TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İthalat düşüşü dolara baskıyı azaltır

 

Ağustos ayına ait ekonomik veriler ardı ardına açıklanıyor. Bunlardan biri gelen turist sayısıydı ve yüzde 2.9’luk azalmaya işaret ediyordu. Bu hiç de alışık olmadığımız bir durum. Turizm gelirlerine düşüş yönünde yansıyacağı kesin. Turizm geliri de bu dönemde Türkiye için hayati önemde. Çünkü cari açığımız yüksek ve küresel konjonktür, açığı yüksek ülkeleri cezalandırıyor.

- Neyse ki bu durumu fazlasıyla telafi edecek başka bir veri dün açıklandı. İhracat yüzde 2.8 gerilerken ithalatta yüzde 18.2’lik şok bir düşüş gerçekleşti. Böylesi bir gerileme en son 2009 yılında gerekleşmişti. 15.9 milyar dolara inen ithalat aylık tutar olarak en son 2010 yılı Eylül’ünde görülmüş. Yani ithalat tutarı bakımından son 5 yılın en düşüğüne indik.

- Şüphesiz ki ithalatın gerilemesi öyle sevinilecek bir durum değil. Çünkü içeride üretimin yavaşlamakta, talebin azalmakta, büyümenin düşmekte olduğunu gösteriyor. Elbette yüzde 18.2’lik gerilemenin içinde son bir yılda yüzde 30’dan fazla gerileyen emtia fiyatlarının ve enerji fiyatlarının da önemli bir payı var. Yani ithalat miktar olarak yüzde 18 kadar düşmemiştir, daha az oranda gerilemiştir.

- İthalatın gerilemesinin pozitif tarafı ise dış ticaret açığını aylık olarak 6-7 milyar dolardan 5 milyar doların altına indirmesi ve ortalama aylık 2 milyar dolarlık iyileşme sağlaması. Bu da aylık 2 milyar dolar daha az cari açık vermek anlamına geliyor. Bulacağımız dış kaynak bu oranda azalacak.

- Bu durumun döviz kuru seviyesi ile doğrudan bir ilişkisi olabilir. Dünkü kur gerilemesinde belli bir etkisi mutlaka olmuştur. Konuşulmaması etkinin olmadığı anlamına gelmez. Çünkü para kazandırıcı bilgiler piyasa tarafından önce kullanılır, sonra kamuoyuyla paylaşılır.

- Bir düşünelim, ekonomide büyüme durmuş gibi, ithalat gereği azalıyor, üzerine bir de ithal malların fiyat düşüşü ekleniyor. Ortaya aylarca sürecek bir ithalat düşüş eğilimi çıkıyor. Doğal olarak cari açık giderek azalacak. Döviz ihtiyacının azalmasına karşı, dövizin fiyatı yani kurların aylarca artmaya devam etmesi eşyanın tabiatına aykırı. Normalde etmemesi gerekir. Çünkü bizdeki kur artışının en büyük nedenlerinden biri cari açığın yüksekliği. Bu neden hafifliyorsa dövizin üzerindeki yukarı yönlü baskının da hafiflemesi beklenir. En azından bir süreliğine.

- Kaldı ki benzer bir kısa vadeli fırsat penceresi de hazine faizlerinde ortaya çıkıyor gibi.

 

TURİZM GELİRLERİNDE EN KAYIPLI İKİNCİ YIL

Turizm Bakanlığı ağustos ayı gelen turist sayısını açıkladı. Ağustos en çok turistin geldiği ay ama bu yıl böyle olmadı. Turist sayısı yüzde 2.9 azaldı. Yılın ilk 8 ayında gelen turist sayısı geçen yılın altında kaldı. Geçen yıl 25.7 milyon turiste karşılık bu yıl 25.5 milyon turiste kalındı. ‘Etrafımız yangın yeri gibi, sonunda yurtiçi terör de başladı, bu kadar azalış normal’ denilebilir. Ama sektördeki durum görünenden daha kötü. Çünkü gelen turist sayısındaki azalma yaygın, hemen hemen dünyanın her bölgesini kapsıyor. Kayıpları ise Almanya’ya yönelik özel bir uğraş ve özel fiyatlama ile kısmen telafi ediyoruz. Ülkeye en çok turist gönderen ülke Almanya’dan gelenlerin sayısı bu yıl yüzde 4.1 daha fazla.

- Ancak 8 aylık dönemde Japonya’dan gelen turist sayısı yüzde 44.6 azaldı.

- Rusya’dan gelenlerde yüzde 18 azalma oldu.

- İtalya’dan gelenler yüzde 31 düştü.

- Norveçlilerde yüzde 23 azalma meydana geldi.

- Fransa’dan ve Finlandiya’dan yüzde 16 daha az turist geldi.

- Azerbaycan’dan gelenler bile yüzde 12 düştü.

Yılın geri kalan aylarından da umutlu olmamızı gerektiren bir neden yok.

Turizm gelirlerindeki azalma ise fiyat kırmaları nedeniyle turist sayısından daha fazla olacak. Yılın ilk yarısına ait veriler turizm gelirlerinin yüzde 8.5 azaldığını gösteriyor. Yılın ikinci yarısında bu azalma devam ettiği gibi, daha da büyümeye adaydır. Bu da, 2006’daki yüzde 8.5 kaybın üzerine çıkar ki, iki büyük depremle sarsıldığımız 1999’daki yüzde 27.5’lik gerilemenin ardından ikinci büyük kayıplı yıl olur.

Dış turizmin yurtiçi büyümeyle paralel hareketi yok. İçerideki durgunluk döneminde sektörün canlı olması durumu kısmen kurtarabilirdi. Ama orada da jeopolitik riskler ve tırmanan terör olayları buna engel.

SONUÇ: “Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa ters gidecektir.” Murphy Kanunları

 

Yukarı