TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sadece ekmek değil iyi bir hayat için de ticarette devrim

 

Türkiye, FAO verilerine göre dünyada kişi başına en çok ekmek tüketen ülkelerden biri. Temel gıda kaynağımız, buğdayın da anavatanı. Üretim tüketimi az çok karşılıyor. Yani buğdayda fahiş bir fiyat artışı ile karşılaşmıyoruz.

Ama buğdaydan yapılan ekmekte ciddi sorunlarımız var. Kalitesi düşük, sağlığa yararı pek olmayan un ve ekmek üretimi yaygın. Buna son olarak ekmeğin yüksek fiyatını da eklemeli.

- Asgari ücretteki artışı gerekçe sayan fırıncılar ekmeğe yüzde 25-33 zam yaptı. Tarım Bakanı Faruk Çelik de asgari ücretin maliyetlere etkisinin yüzde 6 olduğunu, ana girdi olan buğday fiyatlarının artmadığını açıkladı. Bakan net bir hesaplama yaptırmış. 10 bin ekmek üretenler için ekmeğin maliyeti 48 kuruşa geliyor. Üretim 5 bine düşürüldüğünde maliyet 54 kuruşa yükseliyor. Günlük bir fırının 10 bin ekmek üretiminden hareketle yola çıkıyor ve kâr payıyla birlikte ekmeğin 61 kuruşa satılması gerektiğini söylüyor. Haklı olarak da yapılan zammın geri alınmasını isteyen Bakan Çelik “Yanlış işletmeciliğin bedelini tüketiciye ödetemezler” diyor.

- Zam geri alınmazsa ne olacak? Fırınların yerel yönetimlerden izinle açılması, ekmek satmalarına yetmeyecek, bir de Tarım Bakanlığı’ndan yetki belgesi almaları gerekecek. Her isteyen adım başına, ölçeği küçük fırın açamayacak. Belirli aralıklarla açılan fırınların kapasitesi yüksek olacak, dolayısıyla düşük kâr marjlarıyla çalışabilecek. Olması gereken zaten bu.

- Ancak dert sadece yerel yönetimler, sadece ekmek değil ki. Mesela benzin ve mazotu satan akaryakıt istasyonlarının açılma ve ruhsatlandırması yerel ve merkezi yönetim tarafından yapılıyor. Kanunu da var. Birbirine asgari 4 km mesafede olmalı. Ama İstanbul’un göbeğinde tek bir kavşakta 4 istasyon birden açıldığını ve yıllarca da faaliyet gösterdiğini biliyorum. Türkiye’de belli yerlerde istasyon sayısı çok fazla ve kâr etmekte zorlanıyorlar. Kural doğru konmuş ama uyulmamış. Siyasi etki ve baskılarla sürekli akaryakıt istasyonu açma izni verilmiş ve işin ekonomik olmaktan çıkmasına yol açılmış. Sonuçta da ya eksik ya katkı maddeli, kalitesi düşük akaryakıt kullanımından dolayı sık sık tamire gitmek zorunda kalan, motor yatağı boşalan otomobil ve araçlarla karşılaşıyoruz.

- Adım başı eczane var. Geçmişte kâr marjı yüksekti, düşürüldü. Ama ölçek olarak bu fiyat kısıtlamaları ile kârlı bir iş olmaktan da çıktı. Sayının mutlaka azaltılması lazım.

- Adım başı lokanta, tatlıcı, pastacı, kıraathane, kafe, tuhafiyeci hemen her şehrimizde yan yana sıralanıyor. “Ayarında bir rekabet iyidir ama aşırısı da yıkıcıdır” derler. Tıpkı ekmek üretim sektöründe olduğu gibi.

 

TİCARETE DE KENTSEL DÖNÜŞÜM MODELİ

Normalde fiyatı düşürmesi beklenen rekabet, işletme kapasitesini kullanamamaktan dolayı tüketiciye aşırı zam olarak dönüyor. Bu da herhalde karmakarışık bir uygulama içindeki Türkiye’de olur.

- İşi ve ticareti bilmeyip de, bilinen ticareti kopya edip sektörde kalabalıklaşmaya yol açmak, hem ülkenin kıt olan finansal kaynaklarının verimsiz kullanımına hem de kötü işletmenin maliyetinin tüketicilere ödetilmesine yol açıyor. Ekmekte, ette, lokantalarda ve otellerde, meyve ve sebzede olduğu gibi. Geldiğimiz aşamada durumdan ülke ekonomisi zarar ediyor, enflasyon yükseliyor, yükselen enflasyon faizlerin düşüşünü engelliyor.

- Sorun ticari sistemi iyi kuramamaktan, ticaretin henüz oturmamasından, ticareti bilmeyişimizden, asıl da mesleksizlikten ve hemen taklide yönelmemizden kaynaklanıyor. İnsanımızı mesleksiz bırakmak bu ülkeye yapılan en büyük kötülük. Eğitim sistemimizin mutlaka meslek edinmeyi teşvik edici ve zorlayıcı olması gerekiyor.

- Biz kentleşirken önce şehirleri gecekondulaştırdık ve bozduk, güvensiz, sağlıksız ve çirkin binalaşmalara, arazi işgallerine, haksızlıklara ve hukuksuzluklara yol açtık, sonra da kamunun destek ve yönlendirmesiyle kentsel dönüşümü başlattık, sorunu ancak böyle çözebiliyoruz. Aynı şekilde ticarete de yanlış başladık ve yanlış bir yapı kurduk, geldiğimiz aşamada öncelikli olarak ticareti yeniden ele almak, iş yapma biçimlerini radikal bir şekilde değiştirmek ve dönüştürmek, dünyayla uyumunu sağlamak, kesin olarak her sektörde konsolidasyona gitmek, zarar edeni tasfiye etmek, ölçek olarak büyütmek ve verimliliği artırmak zorundayız. Bunu yapabilmek için de önce farkındalık gerekli.

- Yoksa bugün ekmektir, ettir, meyve ve sebzedir sorunumuz, yarın otomobil ve konut olur, öbür gün de taşıma, hastane, okul, telefon, elektrik üretimi olur, başımızı ağrıtır durur.

SONUÇ: “Kurnazlık yeteneksizlikten ileri gelir.” Benjamin Franklin

 

Yukarı