TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Büyük kriz beklemiyorsanız düşen fiyatlar alım fırsatı

 

Piyasalarda dünyadan başlayan ve Türkiye’yi de kısmen etkileyen üç haftalık fırtınalı bir dönem yaşadık. Varlık fiyatlarında hiç nefes almaksızın ciddi düşüşler meydana geldi. Çin ve petrolün öncülük ettiği bu fırtına geçen perşembe günü terse döndü. Piyasalar son iki günde rahat bir nefes aldılar.

- Daha önceki fiyat düşüşlerini katarak daha uzun vadede varlık fiyatlarının nereden nereye geldiğini görmek istedik. Eğer 2008 benzeri bir küresel kriz beklenmiyorsa fiyatlar alım yapılacak düzeylere gelmiş veya yaklaşmış olabilir. Neden böyle düşünüyoruz? Çünkü, finansal varlık fiyatları küresel krizde gördüğü en düşük düzeye yaklaştı. Bitişikte bu dönüşe yol açan petrol fiyatlarının grafiği ve diğer varlık fiyatlarının bir tablosu yer alıyor. 20 Ocak kırılmanın yaşandığı, fiyatların son yılların, hatta bazılarında son 10 yılın, 12 yılın en düşük düzeyine indiği tarih.

- Son iki günde en çok yüzde 18.7 ile petrol fiyatı arttı. 20 Ocak’ta 27.10 dolara inen petrol fiyatı 32.18 dolara çıktı. Düşüş ne kadar sertse çıkış da o ölçüde hızlıydı.

- Petrolün peşine diğer emtialar takıldı ve 2 günde yüzde 5.8 yükseldi. n Gelişmiş borsaları yansıtan MSCI Dünya Endeksi yüzde 4.7 prim yaptı. Gelişen borsalar yüzde 3 arttı.

- Türkiye Borsası’nın MSCI Endeksi ile yani dolar bazında ölçülen artışı yüzde 2.6’da kaldı. BİST’in Mayıs 2013’teki tepe noktasına göre kaybı yüzde 55.5’i buldu.

- Türk Lirası son iki günde sepet kura karşı yüzde 2.8 arttı. Gelişen ülke kurları da dolar karşısında 63.196 ile en düşük değerine indi ve 2013 başına göre yüzde 34.7 değer kaybetti. TL’nin sepet kura karşı kaybı Mayıs 2013’e yüzde 35.6 ile gelişen ülke paralarına paralel.

- Piyasaların yaşadığı fırtınalı üç haftanın ardından suların durulmasını başlatan gelişme ise Avrupa Merkez Bankası’nın 10 Mart’ta yapacağı toplantıda parasal genişlemeyi daha da genişletebileceği konusunda Başkan Mario Draghi’nin açıklamaları oldu.

- Japonya Merkez Bankası da bu hafta sonu toplanıyor ve yeni bir parasal genişlemenin işaretini veriyor. Yenin son zamanlarda değerlenmesi ve düşen petrol fiyatlarının yüzde 2’lik enflasyon hedefine ulaşmayı zorlaştırması parasal genişleme ihtimalini artırdı.

- Merkez bankalarının parasal genişleme paketleri dışında somut gelişme ise petrol fiyatlarında yaşanan dönüş ve Çin’in her şeye rağmen 2015 yılında yüzde 6.8 büyümesiydi.

- Ancak Çin konusunda görüşler farklı. George Soros’a göre “Çin ekonomisi çöküşe doğru gidiyor ve bu çöküş küresel deflasyonist baskıları artırabilir. Dünya için zor bir yıl olacak.”

- Nuriel Roubini ise tersi görüşte: “Yeniden 2008 yaşanmasını beklemiyorum. Küresel bir resesyon ya da finansal bir kriz beklemiyorum. Son günlerde yaşanan kavga başta Çin ekonomisinin sert inişi ve ülke borsaları ile para biriminin çökeceği endişeleri gibi birçok faktöre bağlı. Bana göre Çin’de bir sert iniş değil sarsıntılı iniş yaşanıyor. Merkez Bankaları gevşeyecek. Bütün merkez bankaları yapılması gerekeni yaparsa bu düzeltmeyi durdurabilir ya da terse çevirebilir.”

- Benim tahminim de 2008 büyüklüğünde bir krizin olmayabileceği yönünde. Bu nedenle düşen fiyatları alım yönünde bir fırsat görüyorum.

 

GELİŞEN ÜLKE BORSALARI DAHA NE DADAR UCUZLAR Kİ!

Yaşadığımız fırtınanın ana nedeni, Çin’in öncülüğünde petrol ve emtia fiyatlarının düşmesi, bunun FED faiz artırımı ile birleşerek gelişmekte olan piyasalara baskı yapmasıdır. Bu nedenle zaten en çok emtia fiyatları ve gelişmekte olan ülke varlıkları düşüyor. Söz konusu Çin olunca ve işin içine dünyanın en büyük ithalatçı ve ihracatçısının yavaşlaması girince, deniz taşımacılığı da adeta can çekişiyor. Tam bu aşamaya yeni gemilerin teslim alınması denk geliyor ve navlunlar tarihinde görülmemiş şekilde düşüyor. En yüksek noktasına göre navlunlardaki düşüş tamı tamına yüzde 97’yi buldu. Mayıs 2008’deki 100 dolarlık taşıma bugün 3 dolara yapılıyor.

Petrol fiyatlarındaki düşüş ise yüzde 79’u buldu. Emtia Endeksi’nin Mayıs 2011’deki düzeyine göre kaybı yüzde 58. Gelişmekte olan borsaların tabloda yer alan değerlerini bu piyasalardan kaçışın başladığı Mayıs 2011’e göre aldık. Aslında tepe noktası daha yüksek bu piyasaların. Kasım 2007’de MSCI Endeksi ile 1.345.18’i görmüş ve oradan başlayan bir düşüş var. Kriz sonrası dönemde bir daha o noktayı görmedi ve 27 Nisan 2011’de 1.212 puana kadar yükselebildi. Düşüşü en başından alırsak gelişmekte olan borsaların kaybı yüzde 49’u buluyor. Gelişmiş borsalar ise daha kısa sürede yüzde 113.6 prim yaparken gelişmekte olan borsalar yarı yarıya değer kaybetti. 20 Ocak’ta 687’ye inen endeksin küresel krizde gördüğü en dip nokta 446. Aradan geçen 8 yılın zaman değerini hesaplarsak bugünkü düzeye yaklaşır. Bu durumda gelişmekte olan ülkelerin şirketleri daha ne kadar ucuzlar diye de düşünmek gerekiyor.

 

Yukarı