TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Yeni kriz çıkmaz ama gündeme deflasyon girebilir

 

2008 benzeri büyük bir kriz yaşama ihtimali düşük dünyada yüksek enflasyonu görme ihtimali de yakın gelecekte çok az. Buna karşılık deflasyona girilmesi, yani durgun bir ekonomik ortamda fiyatların gerilemesi mümkün. Bu da hiç iyi bir durum değil. Bir yerde krizin deflasyonla sürmesi demek

Çin korkusu petrol fiyatlarındaki şok düşüşle birleşti, finansal piyasaları fena çarptı. Emtiada 10-15 yıl öncesine giden fiyatlar, borsalarda küresel krizin dip düzeylerine yaklaşan endeksleri gördük.

En ürkütücü olanı ise dünya ticaretinin nabzını ölçen kuru yük navlun endeksinin görülmemiş düzeylere inmesiydi. Gemi arzının artmasıyla çok aşırı fiyat düşüşleri meydana geldi. Batic Dry Endeksi ocak ayında yüzde 33.7 geriledi ve 317 düzeyine indi. Bu düzey 1985 sonrası dönemde hiç görülmedi. En tepe noktası olan 20 Mayıs 2008’deki 11.793’lük değerine göre kaybı ise yüzde 97.3’e ulaştı. 100 dolara yapılan deniz taşımacılığı bugün 2.7 dolara yapılıyor.

Neyse ki piyasalardaki karamsarlık Baltic Dry’ın peşine takılmadı. Petrol fiyatları 20 Ocak’ta 27.10 doları gördükten sonra yukarı döndü, risk alma iştahı kısmen toparlandı da piyasalar biraz kendine geldi.

-34.74 dolara çıkan petrol 20 Ocak sonrası yüzde 28.2 yükseldi.

-Petrolle birlikte gelişmekte olan ülke borsaları dipten döndü. MSCI Endeksi ile aynı dönemdeki artışı yüzde 8.1 oldu.

-Gelişen ülkelere yeniden para girişi başlayınca para birimleri de dolara karşı değerlenmeye başladı. Dolar karşısında gelişen ülke paralarının değerini ölçen JP Morgan Endeksi yüzde 2.3 yükseldi.

-Türk Lirası’nın sepete göre artışı yüzde 4.2’yi buldu. Dolar 3 TL’nin altına düşürek 2.95’e indi. Döviz sepetinin TL’ye karşı kaybı yüzde 4.06 oldu.

-Para biriminde pozitif ayrışma tahvil tarafında yabancıların alım yaptığına işaret. Hazine faizlerinin 37 baz puan gerilemesinde bu etkili.

-Piyasaların düzelmesinde asıl fiyatların geldiği düşük düzeyler etkili oldu. Bu konuyu 25 Ocak’ta “Büyük kriz beklemiyorsanız, düşen fiyatlar alım fırsatı” başlığıyla irdeledik. 2008 benzeri küresel bir kriz beklemediğimizi de ekledik. Evet böyle bir kriz beklemiyoruz ama piyasaların korkusunun da bir temeli olmalı. Sonuçta emtia fiyatlarının, dünya ticaretindeki durgunluğun, büyüme hızının düşmesinin, enflasyon yaratılamamasının reel ekonomi tarafıyla bire bir ilişkisi var.

-2008 benzeri büyük bir kriz yaşama ihtimali düşük, dünyada yüksek enflasyonu görme ihtimali de yakın gelecekte çok az. Buna karşılık deflasyona girilmesi, yani durgun bir ekonomik ortamda fiyatların gerilemesi mümkün. Bu da hiç iyi bir durum değil. Bir yerde krizin deflasyonla sürmesi demek. Bunun ihtimali ise şu anda belki beşte bir düzeyinde. Daha fazla değil çünkü küresel piyasalardaki fiyatlamaların gösterdiği aşağı yukarı bu kadar. Daha fazla ihtimal daha fazla fiyatlamayı veya kötüleşme anlamına da gelebilir.

-Önlem alınamaz ve bir deflasyona girilirse, bu önce borçlular ve alacaklıları çarpacak, ekonomideki fazla kapasiteleri öğütecek, özellikle de güçsüzleri. Sermayesi güçlü olanlar, uzun soluklu ve daha dayanıklı çıkacak. Sonuçta ayakta kalanlar da yeni ekonomik yapıya hâkim olacaklar.

-Deflasyona girmeden bu işin atlatılmasında en büyük rol ise ABD ve Çin ekonomilerine veya yönetimlerine ait.

DEFLASYONA SÜRÜKLEYECEK DÜNYA RİSKLERİ

Küresel ekonomide deflasyon ihtimalini artıran riskler veya göstergeleri şöyle sıralamak mümkün:

-Petrol ve emtia fiyatlarının gerilemesiyle üretici ve ihracatçı ülkeler tüketimden düşüyor ve dünya büyümesine katkısını azaltıyor. Dünya ticareti yavaşlıyor. Petrol fiyatları düşmeye devam ederse ihracatçı ülkeler IMF’lik olacak.

-Petrol ve emtia fiyatlarının düşüşü ile birlikte yapılması düşünülen yatırımlar ve tüketimler ertelenecek. Çünkü önümüzdeki dönem yatırımları daha düşük maliyetle, tüketimi de daha düşük fiyatla yapma ihtimali olacak. Bu döngü de deflasyonu besleyecek.

-Dünyanın fabrıkası niteliğindeki Çin sanayi yatırımlarında frene bastı. Dünya durgunluğundan dolayı ihracatla ister istemez büyüyemiyor. İç tüketime ve hizmetler sektörüne yöneliyor. Ancak bu uzun zaman alacak. Bu sırada hata yapılırsa Çin ekonomisinin sert inişi de mümkün. Ama ne olursa olsan artık Çin eskisi kadar büyüyemeyecek, Çin eski Çin olmayacak.

-ABD ekonomisi toparlanıyor. Buna dayanarak 10 yıl sonra faiz artımına da gidildi. Ancak petrol fiyatları gerilemeye devam ederse petrol sektöründe iflaslar olacak ve işsizlik artacak. İflaslar kredi bataklarını ve bazı bankaların da batması ihtimalini gündeme getirebilir. Bu durum ABD ekonomisinin toparlanmasına ve FED’in faiz artırmasını baltalayıcı olur.

-Avrupa’da ise göçmen krizi yaşanıyor. Herkes birbirini suçluyor. Her ne kadar önlem alınsa da göçmenlerin nihai hedefi Avrupa ve bunun ekonomiler üzerine getireceği yükler ve tehditler olacak.

-Gelişmekte olan ekonomiler sorunlu. ABD faiz artırmaya devam ederse dolar değerlenecek ve gelişen ülkelerden sermayenin son kısmı da çıkacak. Dış kaynak bağımlılığı olan ekonomiler daha da zorlanacak. Petrol ve emtia fiyatlarının gerilediği ve FED’in faiz artıramadığı bir süreç yine gelişen ekonomilere yaramıyor.

-Petrol fiyatlarının düşüşünde küresel siyasi kavga etkin bir rol oynuyor. Bu kavga henüz bitmiş değil. Şimdi bir de İran piyasaya girecek ve bir yan etki de oradan gelecek. Petrol ve enerji fiyatları yükselmeden dünyada enflasyon yaratmak bir hayli zor olacak. Enflasyon olmadığı sürece de iş deflasyona doğru gidiyor.

Yukarı