TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İhracat bir darbe de düşen dünya fiyatlarından yedi

 

Emtia fiyatlarında yaşanan üçte birlik kayıp dış ticaret hadlerini altüst etmiş durumda. İthalat daha yüksek olduğundan nette belki daha olumlu etkileniyoruz. Dış ticaret açığındaki azalma, cari açıktaki küçülme ve nihayetinde GSMH’nin yüzde 4.4’üne inen açık oranı bunun bir sonucu. Yapısal olarak bir önlem almadık ve büyüme hızını da kesmedik. Ay sonunda açıklanacak verilerle yüzde 4’e yakın büyüyeceğiz. Bu yılki hedef de yüzde 4.5 büyümek ve bunun içinde iç tüketimin katkısı daha yüksek. İthal etmeye devam edeceğiz ama dış ticaret açığımız azalacak. Aşağıda belirttiğimiz gibi, ihracatın artmamasına karşılık, ithalatı karşılama oranı yüzde 80’e vurması da bu nedenden. Küresel fiyat düşüşünün ithalat yoluyla pozitif yansımasının sonuçları bunlar.

Fiyat düşüşünün negatif yansımasını da ihracatta görüyoruz. İhracatın düşmesinin bir nedeni de fiyatların gerilemesi. Yoksa miktar bazında ihracatımızda azalma yok. Hatta yüzde 26’ya varan bir artış söz konusu. Ama tutar bazında artış yok. Bu da ihracatın kilogram bazında 1.60’tan 1.10 dolarlara gerilemesini beraberinde getirdi. TİM verilerine göre ihracat kilogram olarak şubattan şubata 7.6 milyardan bu yıl 9.6 milyar kiloya çıktı ve yüzde 26.1 arttı. Tutar olarak ise 10.5 milyar dolardan 10.8 milyar dolara yükseldi ve yüzde 3.1 arttı. Yüzde 26 daha fazla mal satmışız ama yüzde 3 gelir artışı elde etmişiz. İhracatın kilosu şubattan şubata 1.38 dolardan 1.12 dolara düştü. Bir yılda yüzde 18.8 azalma meydana geldi. 1.60 dolardan 2 dolar, 2.5-3 dolara tırmanmayı umarken, bir anda kendimizi 1.1 dolara doğru inen ihracat değerinde bulduk. Ürettiğimiz malların değeri dolar bazında düştü.

Emtia ve petrol ihraç eden gelişmekte olan ülkeler düşen fiyatlardan müstarip. Biz ise o düşen fiyatlardan mal satın alıyoruz ve avantajlıyız. Ancak sattığımız ürünler yönünden belirleyici gücümüz yok ve gelişmekte olan ülkelerle aynı kaderi paylaşmak zorunda kalıyoruz. Çünkü katma değerli, teknolojik ürün az ve markamız da yok.

Parite etkisi, sorunlu coğrafya ve komşu etkisi, küresel ticaretin durgunlaşması etkisi derken ihracatta düşen dünya fiyatlarının negatif etkisini de yaşıyoruz.

 

ŞEYTANIN BACAĞINI KIRMANIN YOLU KOMŞULARDAN GEÇER

İhracattaki düşüş şubat ayında durdu. Önce TİM verileri şubat ihracatının 10.790 milyon dolarla geçen yılın aynı ayının yüzde 3.1 üzerinde olduğunu gösterdi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın, TİM verilerinin üzerine altını ekleyen ve ithalatı da kapsayan dünkü verileri yüzde 3.25 artış yönündeydi. İthalat ise şubat ayında 15.680 milyon dolarla geçen yılın yüzde 7.66 altında kaldı. Doğal olarak dış ticaret dengesi yüzde 34.7 azaldı.

- Şubat ayı verilerinin belki en iyi tarafı, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 79.7’ye çıkmasıydı. Ancak bunun en önemli nedeni petrol ve hammadde fiyatlarında meydana gelen dramatik düşüşler.

- İhracat performansımıza gelince 13 aydır düşmekte olan ihracatta görünürde bir artış oldu. Ama gerçekte ise şeytanın bacağını kıramadık. Olsa olsa düşüş eğilimi durdu denilebilir. Bu yıl şubat ayı 29 gündü. Çünkü bir yıl 365 gün ve altı saattir. Akıllarda kalan gün, saati unutup gidiyoruz. 6’şar saati biriktirip 4 yılda bir gün ilave ediliyor. İşte fazladan gelen bu yılki 1 gün ihracatımızdaki küçük oranlı artışın nedeni. Eğer geçen yılki gibi bu yıl da 28 gün çalışılsaydı ihracatımız 428 milyon dolar daha az olacak ve yüzde 0.30 düşecekti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın rakamları TÜİK verilerine aynen yansırsa, takvim etkisinden arındırılmış haliyle ihracat gerileyecek, artmayacak. -İhracattaki kan kaybının sürüp sürmediği, ya da artışa geçip geçmediği elbette bir aylık veriyle de olmayacak. Bu açıdan bir kaç aylık gerçekleşmenin beklenmesi gerekir.

- Bu arada ihracatımız üzerindeki en önemli engelin, içinde bulunduğumuz coğrafi risklerden ve komşularla ilişkilerin bozulmasından kaynaklandığını dikkate almamız gerekiyor. Dünya ticaretindeki durgunluğun etkisi ise bizim için o kadar önemli değildir. Çünkü asıl büyük pazarımız olan Avrupa bölgesine olan ihracat şubatta yüzde 11.8 arttı. Kayıp ise Ortadoğu ve Bağımsız Devletler Topluluğu üyesi ülkelerde. Avrupa ihracata yeteri katkıyı verdiğine göre, kalıcı bir ihacat yükselişi için artık çalışmaların komşu ülkelere yönlendirilmesi gerekiyor.

SONUÇ: “Yapılan işi sonuçlar gösterir.” La Fontaine

 

Yukarı