÇIDAN DEZAVANTAJLIYIM’

İklim dediğiniz ısı, yağış ve rüzgardır. Toprağın bileşimi, organik madde mikarı, derinliği önemlidir. Ancak yağış alınca organik madde çok oluyor. Topoğrafyada yeryüzü şekli, denizden yüksekliği, eğilimi, güneye mi kuzeye mi baktığı, gördüğü güneşli gün sayısı önemlidir. Benim toprağımda organik madde miktarı az, yağış az. Coğrafi açıdan dezavantajlıyım. Verimliliği artırmam için gübre kullanmam lazım. Gübrenin tamamını dışarıdan alıyorum. Çünkü Türkiye’de üretilenin de yüzde 98’i dışarıdan ithal edilen maddeyle yapılıyor. Petrol dışarıdan, tarımsal ilaçlar dışarıdan, makineler dışarıdan. Yüzde 100 yerli üretebildiğin traktör var mı? Bütün bu şartlarla girdilerin büyük bölümünü dışarıdan satın alarak dünyayla rekabet edemezsin.

‘ZATEN ÜRETMEYİN BİZDEN ALIN DİYORLAR’

Ben buğdayda dönüm başına 250 kilo verim alıyorum. Başkaları iki katı alıyor. Ama ben kuru toprakta buğday üreten tek ülkeyim. Nadasa da bırakıyorum, yani iki yılda bir o ürünü alıyorum. Bırakmazsam, o 250 kilo buğdayı da alamam.

-Bunun alternatifi nedir, ithal etmek mi?

Verim düşük diye ithal etmeye kalkarsak da, bu sefer dışa bağımlılığımız giderek artar ve 50 yıl sonra tamamen bağımlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz tehlikeye girer. Dünya gıda ticaretinin yüzde 70’i dört büyük uluslararası şirketin elide. Üçü ABD’li, biri Avrupalı. Zaten üretmeyin, bizden alın diyorlar. Rekabetçi üretim için ne yapalım yani, bu coğrafyayı terk mi edelim? Elbette hayır. Bu ülke coğrafyasının gerçeklerinin farkında olarak, binlerce yıllık kültürel değerlerini bilerek, tarımda verimi nasıl daha artırırım, nasıl daha iyi bir sistem kurarım, bunun peşinde olduk. Türk tarımı için bu dönem aslında tarihi bir fırsat sundu. Eğer siyasi istikrar olmasaydı bu reformlar da olamazdı. Şans ve fırsat burada. Geldiğim yeri elbette tarih yazacak. Bu bir kritik tarih dönemecidir. Kritik bir değişim ve dönüşüm sürecidir.

DÜNYADA 5 SIRA ATLADIK

Eker, tarımsal büyüklükte 2002’de 23.7 milyar $’la dünyada 12’nci iken, 2014’de 61 milyar $’la 7’nci olduklarını hatırlattı.

"HER ŞEY YOLUNDA İSE TARIM ÖNEMLİ BİR ŞEY DEĞİLDİR"

-10 yıl süreyle en uzun görevde kalan bakansınız. Düşündüklerinizi yapabildiniz mi?

İlk amacımız tarım politikaları ile ilgili bir tasavvur, konsept ortaya koymaktı. Bunu yaparken de tarihsel bir perspektifle ve derinlikli bir analizle yapmak gerekiyordu. Tarım artık biyolojik bir üretim olmaktan çıkıp ekonomik bir üretime de dönüştü. İşin içinde artık ekonomi disiplini var. Bu da maliyet, rekabet, verimlilik, kâr, zarar, ölçek gibi kavramları işin içine sokuyor. Daha fazlasını elde etmek aşırı derecede doğal kaynak sömürüsüne gidiyor. Bir yandan doğal kaynak israfına diğer yandan ekolojik dengenin bozulmasını beraberinde getiriyor. Bu nedenle ortaya ekoloji disiplininin müdahaleleri de çıktı. Ben tarım felsefesini bu üç disiplinin kesişimi olarak tasavvur ettim. Bu tasavvuru oluşturmak, bunun kurumsallaşmasını sağlamak, regülasyonuna gitmek, uygulamaya koymak ve politika haline getirilmesi için çabaladım.

‘YOKKEN ANLAŞILIR'

-Tarımın önemi nedir?

Köylünün yaşam alanı, kentlinin gıdasıdır. Her şey yolunda giderken ve varlık içindeyken tarım insanlar için önemli bir şey değildir. Zerzevat işte denir. Bakkalda, markette yiyecek yoksa, fırında ekmek yoksa işte o zaman tarım önemlidir. Allah yokluğunu göstermesin ama tarımın önemi ve değeri ancak yokluğunda anlaşılabilen bir şeydir.

"İSRAİL TOHUMLARI YALAN VE EFSANEDİR, SINIRI KAPATSAK ÜRETİMİMİZ AZALMAZ"

-Bu 12 yılda tarımda nereden nereye gelindi?

Biz meseleye stratejik baktık. Yapılanların hiçbirisi günlük ve tesadüfi değildir. Bir stratejik tasavvurun projelendirilmesi ve uygulanmasıdır. Yapılanlarla verimliliği artırdık. Artırdık ki, bu kadar insanı, artan turisti doyurduk ve tarımda net bazda dış ticaret açığı vermedik, hatta fazla verdik. Tarımsal büyüklük olarak, 12 yıl içerisinde Avrupa’da 3 sıra, dünyada 5 sıra yükseldik. Bütün bunlar verimlilik artışı ile oldu.

Mekanizasyonla oldu. Desteklerle oldu. Dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankasını kurduk. 2010 yılında Ankara’da açtık. İsteyen gelir, isteğidiği tohumu alır, üretimini yapar. İsrail tohumları, yalan, esfane. Tohum teknolojidir. İsrail tohumunu kullananlar da var. Ama bugün tohumculukta sınırları kapatsak Türkiye’nin üretiminde azalma olmaz.

"TARIM GÜNLÜK, YÜZEYSEL BAKILACAK BİR SEKTÖR DEĞİL"

-Tarımda kazanımları kaybetme riski söz konusu mu?

Felsefi olarak bakarsak eğer kazanç varsa kaybetme riski de vardır. Kazanımların ne olduğuna iyi bakmak lazımdır. Türkiye, Tarım Kanunu’nu neden 2006’da çıkarabildi? Daha önce bunu niye yapmadı veya yapamadı, iyi düşünmek lazımdır. Tarım Kanunu bir tasavvurdur. Gelecek hakkında bir vizyonunuz, fikriniz var demektir. Tarım ekonomisi Türkiye’nin önemli sektörlerinden birisidir artık. Kültürel kodları da olan önemli bir alandır, yaşam tarzıdır, hayat alanıdır. Dahası tarım ülkelerin kalıcı servet alanıdır. Günlük, yüzeysel, konjonktürel bakılacak bir sektör değildir.

Yukarı