TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dolar bu hızla nereye kadar gider?

 

Dolar dur durak bilmiyor. Aslında Euro da öyle. Çünkü değer kaybeden TL. Dolar dün 2.9440’a kadar çıkarak yeni bir rekora imza attı. Euro da 3.2485 ile 27 Ocak 2014 sonrasının en yüksek değerine ulaştı. Dolar ve Euro’dan oluşan döviz sepeti ise 3.0962 ile tarihi en yüksek değerine ulaştı. Döviz sepetinin TL karşısındaki son bir yıllık artışı yüzde 22.9’u buldu.

- Dolar son bir yılda 2.1610’dan 2.9440’a yüzde 36.2 oranında çıktı.

- Euro 2.8791’den 3.2485’e çıkarak TL karşısında yüzde 12.8 değerlendi.

- Olaya TL’nin değeri açısından bakarsak 1 TL 46.27 sentten 33.96 sente düştü ve son bir yılda yüzde 26.6 değer kaybetti.

- TL’nin değer kaybının önemli kısmı doların dışarıdaki yükselişinden kaynaklanıyor. Çünkü aynı dönemde yani son bir yılda dolar kendinden sonra gelen altı büyük para birimine karşı yüzde 14.3 yükseldi. Dolar Endeksi 84.735’ten 96.910’a çıktı. Yine doların gelişmekte olan 10 ülke kuruna karşı değerini ölçen JP Morgan Endeksi 86.595’ten 69.342’ye düştü. Son bir yıllık gelişmekte olan ülkeler kurundaki ortalama kayıp yüzde 19.9.

- Buna göre TL’nin 6 puana varan ekstra kaybı kendi iç nedenlerinden kaynaklanıyor. Yani doların TL karşısındaki yükselişinde işin çoğu dış nedenlerden, azı iç nedenlerden kaynaklanıyor.

Burada Türkiye kendini gelişmekte olan diğer benzer ülkelerden pozitif yönde ayrıştıramadığı gibi, negatif yönde ayrıştırmış durumda.

- Küresel bazda yaşananlar zaten gelişmekte olan ülkeleri vuruyor. Küresel çapta dolar likiditesi bu ülkelerden çekiliyor. Zaten tek başına bu, ekonomilere önemli bir darbe.

- Fakat negatif etkiler bununla sınırlı değil. Yine dünya büyümesinin düşmesi, Çin büyümesinin zayıflamasına paralel emtia ve petrol fiyatları hızla geriliyor. Petrol fiyatları 101.56 dolardan dün 48.00 dolara inerek son bir yılda yüzde 52.7 geriledi.

- Reuters’in hazırladığı CRB Emtia Endeksi 287.04’ten dün 194.92’ye düşerek yüzde 32.1 değer kaybetti. Petrol ve emtia ihraç eden ülkeler gelişmekte olan ekonomiler. Gelir kaybı ve sermaye hareketlerinin tersine dönmeye başlamasıyla gelişmekte olan ekonomilerin parlayan yıldızı da sönüyor. Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor.

 

 

HER DURUMDA TÜRKİYE İÇİN ZOR DURUM

- Art arda seçimlerin yapılması ekonomik reformların gündeme alınmasını önledi. Tam da seçim sonrasında ekonomide yeni bir başlangıç ve reformların gerçekleşmesi umulurken siyasi belirsizlik, istikrarsızlık ve muhtemelen yenilenecek seçimlerle karşılaştık.

Üzerine yurtiçi terör olaylarında patlama yaşanmasını eklemek gerek. Ortadoğu coğrafyasında yaşanan güvenlik sorunu artık Türkiye’nin de sorunu. Türkiye’nin ekstra olarak negatif ayrışmasına yol açan nedenlerde iyileşme olduğu takdirde bu elbette finansal piyasalara, kura, ekonomiye de pozitif yansır.

- Ancak gelişmekte olan ülkelerle birlikte içine girdiğimiz konjonktür değişmez. Geçmiş 10 yıla göre bu ekonomilerin büyümesi düşecek ve bu ülkelere daha az küresel sermaye gelecek. Çünkü ABD önümüzdeki dönem dolar faizini artıracak ve dolar uzun vadeli olarak daha da değerlenecek. Faiz artırma ve ABD ekonomisinin canlanma dönemlerinde doların değerlenmesini geçmişte gördük.

- Bugünlerde 100 seviyesinin hemen altında seyreden Dolar Endeksi 120-125 aralığına kadar yükseldi. Doların yükselmesi de emtia fiyatlarını çökerterek, sermaye hareketlerinin yönünü değiştirerek, ülke kurlarının değerini düşürerek gelişmekte olan ülkeleri vuruyor. Bu çerçevede doların dış değerinde meydana gelebilecek artış yüzde 20- 25 oranında sınırlı kalabilir.

- Bunun gelişmekte olan ülkeler kurlarına yansıması ise daha yüksek oranda olabilir. Çünkü bahsedilen yüzde 20-25’lik değer artışı dolardan sonra gelen altı en güçlü ekonominin para birimlerine karşı olacak. Gelişmekte olan ekonomiler daha zayıf ve küresel konjonktür de aleyhlerine dönmüş durumda. Üstelik enflasyonları da daha yüksek seyrediyor.

- İçeride hükümet kurulur, ekonomik reformlar yapılır, terör ivme kaybederse TL’nin değer kaybı da diğer gelişmekte olan ülkelerle paralel düzeye inebilir. Küresel konjonktürün etkisini yaşarız ama benzer ülkelerle negatif ayrışmaya son verebiliriz. Zor bir döneme girdik ve her koşulda bunun devamı gelecek gibi. Kendi ev ödevlerimizi yapmamız ise sadece zorluk derecesini azaltacak.

SONUÇ: “Her şey zıddıyla var.” Türk atasözü

 

Yukarı