TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dışarısı ve içerisi düzelene kadar düşük büyüme

 

Küresel para politikalarında sıkılaşmanın başlamasının finansman ihtiyacı olan ülkeleri olumsuz etkileyeceğini belirten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Türkiye gibi gelişen ülkelere sermaye akışında bir azalma olursa bunun büyümeyi olumsuz etkileyeceğini ve finans piyasalarında yeniden bir fiyatlamayı getireceğini, bu sürecin de kısmen yaşanmakta olduğunu” belirtti.

İstanbul Finans Zirvesi’nde konuşan Maliye Bakanı Şimşek, “Bu zor konjonktürde ikiz açığı Türkiye tolere edemez. İkiz açık, Türkiye için yönetilmesi zor bir resim ortaya çıkarır. Siyasi istikrarsızlık, açık ve net olarak altını çizmek istiyorum ki, ikiz açığa bir davettir. Siyasi istikrarsızlığın uzun süreli olup, bunun zamanla kamu maliyesinde tahribat yaratma potansiyeli şu an için en büyük risktir” dedi.

Mali disiplin bozulmadan büyümenin nasıl destekleneceğiyle ilgili soruya da Mehmet Şimşek şu yanıtı verdi: “Türkiye eğer cari açık ve nispeten yüksek enflasyon sorunlarıyla karşı karşıya olmasaydı, bugünkü maliye politikası bir miktar rahatlatılabilir, özellikle yatırımlara daha çok kaynak aktarılabilir veya kısa vadeli ekonomiyi canlandıracak tedbirler alınabilirdi. Fakat küresel konjonktürü ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu iki temel makro soruna etkisini dikkate almadan, maliye politikasında güçlü bir rahatlama bence ters teper. Tam aksine, maliye politikasını eğer güven aşılama açısından çipa olarak güçlü tutarsak Merkez Bankası’nın elini güçlendiririz, cari açığın daha da kötüleşmesini engelleriz. Cari açığın yönetilebilir olmasını sağlarken yapısal reform programı için kaynak ayırmış oluruz.”

- Bu yılki büyüme de yüzde 3 dolayında gerçekleşecek. Düşük büyümeye rağmen yüksek cari açık ve nispeten yüksek enflasyon yanına yüksek bütçe açığını koyma lüksü yok Türkiye’nin. Zaten içeriden ve dışarıdan negatif şoklara ve etkilere karşı ekonominin eskiye göre dirençli olmasının en önemli nedeni bütçe açıklarının düşük düzeyde tutulması ve kamu borçlanmasının düşürülmüş olması. Bu güçlü ayak ekonomiyi krize girmekten alıkoyuyor.

- Kaldı ki yüksek cari açık ile yüksek enflasyonda sınırlara dayandık. Cari açık düşüyor ama büyüme de aşağıya geldiği için, oran olarak düşmüyor ve küresel konjonktür nedeniyle finansmanı da zorlaşıyor.

- Enflasyon ise yükseliyor. Yılı tek haneli rakamlarda bitirirsek iyi olacak. Çünkü güçlü bir kur etkisi söz konusu ve bunu ağustos ayından itibaren yaşamaya başladık.

- Böyle bir ortamda iç tüketimin krediler veya taksitlendirme yoluyla uyarılması hem enflasyonu hem de cari açığı azdıracak. Burada maalesef marjımız yok. Bu da bizi küresel konjonktür değişene, ihracat kapıları açılana kadar, düşük büyümeye devam etme zorunluluğu ile karşı karşıya bırakıyor.

 

ÖNCELİK GÜVENLİK SORUNU VE SİYASİ DÜĞÜMÜN ÇÖZÜMÜ SONRA EKONOMİ GELECEK

Diyelim ki makro göstergeler izin verseydi büyümenin gazına dokunabilir miydik?

- İhracat tarafında yapılabilecekler zaten yapılıyor. En son ulaşabildiğimiz nokta burası, rekabet gücümüz bu kadar.

- Dışarıya daha fazla mal satamayacağımıza göre, iç talebi artırma yoluna gidecektik. Ama orada da tüketici güveni küresel kriz düzeyine inmiş durumda. Üretici güveni zayıflamış.

- İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince Milleyet’ten Kadife Şahin’e konuşurken “İşi gücü bıraktık, huzur arıyoruz. Canlarımız gidiyor, iktisat sorusu boş. Ülkedeki huzursuzluğun, birçok konunun önüne geçtiğini görüyorum. Ekonomimizde de ülkenin yaşadığı en öncelikli konu, güvenlik ve huzursuzluk” dedi.

- Zaten can ve mal güvenliğinin kalmadığı bir ortamda günlük yaşamın da, ekonomik faaliyetlerin de asgariye indiğini biliyoruz.

- Üstelik önümüzde bir seçim var. Önce seçimlerin sonucu beklenecek. Nasıl bir siyasi tablo ortaya çıkacağı analiz edilecek.

- Ardından hükümetin kurulmasıyla ekonomide, siyasette, iç güvenlikte ve dış politikada yol haritasının netleşmesine bakılacak. Normal iş yapma düzenine dönüp dönmeme kararı o zaman verilecek.

- Ama ondan önce de terörün nereye doğru gittiği, kontrol altına alınıp alınamayacağı belirleyici olacak.

Öncelik güvenlik sorunu ve siyaset düğümünün nasıl çözüleceğinde. Sonra küresel etkilerle birlikte ekonomideki tıkanıklığın aşılmasına sıra gelecek.

- Hem siyasette hem iç güvenlikte hem de ekonomide 2000’li yılların en zor dönemini yaşıyoruz.

SONUÇ: “Dünya sıkıntılarla dolu bir evdir.” William Faulkner

 

Yukarı