TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kura ve cari açığa fren, büyüme ve istihdama gaz

 

Geçen yılın üçüncü çeyreği amma da ilginçmiş. Siyasi ve jeopolitik riskler ile dolar kuru tavan yaparken tüketici güveni tabana vurdu. Yine de bu çeyrekte yüzde 4 büyüdük. Herkesi şaşırtan bu büyüme dün açıklanan yeni Orta Vadeli Programa (OVP) göre 2015 büyümesini de yüzde 4’e çıkaracak. Bundan 3 ay önce açıklanan ve yeni bütçenin beraberinde hazırlanan Orta Vadeli Program’da büyüme 2015’te yüzde 3, 2016’da yüzde 4 ve 2017’de yüzde 4.5 alınmıştı. Üçüncü çeyrekte büyümede öyle bir kırılma yaşandı ki, 2015 büyümesi 1 puan, 2016 büyümesi yarım puan ve 2017 büyümesi de yarım puan yukarı çekildi. Bunun sonucu 2015 yılı büyümesi 706 yerine 722 milyar dolar çıkacak ve GSYH’daki bir yılık dolar bazlı düşüş 77 milyarla sınırlı kalacak.

 

- Bunda dolar kurunun beklenenden daha düşük düzeyde gerçekleşmesi de etkili oldu. Ortalama dolar kuru 2015’te 2.7188’e çıkarak yüzde 24.4 arttı. Bu yıl için tahmin edilen ortalama dolar kuru ise 2.9986. Bunun yıllık artışı da yüzde 10.3. 2017 için 3.1269’luk dolar kurunun artışı yüzde 4.3’e düşüyor. 2018’in kuru da 3.2435 tahmin edildi ve yüzde 13.7 artırıldı. Yani dolar kurunun hız kesmesi ve TL’nin reel kaybının azalması söz konusu. Demek ki net bazda sermaye geleceği hesap ediliyor.

- Daha yüksek büyümeye karşılık daha küçük cari açıklarla da karşılaşacağız. Dün açıklanan 11 aylık cari açık 27.8 milyar dolardı. OVP ise son bir ayın dahil olmasıyla 2015’te açığı 31.7 milyar dolar tahmin etti. Buna göre aralık ayına 3.9 milyar dolarlık bir cari açık düşüyor. Gümrük’lere göre aralık ithalat rakamı geçen yılların rakamlarına göre düşük ve 17.8 milyar dolar düzeyinde. Eğer beklenen gibi bir rakam çıkarsa cari açığın milli gelire oranı yüzde 4.4’e düşecek. Son bir yıldaki iyileşme 1.4 puana varacak. Büyüme ile cari açık oranları iyice birbirine yaklaşacak. İyileşme gelecek yıllarda da sürecek ve 2018’de 30 milyar dolara ve yüzde 3.5’e inilecek.

- Bunun için yapısal önlemler bir yana enerji ve emtia fiyatlarının daha çok yatay gidişi etkili olacak. Çünkü 2014’te ortalama 97.5 dolar olan hampetrol fiyatı 2015’te 52.5 dolara indi ve 2016’da 39.7 dolar tahmin edildi. 2017’de ise ılımlı bir artışla ortalama petrol fiyatı 46.8 ve 2018’de 51.4 dolar tahmin edildi. Bu yeni tahminler önceki tahminlerin ciddi altında kalıyor.

- Bu yıldan başlamak üzere büyüme oranı cari açığı geçiyor. Büyüme yüzde 4.5’e çıkarken cari açığın GSYH’ya oranı yüzde 3.9’a düşüyor. Bu da son yıllarda pek görmediğimiz bir durum. Arzulanan yüzde 4.5 büyümeye ulaşmak için biraz da ihracatın artırılması gerekiyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek burada da Avrupa pazarının biraz daha açılacağından umutlu. Çünkü Euro’nun değer kaybı, petrol fiyatlarının düşmesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişlemesi büyümeye biraz daha ivme katacak. Türkiye’nin ihracat artışı da, Avrupa ayağından olacak.

- Bunun dışında yuriçi talebi, siyasi risklerin azalması ve asgari ücretin artması da destekleyecek. Emtia fiyatlarındaki düşüş ve hükümetin reformları gerçekleştirmesi de buna destek verecek. Büyümenin ivmelenmesi ise istihdamı artıracak. 2015’te 26 milyon 655 bin kişi olan istihdam edilenler 2016’da 637 bin artacak ve 27.292 bine çıkacak. Bu artış işsizliği yüzde 10.2’de sabit tutmaya yarayacak. İşsizlik 2017’de tek haneli rakamlara inecek. 3 ay önceki OVP’ye göre işsizlik oranı düşürülürken, istihdam edilenlerin ise 234 bine varan artışlar kaydettiği dikkati çekiyor.

- Yeni OVP’yi bir öncekinden negatif yönde ayıran ise enflasyon konusunda pek umut vermemesi. Bir kere 2015 yılı enflasyonu yüzde 7.6 değil yüzde 8.8 olarak gerçekleşti. Buradaki şaşma gelecek yıllardaki enflasyonun bazını da yükseltmiş olmalı ki, 2016’da yüzde 6.5’ten yüzde 7.5’e çıkıldı, 2017 için ise yüzde 5.5’ten yüzde 6’ya artırıldı. 2018’e ise dokunulmadı. TL’nin değer kaybının azaltılmasına, hampetrol ve emtia fiyatlarının daha düşük seyredeceğinin tahmin edilmesine karşılık enflasyon yükselecek. Bunda asgari ücrete yapılacak zammın belli bir etkisi olabilir ama onun ötesinde galiba öncelikli sorun olmaktan da çıktı.

SONUÇ: “Hazırlık varsa endişe olmaz.” Japon atasözü

 

Yukarı