TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dış etki tamam atmosfer de değişir mi?

 

Eylül sonu itibarıyla doların nereye çıktığını veya TL’nin nereye düştüğünü Reel Efektif Döviz Kuru’ndan da gördük. 2003 yılında 100 diye kabul edilen endeks eylül sonunda 90.95’e indi. 12 yıl önceki düzeyinin bile altında bir TL değeri ile karşı karşıyayız. Bu kayıp tüketici enflasyonu bazında hesaplanmış. Merkez Bankası tarafından her ay bir kere açıklanan endeks aynı zamanda gelişmiş ve gelişmekte olan ülke bazlı olarak hesaplanıyor. Gelişmiş ülke kurlarına göre TL 2003’e göre Ekim 2015’te 106 değerini almış. Yani 2003’e göre hafifçe bir değerlenme söz konusu. Ama asıl rakibimiz olan gelişmekte olan ülkelere göre TL çok daha fazla değer yitirmiş. Bu endeks 62.76’ya inmiş. Endeks, Türkiye’nin ağırlıklı ticaret yaptığı 38 ülkeyi kapsıyor. Diyeceğim, TL iyice değer kaybetmiş. Nominal olarak da, reel olarak da.

- Küresel piyasalarda geçen perşembe gününden başlayan net bir iyileşme eğilimi dikkat çekiyor. ABD tarım dışı istihdam verisinin açıklanmasına bir gün kala başlayan bu eğilim 1 haftasını doldurdu.

- Küresel risk alma iştahı arttı. Gelişmekte olan ülkelere sermaye giriyor. Bu ülke faizleri geriliyor, para birimleri değer kazanıyor, borsaları da yükseliyor. Altın ve petrol fiyatları da yükselişte.

- Türkiye piyasaları ise iyileşmenin önünde koşanlardan. En dipten en yükseğe 1 haftada borsa yüzde 9 yükseldi. Dolara karşı gelişen ülke kurları yüzde 2.3 artarken, TL yüzde 5.1 değerlendi. Hazine gösterge faizi yüzde 11.61’den 10.79’a indi.

- Küresel çaptaki iyileşmenin gerisinde iki neden var. Biri, FED’in aralık ayına yoğunlaşan faiz artırımını biraz daha ötelemesini gerektiren kötü istihdam verisi. Enflasyon ABD’de yüzde 2’nin altındayken istihdam verileri de bozuluyorsa, faiz artışına gitmenin iki ana nedeni de oluşmamış demektir. Piyasaları tetikleyen ve risk alma iştahını artıran en önemli etken bu.

- Ancak son 1 haftada Çin piyasaları da tatildi. Oradan negatif bir haber gelmiyor, bulaşıcı bir piyasa hareketi olmuyor. Bu da piyasaların tek yönlü hareket etmesine ve riskleri kısmen göz ardı etmesine yol açtı.

- Türkiye piyasaları için pozitif üçüncü etkeni de eklemeliyiz. Bu da her seçim öncesinde, seçime 3-4 hafta kala, seçim ve sonrası fiyatlanmaya başlanır. Zaten o aşamaya kadar aşırı fiyatlama yapılır. Beklentiler abartılır.

- Çıkan seçim anketleri ise seçim ve sonrasını yeniden fiyatlamaya, varsa aşırılıkları törpülemeye, köpük oluşmuşsa bunun alınmasına iyi bir gerekçe olur. Bu kez de Türkiye varlıkları için, aylarca süren fiyat gerilemelerinden dolayı aşırı satım yapıldığı söylenebilir. İşte son 1 haftada bu köpük alınıyor, bunun düzeltmesi yapılıyor.

- Peki sürer mi? Dışarısının izin vermesi halinde sürebilir. Çünkü hareket sadece düzeltmeyle kalmayabilir, seçim sonrasının da satın alınmasına dönebilir.

- Orada iki sonuç var. Ya tek başına iktidar ya da koalisyon. Ama koalisyon çıksa bile, hükümet zaman geçirilmeden kurulacak gibi. Açıklamalar bu yönde. Parlamento aritmetiği benzer olsa da, seçim sonrasındaki gelişmeler benzer olmayacak. Yeni hükümet ve yeni ekonomi programı oluşurken belli bir pozitif etki yaratacağı açık.

- Dolayısıyla kısa bir sürede beklentilerin çok kötü olduğu bir durumdan kısmen iyileştiği bir ortama geçilecek. Seçimle birlikte atmosfer de değişebilir. Piyasalar için bunun anlamı prim yapma ve dalgalanmadır. Sörf yapmasını bilenler de böyle bir dalganın üzerinden atlar.

SONUÇ: “Her şey damarına çeker.” Türk atasözü

 

Yukarı