TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Piyasalarda ve siyasette bir haftada iki farklı Türkiye

 

Suruç’taki katliama kadar öyle olağanüstü bir gelişme ve buna bağlı finansal piyasalarda fiyatlama yoktu. Elbette normal bir zamanda değildik. Belli bir tedirginlik vardı. Koalisyon hükümetini hangi parti kuracak, ne zaman kurulacak? Yurtiçinde en çok merak edilen gelişme buydu.

Yurtdışında ise hemen hemen aynı gelişmeler etkili olmaya devam ediyor. FED eylülde faiz artıracak mı? Artıracaksa bunun güçlü bir işaretini bu hafta yapılacak FED faiz kararı toplantısında verir mi? Bu sorular henüz yanıt bulmuş değil. Üstelik FED’in temmuz ayı toplantısı bugün başlıyor, yarın sonuçlanacak. Açıklama tarihi yaklaştıkça piyasalara etkisi de büyüyor. Dün küresel piyasalarda hava bu nedenle bozuktu. Avrupa borsaları yüzde 1.6 düşüşteydi. Diğer gelişen ve gelişmiş borsalar da öyle.

Çin sürüden ayrı gibi. Bir yılda yüzde 160 artışın ardından 12 Haziran sonrasında yüzde 35 gerileyen Şanghay Borsası, Çin hükümetinin aldığı önlemlerle 8 Temmuz’dan bu yana toparlanıyordu. Yüzde 24’ü bulan tepki yükselişi dün yeniden sert düşüşle kesildi. Şanghay Borsası’nın bir günlük düşüşü yüzde 10’a vardı.

 

TÜRKİYE İÇİN NEGATİF AYRIŞMA:

Bütün bunların üzerine Türkiye için jeopolitik riskler gerçekleşmeye başladı. 20 Temmuz’da Suruç katliamı ile başlayan olaylar Türkiye’nin Suriye ve Irak’a hava müdahalesi ile sürüyor. NATO olağanüstü toplantıya çağrıldı. Doğu ve Güneydoğu’da terör olayları bir anda tırmandı. Sanki 1990’lı yılların ortamına geri döndük bir anda. Butün bunlar da bir hafta içinde oldu.

- Bizim piyasalar da bu olanları fiyatlıyor veya olaylara ayak uyduruyor. Borsa dün birinci seans itibarıyla son bir haftada yüzde 5.1 değer yitirdi. En önemlisi de döviz TL’ye karşı yüzde 6 yükseldi. 6 işgününde yüzde 6 artış. Döviz kuru sepet bazında dün 2.9246 ile 8 Haziran değerinden sonra ikinci en yüksek düzeyine çıktı. İş bu kadarla kalsa sorun değil.

- Ama kazın ayağı öyle değil. Çünkü kuru tetikleyen jeopolitik olaylar hemen bıçakla kesilecek gibi görünmüyor. Olaylar tırmandıkça piyasalarda bozulmanın ve Türkiye’nin diğer ülkelerle ayrışmasının devamı gelebilir.

 

YENİ SEÇİM SERT FİYATLANIR:

Dahası bir koalisyon hükümeti kurmaya çalışıyorduk. Ama öyle bir ağır çekim kuruluş çalışmaları gördük ki, bu konudaki umutlar da bitti gibi. Zaten seçim kampanyasına çıkan liderlerimiz de var. Bu jeopolitik ve terör olayları sürerken bir aşamada yeni seçim kararı da çıkabilir.

- Tabii ki bu arada, seçimler sonrası yaşanan olayların seçmen tercihini ne ölçüde değiştirdiğini bilmiyoruz. Ama yeni bir seçim, ihtimaller dahiline girse bile henüz fiyatlanmış değil. Netlik ve kesinlik kazanması aşamasında sert fiyat kırılmalarına yol açabilir.

- Bütün bu olayların tam da ABD’nin faiz artırımına hazırlandığı bir döneme denk gelmesi tam bir talihsizlik. Amerika’dan başlayan faiz artırımının Türkiye’ye yansıması dış kaynağın maliyetinin yükselmesi ve miktarının azalması şeklinde olabilir.

- Zaten Türkiye’ye 2015 yılında ihtiyacı kadar sermaye girişi olmuyor. Merkez Bankası rezervlerini kullanıyoruz. Brüt rezervler düşüyor ve 100 milyar dolara doğru inmiş durumda. Dolayısıyla giderek sıkışan bir tablo ile karşı karşıyayız.

- Böyle bir tablo ekonomiyi ve piyasaları bir hayli zorlar. Çünkü dış kaynak ihtiyacı en yüksek ülkelerden biriyiz. Bu ihtiyacımızı da, cari açığı önemli oranda düşürmemize rağmen, aylardır normal sermaye akışlarıyla karşılayamaz durumdayız. Önümüzdeki dönem de, küresel koşullar aleyhimizde çalışmaya devam edecek gibi görünüyor.

-Böyle bir iç ve dış atmosfer de, kurları yükseltici yönde baskı yapar, Merkez Bankası’nı zorlar, faizler üzerinde baskı yaratır, varlık fiyatlarını düşürür ve ülkenin kredi notunu düşürücü etki yapabilir.

SONUÇ: “Bugün, dünün öğrencisidir.” Syrus

 

Yukarı