TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ortak çıkar, düşük dolar

 

2016 baharına bir hafta kala küresel piyasalarda hava iyi ve atmosfer genelde pozitif seyrediyor.

-Dolar güçlenmediği gibi kısmen gevşiyor. Geçen hafta Dolar Endeksi yüzde 1.2 düşerek 96.172’ye indi.

-Gelişmekte olan ülke paraları ile Euro güçleniyor. Yine geçen hafta gelişen ülke paraları yüzde 1, Euro da dolara karşı yüzde 1.3 değer kazandı.

-Amerikan, Alman ve Japon hazine faizleri yükseliyor. Para sığındığı limanlardan çıkarak yeniden risk alıyor. Risk iştahı yükseliyor.

-Avrupa Merkez Bankası ECB kamu kâğıtları yanında özel şirketlerin tahvillerini de geri almaya, bankaların yanında şirketlere de para vermeye başladı. Faizi de düşürdü ve politika faizini yüzde sıfıra çekti. Başkan Mario Draghi enflasyon ve büyüme yaratmak için hem bankalara hem şirketlere para saçıyor.

-FED 16 Mart’ta faiz kararını açıklayacak. ECB’nin parasal genişlemesinden bir hafta sonraya denk gelen bu karar piyasalarda strese yol açmış değil. Çünkü daha önceden yapılan sözlü yönlendirmelerle faizin artırılmayacağı bekleniyor. FED piyasa dostu olmaya devam edecek.

-Potansiyel bir risk olarak Çin, Demokles’in kılıcı gibi piyasaların üzerinde asılı duruyor. Ancak Yuan’ın değer kaybının durması hatta kısmen değer kazanmaya başlaması yanında Çin Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamalar, büyüme hızının önümüzdeki 5 yıl için yüzde 6.5-7 bandında hedeflendiğinin açıklanması şimdilik korkuyu azaltmış gibi.

-Rusya ve diğer bazı gelişmekte olan ekonomilerin petrol ve emtia fiyatlarına bağlı akut sorunları bir ölçüde hafifledi. Çünkü ocak ayının son haftasına göre emtia fiyatlarının ortalaması olarak CRB Endeksi yüzde 13 yukarı çıktı, hampetrol fiyatları ise yüzde 49 arttı.

-Borsalar yükselirken altındaki çıkış da ivme kaybediyor.

Bütün bu göstergeler piyasalardaki genel bir toparlanmayı yansıtıyor.

-Ancak küresel atmosferdeki bu düzelme biliyoruz ki, ciddi bir dalgalanmanın, fırtınanın ardından geldi. Kalıcı olmayabilir ve kısa vadeli kalabilir. Zaten iyileşme kalıcı olursa FED faiz artırmaya başlar, hava yeniden bozulur. Zaten FED’in ilk faiz artırımından sonra frene basmasının gerisinde dünya ekonomisinin ve küresel piyasaların çalkantısı yatıyor.

-Kaldı ki, ECB'nin uygulamaya koyduğu ve giderek genişlettiği hatta piyasaların hayallerini dahi zorlayan parasal teşviklerin pozitif sonuç vereceği de kesin değil. 2012’den başlayarak atılan adımlar şimdiye kadar ekonomiyi ayağa kaldırmaya yetmedi. Bu kez de yetip yetmeyeceği ancak beklenerek gerçekleşmelerle görülebilir.

-Bu arada piyasalar uyuşturucu bağımlısı gibi, merkez bankalarının parasal paketlerine mahküm durumda. ECB Başkanı Draghi’nin basın toplantısında söylediği “Koşullar değişebilir ancak ECB şu anda faizleri daha fazla indirmeyi gerekli görmüyor” sözü bile, piyasalarda 180 derecelik dönüş yapmaya yetti.

