TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz neden 6 yılın en yükseğinde?

 

Henüz FED faiz artırmadı. Türkiye’de de Merkez Bankası politika faizinde bir değişikliğe gitmedi. Ancak bayram tatilinde FED Başkanı Janet Yellen “Büyük ihtimalle aralık ayı faiz artırımı için uygun” dedi. Bizim Merkez Bankası da faizde bir değişikliğe ancak FED’in atacağı adımı gördükten sonra gideceğini belli etti. Hükümetin kuruluşunu ve ekonomi yönetiminin işbaşı yapmasını dikkate alırsak, kararların aralık ayına yoğunlaşacağını söyleyebiliriz.

- Bayram tatilinin ardından açılan piyasalarda ilk gün Hazine ikinci el gösterge faizi yüzde 11.58’e çıktı. Bayram öncesine göre 20 baz puanlık artış fazla değil ama altı yılın en yükseğine çıkması önemli.

- Bunu da FED’in faiz artırımına gideceğini aralık ayına çekmesine bağlıyoruz. Yani Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren politika faizlerinde bir değişme yok ama artırımın tarihinde netleşme var. Zaten küresel piyasalarda da belli bir bozulmanın sürdüğünü gördük.

- Kaldı ki, dün gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketlerine yer vermiştik. Merkez Bankası tarafından hazırlanan bu grafik, hisse senedi ve tahvillere dayalı gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışının doruk noktasına yükseldiğini gösteriyordu.

- Öyle ki küresel krizde bu ülkelere, bol ve ucuz paraya bağlı olarak güçlü bir sermaye akışı başlamıştı. İlk sermaye çıkışına ise Avrupa krizinin yaşandığı 2011’de rastlamıştık. Bir de FED’in parasal genişlemeyi durdurmaya hazırlandığını açıklamasıyla 2013 yılında sermaye çıkışı gerçekleşmişti.

- Ancak son dönem sermaye çıkışının, gelişmekte olan ülkelerden en derin ve en şiddetlisi olduğu dikkati çekiyor. Bu ülkelerin büyüme hızının yüzde 4’e doğru inmesinin, para birimlerinde 1997-1998 Asya ve Rusya krizlerinin ardından en büyük kayıpların yaşanmasının gerisinde sermaye çıkışları yatıyor.

- Sermaye çıkışlarına ise dışarıda çeken, içeriden iten nedenler yol açıyor. ABD’nin dolar faizini artıracak olması en güçlü neden. Ama gelişmekte olan ülkelerin siyasi ve ekonomik sorunlar yaşaması da itici neden.

- FED’den kaynaklı etki de, ilk faiz artırımına kadar sürebilir. Faiz artırımı ile birlikte yol haritasının belli olması, beklentinin gerçekleşmesi, önemli bir eşiğin aşılması, faiz artırım sürecinin Mayıs 2013’ten itibaren fiyatlanmasının sonucu olarak gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskı azalabilir. En azından bu etki geçtiğimiz 2.5 yılda olduğu kadar güçlü olmayabilir.

- Bir de faiz artırım sürecinin başlamasıyla bu ülkeler de yeni döneme uyum politikalarını devreye sokabilir. Bu açıdan Türkiye seçimini yeni yapmış, hükümetini yeni kurmuş ve yeni ekonomi yönetimi ile işe koyulabilir.

- Amerikan faizlerinin yukarı gittiği bir dönemde Türkiye’deki faizlerin ancak uyum sağlaması beklenebilir. Yani tersine hareket etme lüksümüz maalesef yok. Çünkü 200 milyar dolarlık yıllık dış kaynak ihtiyacımız var. Enflasyonumuz da yüksek. Bu iki faktör olmasaydı kamu borçlarının düşüklüğü ve bütçenin sıkı tutulması daha düşük faizleri gerektirirdi.

- Dün yüzde 11.57’ye çıkınca faizin altı yıl önceki düzeyine geri dönmesinin, yani bir anda çok yükselmiş gibi görünmesinin nedeni, son 6 yılı çok düşük nominal ve reel faizle geçirmemizden, reel faizin sıfır çizgisi etrafında seyretmesindendir.

- Yukarıda 2 yıllık gösterge hazine faizinin hem ikinci el piyasa faizi hem reel faizi yer alıyor. Reel faizleri 2009 sonrasında sıfır çizgisi düzeyinde hareket ettiren de küresel krizin yarattığı konjonktürdü.

- ABD faiz artırımına hazırlanırken, bizdeki faizin kafa kaldırmasının nedeni de bu. Dolayısıyla bizim yıllık 200 milyar dolarlık finansman ihtiyacıyla sıfır düzeyinde bir reel borçlanma faizini korumamız zorlaşacak. Faiz bizim gibi ülkelerde yükselmeye aday.

SONUÇ: “Sular yükselince gemiler de yükselir.” Japon atasözü

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
29 Eylül 2015 Salı, 10:23 Misafir Abdurrahman bey, kronolojik bilgileri vermekten, söylenenleri söylemekten ziyade bunlardan bir çıkarım ve analiz yapmanızı bekliyoruz. Bence yazı stilinizi değiştirmelisiniz
Yukarı