TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Eski Tarım Bakanı Mehdi Eker’in 1 ay bozulmayan yoğurtla ilgili değerlendirmesi: Katkı yok, tüketebilirsiniz

 

Gıda güvenliği ve fiyatlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Mehdi Eker “Bir aylık yoğurdu tüketin. İçinde katkı maddesi yok. Yoğurdu yapan bakteri. Sütü kesiyor, endüstrinin getirdiği bir şey” dedi

Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Habertürk TV’de Serdar Kuter ile birlikte sorularımızı yanıtladı. Gıda güvenliğinde AB ile aynı standartlarda olduğumuzu, sadece GDO’lu ürünlerde ayrıldığımızı söyledi.

- Üretimle tüketim tarihi arasında bir ay olan yoğurdu tüketelim mi?

Tüketin. İçinde katkı yok. Mesela ekmekte eskiden 17 çeşit katkı vardı. Biz kaldırdık. Kepekleri alınıyor, kıvam tutsun diye birçok şey yapılıyordu. Biz yasakladık. Tam buğday ekmeğini mecbur tuttuk. Tuzu yarı yarıya azalttık.

Yoğurdu yapan bir bakteri. Sütü kesiyor, biz de buna yoğurt diyoruz. Annelerimizin kullandığı doğal maya bu endüstride daha farklı. Başka bakterilerin üremesi söz konusu. Endüstrinin getirdiği bir şey. Bütün pazarlarda böyle satıyor.

Gıda konusunda söylenenlerin birçok kısmı abartılı ve efsane. Tabii milyonlarca insanın tükettiği şeylerde bazen yanlış oluyor. Dünyanın her yerinde oluyor. Ama devletin yapması gereken her şey yapıldı. Yönetmelikler çıkarıldı. Gıda komisyonu var. Burada meslek odaları, üniversiteler vs. yer alıyor. AB standartlarında düzenlemeler yapıldı. Vatandaşlar kesinlikle rahat olsun. Bazen konunun uzmanı olmayanlar maalesef çok sorumsuzca popüler TV kanallarına çıkıp konuşuyor ve vatandaşlarımız inanıyor.

- Gıda güvenliği konusunda ne yapıyoruz?

2010 yılında AB’yi dikkate alarak yeni düzenleme yaptık. Gıdayı bir bütün olarak ele aldık ve tarımsal ürünleri, tarladan ve ağıldan başlayıp soframıza girinceye kadarki aşamaları düzenledik. 2010’dan beri gıda güvenliği AB ile yüzde 100 uyumlu, GDO hariç. AB’de GDO’lu ürünleri insanlar tüketebilir, bizde hiçbir şekilde insan için ne üretilir, ne tüketilir; yasak.

 - Ancak yaz ayında ağız tadıyla bir mısır yiyemedik.

Sizinki ne biliyor musunuz? Kendim ettim kendim buldum. Medyada biri bir efsane üfürüyor. En büyük problem şu; reyting için çıkarırlar birilerini. O kişi konuyla alakasız, ya ideolojik ya da müşteri bulmak için bir şey söylüyor. Onu görünce kendimiz de inanmaya başlıyoruz. Böyle bir şey yok arkadaş. Dünyada daha ticarete konu olmamış, daha üretilmemiş, yapılmamış çeltik ürününde GDO var dediler, insanları hapse attırdılar. GDO’nun 10-12 yıla kadar hapis cezası var.

- Tohum değiştirme olabilir mi?

Yok efendim. Türkiye’nin ürettiği hiçbir mısırda GDO yok. Biz izin vermedik. İzin vermiyoruz. İşin özü şu, farklı mısır çeşitleri var. Müşterinin biri, ‘Bana şu şekilde bir mısır çeşidi geliştirin’ diyor. Üniversiteler vs. bu çeşitleri geliştiriyor. Türkiye’de GDO üretimi olmadı, yok. Kanun çıkardık. Para cezası getirdik. AB ile uyumlu. Bunun için de AB ile açılan toplam fasıl sayısı 6 ve bunun birisi de gıdadır. 2010’da açıldı. AB ile gıda, gıda hijyeni ile ilgili uyum olmasa fasıl açılmazdı. Bizde kayıtdışılık var. Adam gıda hilesi yapıyor. Farklı pazarlar, semt pazarları veya intertnet satışları için üretiyor. Balla ilgili mesela reklamlar yapılıyor. Firmayı kapatıyorum, ürünü kapatıyorum, para cezası veriyorum. Teşhir ediyorum.

 

'PAHALI, ÇÜNKÜ ZİNCİR UZUN İŞLETME KÜÇÜK'

- Gıda fiyatları neden dünya ve genel fiyatların üzerinde artıyor?

Pazarlama zincirindeki halka sayısı olumsuz etkiliyor. Diğer faktörler de var. Ekmekte fiyat artışını tek başına buğday fiyatıyla açıklamanız mümkün mü? Meyve ve sebzede üretim sahası ile tüketim alanı arasında uzun bir mesafe var. Antalya’dan İstanbul’a 600-700 kilometre. Lojistik, akaryakıt, ücret ve pazarlama zincirindeki halka sayısının fazlalığından etkileniyor. Hava durumundan da etkileniyor.

Verimlilik de düşük. Çünkü Brezilya, ABD, Fransa’daki gibi yapmıyoruz. Amerika’da bir tarım işletmesinin büyüklüğü 1.810, Türkiye’de ise 59 dönüm. Bu da çok parçalı. 12’ye bölün, 4.5 dönüm bir ortalama parsel, böyle düşünün. Sebzelerin önemli bir kesimi bir dönümlük alanlarda üretiliyor. Sabit maliyetleri yüksek kalıyor. Buna karşı üretimleri çok az. Bizim sorunumuz bunu aşmak. Bu arazilerin bölünmesinin önüne geçmek çok ciddi bir reformdu. Nihayet bunu 9. yılda yapabildik.

 

‘KOOPERATİFLEŞME LAZIM’

“Hal Kanunu’nu 2012’de değiştirerek, üreticilere vergi ödemeden gelip mallarını satsın diye yerler açtık. Ancak üreticiler küçük ve bir araya gelip örgütlenemiyor. O zaman da bu imkânı kullanmak iyi sonuç vermiyor. İşte burada kooperatifleşme lazım. Kooperatifleşme konusunda büyük eksiklik var. ‘Büyük olsun hepimizin olsun’ değil de ‘Küçük olsun benim olsun’ anlayışı hâkim. Bu, bir kültür ve hayat tarzı ile ilişkili bir şey. Bizim de üzerinde durduğumuz, değiştirmeye çalıştığımız bir sorun. Üretici birliklerini bu nedenle kurduk. Tarımda üreticilerin birliğini sağlayabilirsek Türkiye’yi çok daha iyi noktalara taşırız.”

 

Yukarı