-Piyasaların yansıttığı bir başka dengesizlik ise Euro dolar paritesinde ortaya çıktı. Miktarı çoğaltılan ve fiyatı ucuzlatılan para biriminin doğal olarak değer kaybetmesi beklenir. Ama olmadı ve değeri artan para birimi oldu. Kararın açıklandığı perşembe günü Euro, dolar karşısında 1.0820’ye kadar indikten sonra 1,1217’ye fırladı. Bu değerlilik durumu hafif gevşemeyle cuma günü de korundu. Haftanın sonunda Euro dolara karşı yüzde 1.35 değer artırdı. Demek ki sadece Euro’nun miktarı ve fiyatı değil, bunun karşısında dolara ilişkin beklentiler de fiyatlanıyor. Bu açıdan neyin fiyatlandığı bu hafta belki öğrenebileceğiz. Çarşamba günkü FED kararı parite üzerinde belirleyici olabilir.

-Ancak orta ve uzun vadede Euro’nun değerini koruyabilmesi için, parasal önlemlerin yanında mali ve yapısal önlemlerin alınması da şart. Bütün AB ülkeleri ve siyasetçileri iyi bir merkez bankası başkanı bulmuşlar, ortaya onu sürüyor ve hep birlikte onun arkasına siniyorlar. Bu kadar kolay kurtuluş yolu olmasa gerek. ABD krizden çıkmasına çıktı ama bedel ödedi, yapılandırma yaptı ve sıfır faiz politikasını 7 yıl uyguladı.

ECB TAMAM, SIRA FED'DE

Gelişen ülke kurları Nisan 2011’den beri uzun vadeli düşüş trendinde. 29 Nisan 2011’de JP Morgan Kur Endeksi 108.668 ile doruk noktasına ulaşırken 20 Ocak 2016’da 63.196’ya kadar indi. 5 yıla yaklaşan bir dönemde düşüş oranı yüzde 41.8’i buldu. Son iki aydır gelişen ülke kurları dolara göre kısmen toparlanıyor ve 11 Mart itibarıyla endeks 67.359’a çıkarak yüzde 6.6 arttı.

Bu harekette ABD Merkez Bankası’nın ilk faiz artırımını yapmasına rağmen küresel piyasalar ve ekonomideki gelişmeler üzerine buna devam etmeyeceği şeklindeki sözlü yönlendirmesi etkili oldu. Bu sözlü yönlendirmenin ardından ilk basın toplantılı faiz kararı bu hafta. İkinci faiz adımının da mart ayında atılacağı tahmin ediliyordu ama artık beklenmiyor. FED sözlü yönlendirmenin ardından faiz artırmayacak ama bir şey söyleyecek. Bu açıklamalar da, öncelikle doların ve dolayısıyla da gelişen ülke kurlarının seyrini belirleyecek. Bir de Euro’nun tabii ki. Tahminim doların değerini zıplatmayacak bir açıklama yapılmak istendiği yönünde. Piyasaların istikrarı da bunu gerektiriyor.

SICAK PARA ŞUBATTA DİPTEN DÖNDÜ

Mayıs 2013’te 158.4 milyar dolarla rekora ulaşan yabancıların portföy yatırımları Ocak 2016’da 88.9 milyar dolarla dibe indi. 3 yıla yaklaşan bir sürede tutar olarak 69.5 milyar dolar, oran olarak da yüzde 44 azalmanın ardından şubat ayında piyasaların kısmen iyileşmesine bağlı burada da toparlanma oldu. Şubatta hem hisse senedinde hem de devlet iç borçlanma senetlerindeki artışla sıcak para stoku 92.6 milyar dolara çıktı. Yabancıların 41.5 milyar dolar hisse senedi, 52.5 milyar dolar devlet iç borçlanma senedi bulunuyor.

Merkez Bankası haftalık verileri de hisse senetlerine yabancıların şubatta 402 milyon dolar net yatırım yaptığını, 948 milyon dolarlık da devlet iç borçlanma senedi aldığını ortaya koyuyor. Aylarca negatif seyreden sermaye akımları şubatta 1 milyar 352 milyon dolarla yeniden pozitife döndü.

SONUÇ: “Kader gülüyorsa tuzağa düşürmeye hazırlanıyor demektir.” Syrus

Yukarı