TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bütçe açığını bu dönemde sıfırlamak şart mıdır?

 

Hükümet üç ay arayla üç yıllık Orta Vadeli Program (OVP) yapmak durumunda kaldı. Üç ay gibi çok kısa bir süre geçmesine karşılık aynı hükümet tarafından yapılan programda önemli farklılıklar bulunuyor.

- Bunlardan büyümenin yukarı yönlü revizyonunu anladık, asgari ücrete yapılacak zam büyümeye katkı olacak.

- Ama aynı zamanda enflasyonu da biraz yukarı çekecek. Nitekim bu rakam da artırıldı.

- Asgari ücret zammı kamu tarafından karşılanan bölümü nedeniyle bütçe açığı yaratacak ama harcamaları artırdığı oranda da kamuya vergi geliri olacak. Bu da bize bütçede harcamaların da, gelirlerin de, üç aylık arada artırılmasını pek yadırgatmadı.

- Yine üç aylık dönemde petrol ve emtia fiyatlarındaki çöküş iyice netleşti. Dünya ticaretinin göstergesi olan gemi navlunlarını ölçen Baltic Dry Endeksi son 35-40 yılın dibinde geziniyor. Yani öyle kolay kolay bir toparlanma olmayacak. Düşük küresel büyüme düşük emtia fiyatlarını beraberinde getirecek. Bu nedenle de üç ay sonraki Orta Vadeli Program’da hükümet hampetrol fiyatlarını aşağı çekti. 2016 için 57.6 dolar olan ortalama hampetrol fiyatı yeni OVP’de 39.7 dolara indirildi. Zaten fiyat da 30 dolara kadar geriledi. Petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş ithalat yoluyla cari açığı düşürücü etki yapıyor. Cari açık düştüğü oranda da büyüme açısından Türkiye’nin hareket kabiliyeti artıyor. Tıpkı 2015 yılında büyümenin artmasına karşılık cari açığın gerilemesinde olduğu gibi.

- Üç ay sonraki OVP’de hükümetin kamu harcamalarının önünü biraz daha açtığını görüyoruz. Bunun en somut gelişmesi asgari ücret artışında. Bir seçim kampanyası döneminin ürünü ancak konjonktüre de uyuyor. Çünkü canlanmanın iç talep yoluyla uyarılması gerekiyor. Dünya düşük büyüme döneminde ve etrafımızda yüksek jeopolitik riskler var. İhracatla büyümemiz çok sınırlı. Petrol ve emtia fiyat düşüşü de bize daha rahat ithalat yapma olanağı tanıyor. Gelir dağılımının düzeltilmesi, düşük gelirlilerin gelir artışı için, kısa vadede kamunun bütçe harcamalarını artırması en ideali.

- İşte son OVP’de bunu gördük. Üç ay önceye göre 2016 yılında bütçe harcamaları 29.5 milyar lira daha artırıldı ve 570 milyar liraya çıkarıldı. Bütçe gelirlerindeki artış ise 15.4 milyar lirayla sınırlı bırakıldı. Buna göre 15.4 milyar lira olan bütçe açığı 29.7 milyar liraya çıktı. Ancak bunun milli gelire oranı yüzde 1.3 düzeyinde kalıyor. 2017 ve 2018 yılları için de benzer ayarlamalar yapıldı. Yani bütçe harcamaları artırıldı, gelirler sınırlandı ve açık biraz daha yukarıda tutuldu. Bu yıldan başlayarak 3 yılda bütçenin artırılan harcaması tam tamına 100.8 milyar lira. Önemli bir ekonomik büyüklük.

- Bütçenin açılması şart mıydı, denilebilir. Güneydoğu’da yaşamı tam etkisi altına alan terör ortamı, İstanbul’da turizm sektörüne yönelik saldırı, Rusya’nın ambargosu, jeopolitik risklerin doruk noktasına çıkması ve dünya büyümesinin azalması dikkate alınırsa şarttı denilebilir. Ya da soruyu tersinden sormak ve cevaplamak da mümkün. Böyle bir dönemde ve ortamda bütçe açığını daha da daraltmak ve sıfırlamak şart değildir.

 

ALİ KOÇ’UN ÖNERDİĞİ SERMAYENİN TABANA YAYILMASI

Hafta sonuna denk geldi ve dün Orta Vadeli Program’dan da sıra bulamadık. Ama pazar günü Habertürk Ekonomi’de Meltem Ersoy, Ali Koç ile güzel bir röportaj yaptı. Türkiye’nin en zengin ailesine mensup birisi olarak kapitalizme yönelttiği eleştiriler bir hayli ilgi gördü. “Gelir eşitsizliği başta olmak üzere küresel sorunları iş dünyası olarak biz gönüllü olarak ele almadığımız sürece, mecburen ele almak zorunda kalacağız” diyen Ali Koç son küreselleşme döneminde emek ile sermaye dengesinin giderek bozulduğuna ve sermayenin daha fazla pay aldığına işaret etti. Bu görüşleri, geçen yıl Kapital kitabını yazan ve çok ses getiren Piketty’ye yakın gibi duruyor. “Benim açımdan konunun temeli, kapitalizmin ortadan kaldırılması ya da yok edilişi değil, kapitalizmin daha sürdürülebilir, eşitlikçi ve adaletli bir sisteme dönüşmesi” diyen Ali Koç’un bahsettiği ıslah edilmiş ve sürdürülebilir kapitalizm sermaye piyasasının geliştirilmesi ile pekâlâ mümkün olabilir. Yani Koç Grubu’nun çalışanları aynı zamanda çalıştıkları şirkete küçük hissedar olarak ortak olacak. Şirketten maaş aldıkları gibi, ürettikleri kârdan da hisseleri oranında pay alacaklar. Sistemin iyi işlemesi ancak mülkiyet haklarının sağlamlaştırılması, azınlık haklarına saygı duyulması, şirketlerin yüzde 100 kayıtlı çalışmaları ve örtülü kazanç aktarımlarının engellenmesiyle mümkün.

Sermayeyi tabana yayacak bu sisteme çalışanların çok ihtiyacı var, tasarrufları artırmak isteyen devletin de, şimdiye kadar sadece para piyasası finansmanıyla tek ayaklı koşmaya çalışan şirketlerin de. Ama adım atan yok.

SONUÇ: “Sermaye gübre gibidir, ortalığa saçılmadıkça işe yaramaz.” Japon atasözü

 

Yukarı