TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ulaşım harcaması gıdayı yakaladı

 

2012, 2013 ve 2014 verilerinin birleştirilmiş hanehalkı tüketim araştırması sonucuna göre İstanbul, Türkiye’deki toplam tüketimin dörtte birini yapıyor. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinin toplam payı ise üçte iki düzeyine varıyor.

Bu bölgelerde göçün de etkisiyle nüfusun hızla artması konut, tüketim, harcama, ekonomi demek. Bu da emlak fiyatlarının artmasıyla sonuçlanıyor. Nitekim göç alan bölgelerin emlak değerleri daha hızlı artıyor. En iyi örnekleri İstanbul ve Gaziantep’in emlak artışındaki rekabeti. Emlak fiyat artışlarının genel fiyat artışının üzerinde seyretmesi hem servet etkisi yaratıyor, hem de hanehalkının konut ve kira harcamasını maksimuma çıkarıyor.

- Toplam harcamalar içinde konut ve kira payı yüzde 28.9 ile en yüksek İstanbul’da. Marmara, Ege ve Akdeniz’de de biraz daha düşmekle birlikte en çok harcama kalemi aynı. Ancak göç edilen Kuzey, Doğu ve İç Anadolu’nun kuzeye bakan kısımlarında bu grubun yerini gıda ve alkolsüz içecek alıyor. Konut ikinci sıraya düşüyor.

- Lokanta ve otellere en yüksek harcamayı yapan da yüzde 7.2 pay ile İstanbul. Bunda da emlak fiyatları ve yüksek kiraların belli bir payı var. Bir başka olgu da yabancı turistlerin etkisi.

- Trakya ise alkollü içeceğe en yüksek harcamayı yapan bölge. Alkollü içecekler Trakyalıların toplam harcamaları içinde yüzde 5.7 pay alıyor.

- Bir de harcama gruplarının payları zaman içinde değişiyor. TÜİK 2003 ile 2014 yılları arasındaki verileri yayınladı. Buna göre bölgelerde gıda ve alkolsüz içeceklere ayrılan harcama payı 8.4 puan kadar düştü ve 19.7’ye indi. Konut ve kiraya ayrılan pay da 4.3 puan azalışla yüzde 24.9’a indi.

- Buradan elde edilen tasarrufun aslan payı ise ulaştırmaya gidiyor. 2003’te ulaştırmaya toplam harcamaların yüzde 9.2’si ayrılırken, 2014’te yüzde 17.7’ye çıktı. Zaten ulaştırma, konut ve gıdadan sonra üçüncü büyük grup.

- Ulaştırmada 12 yılda meydana gelen 8.5 puanlık artışta etkili olan faktörlerden biri kentleşme oranının yükselmesine kaşılık aynı hızda toplu taşıma sistemlerinin devreye sokulamaması.

- Daha pahalı olan uçak kullanımının zaman içinde yaygınlaşması da bir başka etken.

- Asıl etkili olan da, taşıma sistemimizin karayolu ağırlıklı kurulması ve petrol fiyatlarında 20 dolardan başlayıp 147 dolara varan fiyat artışlarıydı.

- Ancak ne olursa olsun ulaşımın payının bu denli yükselmesi hem diğer alanların payından çalıyor hem de ücretleri artırıcı yönde baskı yapıyor. Artık toplu ve ucuz taşımaya büyük yatırımların zamanı geldi de geçiyor.

 

TASARRUFLAR ANCAK KORKUYLA ARTAR

Geçen yıllarda hanehalkı harcamaları, artan milli gelire paralel arttı da, gelirler ve servetler o kadar büyümedi. Çünkü ulusal düzeydeki tasarruf oranları bu dönemde milli gelirin yüzde 20’lerinden yüzde 12’sine kadar indi. Azalan tasarruflara rağmen iç tüketim büyüdü. Bunda da bankacılık kesiminin finansman olanaklarını artırması ve tüketicilerin borçlanması etkili oldu. 2002 yılında hemen hemen yok denebilecek düzeyde olan tüketici kredilerinin bugünkü stoku 300 milyar liraya ulaştı. Tasarruf oranının düşüyor olmasına karşılık yurtdışından temin edilen kaynakla krediler artırılabildi.

- Üretmeden ve geliri kazanmadan tüketimi yıllarca sürdürmenin sonucu dış borçlar da arttı, dışarıya varlık satışları da hızlandı. Yıllarca cari açık verildi. Son dört yılda büyüme hızının düşürülmesi ve ortalama yüzde 3.1’e inmesinin en büyük nedeni de, buradaki hızlı artış oldu.

Seçimin ardından yeni bir icraat dönemine başlarken de, son dört yılda katlandığımız fedakârlığın sonuçlarını almalıyız. Bunun yolu tasarruf artışıysa işimiz bir hayli zor olacak demektir. Çünkü geleceğe ilişkin korku atmosferi hâkimse tasarruflar artıyor. Yoksa tüketime doymamış bir toplam olarak atmosferin her düzelmesinde harcama eğilimi canlanıyor.

SONUÇ: “İnsanları harekete geçiren iki şey vardır; korku ve ilgi.” Napoleon

 

 

Yukarı