TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Terörden kurtulursak fırsat penceresi seçim sonrasına

 

Genel seçimin yapıldığı üç ay önce terörün böylesine tırmanacağına kimse ihtimal vermiyordu. Terör beklenmedik biçimde zıpladı ve toplum olarak artık en önemli sorunumuz haline geldi. Ne doların artışı, ne seçimler, ne de ekonomik zorlukların önemi kaldı. Artık bir günde çift haneli rakamları bulan sayıda şehit veriyoruz. Kan, gözyaşı, acı karşısında sözün bittiği noktadayız.

Olaylar Türkiye’nin bir ucunda ama ateş Türkiye’nin her tarafına düşüyor. Şehitlerin ve ölenlerin, çatışmaların adresi tüm dünyada Türkiye diye anons ediliyor. Silahların konuştuğu, kanın aktığı bir yerde de ekonominin, paranın bir önemi yoktur.

Ancak ekonomisiz de olmaz. Güvenlik ön plana çıktı diye ekonomiyi hemen arka plana atamazsınız. Zaten bizzat silahlar konuştuğu, kan aktığı için ekonomi bozuluyordur, sırf bu durumu düzeltmek için bile ekstra çaba sarf edilmesi gerekmektedir.

- Türkiye’nin durumu buna örnektir. Mayıs 2013’e kadar küresel çapta Türkiye’ye gelmek, burada yatırım yapmak, olmazsa kısa vadeli sermaye getirmek çok revaçtaydı. Dışarıdan para ve sermayenin gelmesi için hem iç koşullar çekiciydi, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bir hikâyesi vardı; hem de dış koşullar sermeyi buraya doğru iticiydi.

- Böylesine çift taraflı çalışan çekici ve itici etkiyle Türkiye mesela 2012 yılında 38.5 milyar dolarlık kısa vadeli sermaye çekti.15 milyar dolar doğrudan sermaye yatırımları yapıldı. Böyle bir kaynağı ekonomisinin çarklarını çevirmek için kullandı. Döviz kuru da son derece sakindi, hatta turizm ve ihracatçılar gibi, TL’nin fazla değerlenmesinden mustarip olanlar, zarar görenler vardı.

- Bu yılın 8 ayında ise Türkiye’den net bazda para çıkışı oldu. Portföy yatırımları tersine döndü, doğrudan yatırımlar yaklaşık yarı yarıya azaldı. Dışarıda yatırım yapan yerli sermaye tutarı da giderek artıyor.

- Dolar kurunun belirlenmesini ise 2001’den beri serbest piyasaya bırakmışız. Yurda giren dövizle çıkan döviz arasında pozitif fark olunca kur düşüyor, yani TL değerleniyor, negatif fark olunca da döviz kuru yükseliyor, TL değer kaybediyor. Bu nedenle kur 2000’li yılların öncesine göre çok oynak. Sermaye hareketlerinin nisbeten istikrar kazandığı ve güçlü olduğu Mayıs 2013 öncesine göre de çok oynak.

- Ancak sorun sadece bizim sorunumuz da değil. Dolar karşısında bütün para birimleri değer kaybediyor. Bunun bir sonucu olarak dolar bugün 3 lira düzeyinde. Türk Lirası, Ukrayna ve Brezilya’dan sonra en çok değer yitiren para birimi. 2013 ortasına kadar Türkiye ne kadar moda bir ülke idiyse şu anda bunun tam tersi bir durumu yaşıyor.

 

GELİŞENLERİ BİR ÇİN ÇARPIYOR BİR FED

- Bunun bir de dış nedenleri var. Etrafımızdaki ülkelerde savaşlar, gerginlikler hiç bitmiyor. Bu durum ihracatımızı olumsuz etkiliyor. Çünkü son iki yılda güçlü ticari ilişkiler içinde olduğumuz 7 ülkeden söz ediyoruz. Bu durumu düzeltmek için yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Bu ülkelerde durumun düzelmesini beklemek gerek.

- Küresel çapta gelişmekte olan ülkelerden kaçış da yaygın. Bir yanda Çin’in yavaşlama etkisinden, diğer yanda FED’in faiz artıracak olmasından dolayı böylesine negatif bir şok içindeyiz. Bundan da kaçınamayız. Kaçınabilen de yok.

- Ancak can ve mal güvenliğini sağlamak, yapısal ekonomik reformları yapmak, ekonomiye yeni bir yol haritası çıkarmak ve bunun arkasına siyasi kararlılığı koymak bizim elimizde. Bunları yaparak çıkacak olan sermayeyi öyle çok fazla etkileyemeyiz, o yine çıkacağı kadar çıkacak. Etki ancak marjinal düzeyde kalır.

- Fakat asıl yerli yatırımcıları, üreticileri ve tüketicileri yani kendimizi pozitif etkileriz. Reel kesim güveni, tüketici güveni bunalıma girmez. Bu da zor bir dönemden geçen gelişmekte olan ülkeler arasında fazla hırpalanmamızı önler. Toparlanma dönemine gelince de, bu kez ekonomi olarak daha süratle iyileşebiliriz.

- Bütün bunlar için seçim sonrasına bir fırsat penceresi açılacak gibi. Hangi Meclis aritmetiği ortaya çıkarsa çıksın yeni hükümet süratle kurulabilir. Dolayısıyla 2016 yılını kazanmak veya ekonomide dönüşümü sağlamak mümkün olabilecek. Ama ondan da önce bir kere şu terörün bir kontrol altına alınması gerekiyor ki, seçimi sağlıklı bir şekilde yapalım ve seçim sonrasını da sağlıklı bir şekilde planlayalım. Yoksa toptan kaybedeceğiz.

SONUÇ: “Hayat, tribünden çıkıp oyuna girdiğinizde başlıyor.” P.L. Debevoise

 

Yukarı