TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dolarda yaşananlar çoklu bir krizin göstergesi

 

İki hafta önce izne ayrılırken piyasaları bıraktığımız seviyeden daha kötü durumda bulduk. Çünkü siyasette, iç güvenlikte ve küresel ekonomik gelişmelerde daha iyi durumda değiliz. Bu gelişmeleri her gün teraziye koyup ölçmek mümkün değil ama finansal piyasalar reel kesimi ve gerçek hayatı iyi yansıtıyor ve çok şeyi söylüyor.

- İki hafta öncesine göre Türkiye’de büyük koalisyonun gerçekleşmeyeceği netleşti ve açıklandı. Dün akşam saatlerinde de normal bir koalisyonun olamayacağını açıklamalardan öğrendik. Artık geriye seçime nasıl bir hükümetle ve ne zaman gideceğimizi tartışmak kalıyor. Tabii ki, koalisyon kurulmalarında son dakika gelişmelerini burada istisna tutuyoruz ama iki hafta öncesine göre siyasi belirsizlik azalmadı, arttı. Bunu da fiyatlıyoruz. Dolar bu nedenle akşam saatlerinde 2.87 ile tarihi rekorunu yeniledi.

- İçinde yer aldığımız coğrafyanın riskleri de iki hafta içinde azalmadığı gibi, Türkiye içinde terör giderek tırmanıyor. Çevremizdeki risklerle birleştiğinde başta turizm sektörü olmak üzere yatırım kararlarını negatif etkileyen, tüketici ve üretici beklentilerini kötüleştiren bir gelişme bu.

- Dünyada ise gelişmekte olan ülkeler zaten en sorunlu ekonomiler grubunu oluşturuyor. Bunun ana nedenlerinden biri petrol ve emtia fiyatlarındaki tarihi düşüş. Bu ülkelerin petrol ve emtiadan başka ekonomilerini sürükleyecek sanayi üretimi ve ihracatı yeterince yok. İş petrol ve emtiaya kalınca da, durum tüm çıplaklığı ile ortada. Son bir yılda emtia endeksi CRB yüzde 32 değer kaybetti. Brent petrol fiyatı son bir yılda 104.4 dolardan 49.2 dolara indi ve yüzde 53 düştü.

- Gelişmekte olan ülkeler grubunu negatif etkileyen diğer ana gelişme ise küresel krizde bol ve ucuz paraya boğulmasının ardından kemer sıkma dönemine giriliyor olması. ABD parasal genişlemeyi durdurdu, faiz artırmaya hazırlanıyor. Dolar likiditesi de gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru yollanıyor, anavatanına geri dönüyor. Bu nedenle gelişmekte olan ekonomiler zayıflıyor, paraları değer kaybediyor, faiz oranları yükselebiliyor.

- Bu bağlamda gelişmekte olan ülke paralarının değerini ölçen JP Morgan Endeksi tarihi düşük seviyesine indi. Mesela 7 Haziran seçimleri sonrasında 8 Haziran’da TL dolar karşısında 2.8085’e düşmüştü, dün 2.87’yi gördü ve 8 Haziran’a göre yüzde 2.1 değer kaybetti. 8 Haziran’ı baz aldık, çünkü seçim etkisini yansıtan bir fiyattı. Aynı dönemde gelişen ülkelerin para birimlerinin ortalaması ise yüzde 5.3 geriledi. Bu gerilemede şüphesiz ki Çin’in para birimi Yuan’ı geçen hafta kısmı bir değer kaybına uğratması da etkili oldu.

- Aynı dönemde Dolar Endeksi’nin yüzde 1.5 değer kazanması ise gelişmekte olan ülke kurlarının değer kaybına şüphesiz yol açmıştır. Ama yüzde 1.5 değer artışına karşılık yüzde 5.3 değer kaybının meydana gelmesi, sorunun doların değerlenmesinden ziyade gelişmekte olan ülke kurlarıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Düşen petrol ve emtia fiyatları yanında sermaye akımlarının yön değiştirmesi, birkaç yıl öncesine kadar dünyada yıldızları hızla parlayan gelişmekte olan ekonomilerin bu çıkışını tersine döndürdü. Brezilya, Rusya, Çin, Türkiye, Arjantin, petrol ihracatçısı diğer ülkeler, Malezya, Avustralya, Peru, Şili gibi ekonomilerin yıldızı artık sönüyor.

- Türkiye bir emtia ve petrol ihracatçısı ülke değil, tam aksine ithalatçı konumda. Normalde böyle bir konjonktürden fazla yara almaması gerekirdi. Hatta en az etkilenen ülke olmalıydı. Ama bizim de belimizi jeopolitik riskler, yurtiçi terör, seçimle birlikte ortaya çıkan siyasi belirsizlik büküyor. 4 partili bir parlamento ortaya bir hükümet çıkarmakta zorlanıyor. Küresel konjonktürde de, siyasette de, dış politikada, ekonomide de zor günler bizi bekliyor.

- Böyle bir ortamda doların her gün yeni bir rekor kırması, sadece Türkiye’ye özgü de değil ama bize ait nedenleri de olan bir sonuç. Tıpkı bir barometre gibi, bünyenin yaşadığı zorlanmayı gösteriyor. Dolarda yaşananlar, çoklu krizin bir göstergesi.

SONUÇ: “Her rengi boyadık, bir fıstık yeşili kaldı.” Türk atasözü

 

Yukarı