TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Negatif faize piyasalardan pozitif ribaunt

 

Yılın ilk iki ayı ile birlikte finansal piyasalardaki fırtınayı da geride bıraktık gibi. Yeni yılın ilk gününden itibaren Çin kaynaklı olarak tüm piyasaları etkisi altına alan atmosfer 21 Ocak sonrasında düzelmeye başladı. Şubat sonuna doğru hava iyice düzeldi ve mart ayına günlük güneşlik bir ortamda girdik. Düzelmede birden fazla etken rol oynadı.

Bir kere varlık fiyatları belli oranda geriledi ve düzeltme yaptı. Küresel paranın ve sermayenin başka alternatifi de pek yok. Yeniden oyuna dahil oldu. 

Küresel piyasalardaki bozulma ve dünya ekonomisinin yavaşlama beklentileri karşısında ABD Merkez Bankası FED faiz artırım adımlarını daha da yavaşlatacak. Cuma günkü güçlü istihdam verisine rağmen mart ayındaki toplantıda faiz artırımı halen beklenmiyor. Dolar likiditesinin piyasalarda kalması küresel risk iştahını destekliyor. 

Avrupa enflasyon yaratmada belki petrolün de etkisiyle pek başarılı olamadı. Bir kez daha negatif faiz oranlarının daha derinleşmesi ve tahvil alım miktarının artırılması bekleniyor. Bu konudaki açıklama ocak sonundaki ECB toplantısında yapıldı ve 10 Mart’taki toplantıda gerçekleşme bekleniyor. Bu haftanın kaderini çizecek gelişme de Avrupa Merkez Bankası ECB’nin faiz kararı olacak. Umulan gerçekleşmezse piyasalar belli bir hüsrana uğrayabilir. Ya da “Süper Mario” doping etkisi yapacak yeni yöntem bulur ve açıklama yapar.

Benzer şekilde Japonya Merkez Bankası da parasal genişlemeyi genişletme yoluna gitti ve ocak sonundan itibaren politika faizini negatife çevirdi. Bu da küresel risk iştahını destekler yönde etki yaptı. 

Düşmekte ve peşinden de diğer varlık fiyatlarını sürüklemekte olan petrol fiyatları ocak ayının son haftasında dibi gördü. 27.10 doları gören Brent petrol fiyatları bu seviyeden sonra yükselişe geçti. Şubatı 35.97 dolardan kapatan petrol fiyatları 4 Mart itibarıyla yıl sonu değerinin üzerine çıktı.

Küresel piyasalar Çin’in öncülüğünde kötüleşmişti. İyileşme de buradan başladı. Çin, G20 toplantısı öncesi parasının değerini artırıcı hamle yaptı ve açıklamalarıyla devalüasyona gitmeyeceğine piyasaları ikna etti. 

Sonuçta piyasalar düzelmeye başladı ama geriye miras olarak negatif faizin yaygınlaşması kaldı. Bunun kararını veren merkez bankaları, reel ekonomiye kaynak aktarıp canlanma yaratmak istiyorlar.

Ancak madalyonun hep iki yüzü var. Madalyonunun ikinci yüzünde görünen ise reel sektörün para kazanamadığı, yeterince kâr edemediği için, kullandığı ve kullanacağı finansal kaynakların maliyetine de reel olarak katlanamayacağıdır. Ancak negatif faizin bir sonraki aşaması finansal sektörden kaynak aktarımının azalacağıdır. Daralan bir sarmal içinde karşılıklı kaybet kaybet oyunu oynanacaktır. Bu denge ve zemin de, bol ve ucuz para dengesi kadar, suni, bozuk bir dengedir. 

Böyle bir zemin değişikliği, geri gelip dinlenmiş piyasaların şimdilik hoşuna gitti, durumu pozitif algılayıp ribaunta kalkması bundan.

NE KADAR NEGATIF FAIZ O KADAR ALTIN YÜKSELİŞİ

Yapay kötü bir zeminden bozuk başka bir zemine geçiliyor olmasının finansal piyasalarda belirli bir yansıması var. 

Hisse senetleri yeniden prim yapmaya başladı. Mart ayına hızlı başlangıç bunun bir sonucu ve kayıplarını azaltmış durumda.

Risk alma iştahının kısmen artmasıyla emtia fiyatları yükseliyor. Ortalama yüzde 6 yükselmesine karşılık Emtia Endeksi yılbaşı düzeyinin hâlâ yüzde 7 altında bulunuyor.

Petrol fiyatları ise son günlerdeki hızlı çıkış ile yılbaşı düzeyini de aştı. Cuma kapanışta Brent petrol 38 doları gördü.

Faiz oranları ise düşüyor, hatta 10 yıl aradan sonra ilk faiz artırımını yapan ABD’de bile. Geçen yılı yüzde 2.27’den kapatan 10 yıllıklar şubat sonunda yüzde 1.74 işlem gördü. Düşüğün daha düşüğü var, negatifin de negatifi var diye güvenilir ülke hazine kâğıtları satın alınıyor. Almanya’da 10 yıllık faizler sıfır düzeyinde, neredeyse negatife dönecek. Japonya’da ise 10 yıllıklar negatif faizle işlem görüyor. 

Dünya paralarının faizlerinin indirilmesi, negatife düşürülmesi ise alternatif para olarak altına yarıyor. Altının yıldızının yeniden parlamasında düşen faizler yanında ABD ve Avrupa’da büyük kupürlü banknotların piyasadan kaldırılması çalışmaları da etkili. Altın bu nedenle haftanın son günü 1.280.7 dolara kadar yükseldi. Bu artışıyla da 2015 yılı ocak ayı düzeyindeki 1.307’lik tepeye yaklaştı. 

Altın 3 Aralık 2015’te 1.045.4 dolara kadar inmesinin ardından yükseldi. Böylece 3 aylık dönemde altının primi yüzde 22.5’i buldu. Dış piyasalardaki bu değer artışı büyük ölçüde yurtiçine de yansıdı. Bitişikteki tablomuzda hem gram altının hem de altının onsunun yüzde 17-18 civarında arttığı görülüyor. Ancak bu artış iki aylık süreyi kapsıyor. Mart ayı ve aralık ayındaki primi kapsamıyor.

Altının değer artışını yakalayabilen yatırım aracı da yok. Hatta altın açık ara önde. Onu yüzde 5 artışla hisse senetleri izliyor. Türkiye hisse senedi piyasası bu dönemde dünyadan nispeten pozitif ayrıştı. Gelişmekte olan borsalar iki ayda yüzde 6.8 değer kaybederken, Borsa İstanbul yüzde 5.10 prim yaptı.

SONUÇ: “Şarj etmeyi unutursanız pil biter.” Oprah Winfrey

Yukarı