TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bizi de etkileyecek önlemi de alınacak

 

ABD Merkez Bankası FED’in son iki toplantı arasında tutumu değişti. Eylülde gelişmekte olan ülkeler ve Çin’in durumunu gerekçe gösterip faiz artırımını pas geçen FED arada ne olduysa oldu, fikir değiştirdi. Bunun üzerine tarım dışı istihdam rakamlarının çok iyi gelmesi eklendi ve aralık ayında faiz artırımına gidilmesi ihtimali yüzde 70’e çıktı. Bu arada aralık başında açıklanacak kasım ayı tarım dışı istihdam verisinin iyi gelmeyeceği tahminleri yapılıyor. Ama bu durum kararı etkilemeyebilir. Hatta faiz artırımının iki ana kriterinden biri olan yüzde 2’lik enflasyona ulaşılmasının bir hayli uzağında kalınması da, FED’i durdurmayabilir. Ne de olsa ekim ayında haftalık ücretlerde belli bir artış başladı. Bu artışların ileride enflasyona yol açacağı pekâlâ ileri sürülebilir. Bütün bunlar FED faiz artırımına karar vermişse olur. Yoksa faizi artırmak istemeyen bir FED bir bu kadar karşı gerekçeyi de rahatlıkla bulabilir.

Bu durumda 15 Aralık’a kadar açıklanacak veriler ve gelişmeler çerçevesinde FED’in tavrında değişiklik olup olmayacağı belirleyici olacak. O tarihe kadar değişiklik yoksa faizi 16 Aralık akşamı artırdığını açıklayabilir.

Faiz artışı dolara da aynen yansır. Zaten yansımaya başladı. FED tavır değiştirmezse 16 Aralık’a kadar da artışını sürdürebilir. Dolar ve ABD faizleri ile birlikte dünyada da faiz oranlarında genel bir yükseliş, dolar likiditesinde Amerika’ya doğru bir yöneliş ivme kazanabilir.

BİZE ETKİSİ NE: Doların değer kazandığı ve dolar faizinin arttığı bir ortam ister istemez gelişmekte olan ülkeleri ve Türkiye’yi de etkileyecek. Özellikle de varlık fiyatları ve finansman kanalı üzerinden.

- Yükselen dolar karşısında hemen hemen dolarla fiyatlanan bütün varlık fiyatları düşebilecek.

- Asıl düşüş de dolar dışı paralarla fiyatlanan varlıklarda görülecek. Çünkü bu para birimleri de dolar karşısında değer yitirebilecek. Emtia ve enerji dahil olmak üzere.

- Faiz artışı finansal varlık fiyatları yönüyle de Türkiye’yi olumsuz etkilerken hammadde ve aramalı ihracatçısı bir ülke olarak emtia yoluyla pozitif etkiyle karşılaşacağız.

- Finansmanda mecburen dış kaynak ihtiyacımızı kontrol altına almak durumunda kalacağız. Dışarıdan sağlanan finansal kaynaklara da daha yüksek bedel ödememiz kaçınılmaz olacak.

- Bankalar bir kısım finansmanı dışarıdan sağladığından maliyetleri yükselecek. İçeriden sağladıkları kaynakların da maliyeti artacak. Çünkü TL’nin değer kaybını sınırlı tutmak için Merkez Bankası ister faiz oranını doğrudan artırmak veya TL likiditesini kısmak suretiyle temel maliyetleri yükseltmek zorunda kalacak. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ekim sonunda Enflasyon Raporu sunumunda FED’in faiz artırması halinde kendilerinin de aynı yola gidebileceklerini söyledi.

- Kaldı ki, üretim canlansın ve ihracat artsın diye faizlerin düşük tutulmasını savunanlar da mecbur kalınması halinde bu yola başvurulabileceğini hissettiriyor. Aslında 2014 yılı başında bunun örneğini yaşadık da. Yeni ekonomi yönetiminde adı geçenlerden AK Parti milletvekili Berat Albayrak geçen hafta A Haber’e konuşurken ABD’nin faiz artırması halinde Türkiye’nin yapabilecekleri hakkında şunları söyledi: “Merkez Bankası da ona göre önlemini alır. Ancak piyasa dalgalandı diye de faiz artırılmaz. Brezilya ve Meksika bile aynı durumda farklı müdahalede bulundu. Küresel ekonomide çalkantı muhtemel, önlem alınacak.”

SONUÇ: “Ateşi söndürmek için üzerine odun atılmaz.” Japon atasözü

Yukarı