TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dolar artışı ekonomide her tarafı yıkıyor

 

ABD’de istihdam verisi kötünün de kötüsü geldi. Ancak likidite bağımlısı küresel piyasalar, negatif bir gelişme olan bu duruma sevindi. Çünkü bol likidite birkaç ay daha devam edecekti. Dolar düştü, dolar karşısındaki paralar ve bu arada gelişmekte olan ülke paraları değer kazandı. Avrupa’dan Amerika’ya ve Asya’ya kadar borsalar yüzde 3-4’lere varan prim yaptı. Piyasa faiz oranlarında gevşeme görüldü. Bütün bunların aynısı Türkiye’de de gerçekleşti.

- İşte doların gerilediği ve 3 TL’nin altına yerleşmeye başladığı bir günde açıklanan enflasyon, doların artışının ekonominin her tarafını sarstığını ve yıktığını görüyoruz. Çünkü doların eylül ayındaki artışı yüzde 3.7, yılbaşına göre artışı yüzde 30 oldu. Euro’nun da eylül artışı yüzde 3 ve 9 aylık artışı yüzde 20 olarak gerçekleşti. Finansal yatırım araçları arasında da en yüksek getiriyi dolar ile Euro yaptı. Dolarla fiyatlandığından dolayı altının artışı da yüzde 22’yi buldu.

- Geriye kalan yatırım araçlarında ise reel bir getiri yok denecek kadar az. Hisse senetlerinde ise yüzde 30’a varan sektör gerilemeleriyle yüksek kayıplar söz konusu. Dolardaki hızla artışın yıktığı bir yer böylece ortaya çıkıyor. Kendinden başka bir yatırım aracının prim yapmasına izin vermiyor. Kazandırdıkça da tasarruf sahiplerinin gözdesi oluyor. Bu da tasarrufların TL ile yapılması yerine dövizle yapılmasını beraberinde getiriyor.

- Dolar artışının vurduğu bir başka cephe ise döviz borcu olan özel sektör şirketleri. Şirket borçlarının yüzde 55’i dövizle. Belli bir büyüklüğe gelmiş ve yatırım yapmakta olan her şirket döviz borçlusu. Yükselen kurlar ise şirketlerin borç geri ödeme yükünü artırırken, asıl zararı bilançolara veriyor. Borç stokunu kur artışı kadar artırdığında şirketin kârı veya özkaynağı o düzeyde azalıyor. Hatta şirketler sermayesini yiyebiliyor ve batabiliyor. Kur artışının en büyük hasarının veya yıkımının borçlu özel sektör şirketleri üzerinde olacağı açık. Bunu da dolar 3 TL’nin üzerine çıkarak bir ölçüde yaptı bile. Açıklanacak üçüncü çeyrek bilançolarında bu etkiyi göreceğiz.

- Hızlı kur artışının vurduğu bir başka yer ise enflasyon. Dün açıklanan rakamlarla yıllık yüzde 7.95’e yükseldi. En çok aylık artışı gıda ve ulaştırma ile içinde altın olan “diğer” kalem yaptı. Bu artışların temelinde hep kurdaki hızlı artış var. Gıda maliyetinin üçte ikisini ithal ürünler etkiliyor.

- Kaldı ki, ihracatın gerilediği ve yurtiçinde tüketim isteğinin kriz düzeyine indiği bir dönemde üretici fiyatlarındaki artış yüzde 1.53 ile yüksek bir orana ulaştı. Bu da önümüzdeki dönemde talep artışı olduğunda üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına geçişkenliğin olabileceğine işaret. Üretici fiyat artışı maliyet enflasyonuna işaret ediyor. Sanayi için maliyet hammadde ve aramaldan geliyor. O da ithal ve karşımıza yine kur çıkıyor.

- Para politikasının etki ettiği çekirdek enflasyonda da yön yukarı doğru, hatta çekirdek yüzde 8.23 ile manşet enflasyonun dahi üstünde. Çekirdeğin bile kontrol dışına taşmasının nedeni yine doların etkisinden. Merkez Bankası ne yapsın, dolar basmıyor ki.

SONUÇ: “Yayı fazla gerersen kopar.” Ovidius

 

Yukarı