TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Beklenen çıkışa petrol engeli

 

FED’in faiz artırımına doğru geri sayarken ve faiz artırımı ile piyasalarda belli bir ivme yakalanması beklenirken, küresel ve yerel piyasalar karıştı.

-Geçen haftanın ikinci yarısında borsalar sert düştü. Gelişmiş borsaların kaybı yüzde 3.36, gelişenlerin yüzde 4.67’ye vardı, İstanbul Borsası’nın ise yüzde 5.36’ya çıktı. Bizim borsadaki keskin düşüşlerin gelişen borsalardan pek farkı yok.

-Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ortalama yüzde 2.71 düştü. JP Morgan Gelişmekte Olan Ülkeler Kur Endeksi 65.661 en düşük düzeyine geriledi.

-Emtia endeksi CRB bir haftada yüzde 4.5 değer kaybetti ve 174.85 ile küresel krizin dip seviyesinin de altında seyretti.

-Düşüşlerde başı çeken petrol fiyatları da 37.93 dolara indi. Önceki haftayı 43 dolardan kapatan Brent petrolde bir haftalık kayıp yüzde 11.8 düzeyine vardı.

Yıllarca fiyatlandığına göre geçen haftanın ikinci yarısındaki sert piyasa hareketlerini nereye oturtmalı?

-Geçen haftaki negatif gelişmeler faiz artırımının bir parçası değil gibi. Çünkü küresel piyasalarda faiz artırımı öncesi tüm fiyatlamalar yapılmış, hatta pozisyonları değiştirmeme eğilimi ağır basıyordu. Bu nedenle arka arkaya iki gün, üç gün endekslerin aynı puanlarda dahi kaldığı oldu. Fiyatlaması, tartışması ve hazırlıkları yıllardan beri yapılan bir gelişmenin son dakikada bu ölçüde oynaklık gösterebilmesi için yeni bir durumun ortaya çıkması lazım.

-Son dakika satışlarına neden olarak petrol fiyatlarındaki dramatik düşüşler ve fiyatların daha da düşebileceğinin beklenmesi gösteriliyor. 6 Körfez ülkesinin petrol fiyatlarının gerilemesinden dolayı uğradıkları gelir kaybı 275 milyar dolar olarak hesaplandı. Goldman Sachs’ın raporuna göre Çin’in petrol depolama alanları doldu. ABD’nin de geçen hafta stok azalmasına karşılık dolmaya yakın. OPEC ise 4 Aralık’ta kısıntıya gitmedi, üretim devam ediyor. Çıkan petrol de depolama alanları dolduğundan gemilere depolanıyor. Bu verilerden hareketle Goldman Sachs petrol fiyatlarında düşüşün devam edebileceğini tahmin ediyor.

-Petrol fiyatlarındaki gerileme ve petrol gelirlerindeki kayıplar karşısında petrol üreticisi devletler, sahibi olduğu ulusal varlık fonlarını bozduruyor, yani içindeki finansal varlıkları satıyor ve nakte çeviriyor. Düşen petrol gelirlerinin bir kısmı bu satışlar yoluyla finanse ediliyor. Fiyat düştükçe satışların devamı gelebilir. Satışlar sürdükçe de, FED’in faiz artırımı ile yakalanacak ivme törpülenebilir. Net bazda geriye ne kalır kestirmek güç ama faiz artırımı ile yakalanacak ribauntun gücü bir ölçüde veya önemli ölçüde kesilmiş olacak.

300 MİLYAR DOLAR DAHA SERMAYE ÇIKACAK

-Faiz artırımı Mayıs 2013’ten bu yana ciddi bir şekilde fiyatlanıyor. Gelişen ekonomilerle gelişmiş ekonomiler bu nedenle ayrışıyor. Çünkü küresel krizde faizler düşürülür ve likidite artırılırken, para en çok gelişenlere gitti. O ekonomileri finanse etti.

-2013’te FED Başkanı Ben Bernanke’nin “parasal genişlemeyi durduracağız” açıklaması bile, küresel likiditenin yön değiştirmesine yol açtı. Küresel para trafiği gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru yöneldi.

-Yaz ortası itibarıyla yapılan bir araştırma 13 aylık dönemde gelişen ekonomilerden 1.1 trilyon dolar net sermaye çıktığını hesapladı. Zaten küresel krizle bu ülkelere giren net sermaye tutarı 2 trilyon dolar kadardı. Önceki hafta da Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “FED’in faiz artırmasıyla gelişen ülkelerden asgari 300 milyar doların daha çıkacağının tahmin edildiğini” söyledi.

FAİZ ARTIRIMI İLE RAHATLAMA OLABİLİRDİ

-Gelişen piyasalardan çıkış devam etmesine edecek de, hangi hızda ve büyüklükte olacağını hem FED’in faiz artırım hızı ve nereye kadar artıracağı, hem de gelişmekte olan ülkelerin FED etkisine karşı göstereceği tepki belirleyecek. Bu ülkeler faizleri ne kadar artıracak, yapısal önlemler alacak mı, bunlar da sermaye çıkışlarının hızını etkileyecek.

-Nisan 2011’de başlayan düşüşte gelişen ülke kurları dolara karşı 4.5 yılda yüzde 39.6 değer kaybetti. Düşüş oranı bakımından yok birbirinden farkımız. TL’nin dolara karşı kaybı yüzde 49, döviz sepetine karşı kaybı da yüzde 39.7.

-Emtia fiyatları 2 Mayıs 2011’den bu yana uzun vadeli düşüşünü sürdürüyor. O tarihte 370.72 olan CRB Endeks 11 Aralık 2015’te 174.85’e indi, 4.5 yıllık düşüşü yüzde 52.8’i buluyor. Son 1.5 yıllık düşüş de yüzde 44.2 düzeyinde.

-Petrol fiyatları da 11 Nisan 2011’de 127 dolarken 23 Haziran 2014’te 115.66 dolardaydı. 3 yıl yatay dalgalı bir seyir izlemenin ardından son 1.5 yılda hızla geriledi, düşüş oranı yüzde 67.7, yani üçte ikilik bir fiyat düşüşü gerçekleşti. Son 4.5 yılın düşüş oranı ise yüzde 70.5.

-Şimdi piyasalar tarafından yıllarca fiyatlanmış bir gerçekleşmeyle hafta ortası karşılaşacağız. Eğer son dakikada ele yüze bulaştırılmazsa normalde bu kadar çok fiyatlanan bir beklentinin gerçekleşmesiyle tersine fiyat hareketlerinin gündeme gelmesi gerekir. Negatif fiyatlananlar pozitif, pozitifler ise negatife geçer. Gerçekleşmeyle rahatlama olur ve fiyatların üzerindeki baskı kalkar. Olur da faiz artırımı ile böyle bir eğilim başlamaz ise daha baskın başka bir gelişmeye yormak lazım. Petrol fonlarının satışı mı, FED’in faiz artırım etkisi mi daha baskın olacağını haftanın ikinci yarısında göreceğiz

Yukarı