TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Şimdiye kadar dert bizimdi bundan sonra tüm dünyanın

 

Küresel kriz 2007’de ABD’den başladı, 2008 ve 2009 merkezinde yine aynı ülke ile devam etti. Sonra yatışır gibi oldu.

2010 ve 2011’de Yunanistan, Portekiz, İspanya ile krizin bu kez Avrupa ayağı iyice canlandı. 2012 de Avrupa krizinin yatışmasıyla geçti.

Mayıs 2013’te ekonomisi nispeten toparlanan ABD parasal genişlemeyi durduracağını açıkladı. Normalde dünyanın en büyük ekonomisinin krizden çıkmasının etkisi pozitif olmalıydı. Ancak likiditedeki daralma bazı ülkelerde siyasi ve ekonomik gelişmelerle birleşince, son 2 yıldır finansal piyasalar tam bir ayrışma yaşıyor. Mayıs 2013’ten beri gelişen piyasalarda görülen yüksek oynaklıklar ve kötüleşme son zamanlarda giderek ivme kazandı. Dersin ortalık yıkılıyor. Hatta öyle ki, son günlerde buna gelişmiş piyasalar da katıldı. Krizden çıkış bile, krizin kendisi gibi geçmeye başladı.

-Çin’in para biriminde devalüasyona gitmesi ve son olarak üretime yönelik kötü gelen veriler de ana tetikleyicilerden biri. İçine girdiğimiz ortamda gelişmekte olan ülkeler çift taraflı kıskaç altına girdi. Bunlardan biri artık eskisi gibi emtia, ara malı ve enerji ithal edemeyen dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin.

-İkincisi de küresel krizde verdiği likiditeyi genişletmeyi durduran ve faiz artırımına hazırlanan Amerika. İhtimali yüzde 50’nin altına düşmekle birlikte FED eylül toplantısında bu paranın geri çekilmesi sürecini başlatabilir. Zaten bunun hazırlıkları da 2 yıl önce mayıs ayında yapılan açıklamayla başladı. Bu açıklama da gelişen piyasalar motorunun teklemesine yetti.

-Son 13 ay içinde gelişmekte olan piyasalardan çıkan net sermaye 1 trilyon dolar olarak hesaplandı. Geçen yılın haziran ayı itibarıyla son 5 yılda bu ülkelere giren toplam sermaye 2 trilyon dolara varmıştı. Son 13 ayda bunun 1 trilyon doları çıkıp anavatanına doğru gitti. Bu paranın gelirken yarattığı bolluk ve şenlik şimdi çıkarken aynı ülkeler için kıtlık ve sıkıntıya dönüştü. Geriye kalan 1 trilyon doların ne kadarının kalıcı hale geleceği bilinmiyor. Ama başlayan çıkış eğiliminin devam edeceği bekleniyor. Tabii bunun yaratacağı zorluklar da.

TL GÖRÜNDÜĞÜ KADAR KÖTÜ DEĞİL

Son 27 ayda gelişmekte olan ülkelerin kurları dolara karşı ortalama yüzde 27 değer kaybetti. Dolar kendinden sonra gelen 6 büyük paraya karşı da yüzde 12.5 değerlendi. Doların 22 Mayıs 2013’ten bu yana Türk Lirası’na karşı değer artışı ise yüzde 57.5’i buldu. Ancak tabloya TL’nin kaybı açısından bakarsak durum o kadar kötü değil. 1 TL Mayıs 2013’te 56 sentten 21 Ağustos 2015’te 34’e düştü. 27 aylık düşüş yüzde 36.5. Gelişen ülke kurları yüzde 27 düştü. Bizdeki enflasyon ise gelişen ülkeler ortalamasının yaklaşık iki katı düzeyinde.

KASIRGA GİBİ GEÇEN SON 3 GÜN

Gelişmekte olan piyasalar, gelişmiş ülkelerin izlediği politikaların sonucu negatif etkilendi ancak yaşadıkları sorunu sonunda gelişmiş piyasalara da bulaştırdı.

Mayıs 2013’ten bu yana geçen döneme 7 Haziran’da Türkiye’de seçimler yapıldığından dolayı, bunun öncesi ve sonrası diye baktık. Ev ödevlerini iyi yapan Hindistan ve Meksika gibi gelişen ükeler pozitif eğilimlerini sürdürmüş.

-Ancak gelişen ülke borsaları ortalama olarak son 27 ayda yüzde 23 düştü. Değer kaybında Rusya en başta, Türkiye ise yüzde 21 ile ortalamaya çok yakın.

-Seçimler sonrasında geçen 2.5 ayda ise gelişmekte olan borsalar ortalaması yüzde 17 gerilerken, bu kez gelişmiş borsalar da yüzde 6 değer yitirdi. Aslında gelişmiş borsaların kaybının büyük kısmı son günlerde oldu. Son 3 günde MSCI Gelişmiş Borsalar Endeksi yüzde 5.6, Nasdaq yüzde 7, S&P 500 ve Dow Jones yüzde 6, Eurostoxx 600 yüzde 6.6 düştü. Borsa İstanbul’da kayıp ise yüzde 4 ile sınırlı kaldı.

-Son 3 gün özelikle gelişmiş borsalar için tam bir felaketti. Dersin ki, ya kesin FED eylülde faiz artırıyor ya da Çin batıyor ve bütün dünyayı arkasından sürükleyecek.

-Ancak ikisi de değil. Çünkü ABD faiz artıracaksa sığınılacak güvenli liman dolardır. Bu durumda dolar niye değer kaybetsin ki? Halbuki son 3 günde dolardan kaçış bile var. Dolar Endeksi 97.078’den 94.801’e indi ve 2.3 düştü.

-Altın yükseliyor, çünkü Çin’in parasını devalüe etmesiyle para birimlerine karşı güven kaybı meydana geldi. Kaldı ki, FED tutanakları eylülde faiz artırma ihtimalini kısmen düşürdü. Doların değer kaybı, Euro’nun değerlenmesi bundan. Doların değer kaybı da altına yarayacak en önemli gelişme. Bu nedenle de altın son 3 gün içinde yüzde 4.7 arttı.

-Gelinen aşamada gelişmiş ve gelişen piyasalar ayrımının pek bir önemi yok. Çünkü fırtına gelişenlerden gelişmişlere geçti ve genele yayıldı.

-Türkiye olarak küresel yağmurdan kaçamıyoruz. Kendimizi pozitif ayrıştıracak siyasi istikrardan da yoksunuz.

Yukarı