TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Küresel risk iştahı ve AB çıpasıyla gelen erken bahar

 

Küresel piyasalar geçen yılın aralık ayından başlayarak satış sürecine girdi. Satışlar ocak ayında şiddetlendi. Küresel krizin tekrarlanma korkusu doğdu. Böyle bir ortamda ABD Merkez Bankası ilk faiz artırımına gitmiş olmasına karşılık frene basacağının işaretlerini vermeye başladı. Ocak sonunda Japonya Merkez Bankası negatif faize geçmeye karar verdi. Avrupa Merkez Bankası da parasal genişlemeyi büyüteceğini 21 Ocak’ta açıkladı. 21 Ocak aynı zamanda son dönemde piyasaların kötüleşmesinin dip noktası olarak kaldı. Bunun barometresi olarak petrol fiyatları 27.10 dolarla en düşük düzeyini gördü.

Devamında hem AB hem Japonya hem de ABD merkez bankalarının politika değişiklikleri ve sözlü yönlendirmeleri ile başaşağı gidiş durdu. Şubatın ikinci yarısında da düzelme başladı. Geçen hafta AB, bu hafta ABD merkez bankaları verdikleri sözü fazlasıyla yerine getirdi ve piyasa dostu kararlarıyla düzelme eğilimi keskinleşti. Küresel risk iştahı yeniden yükseldi. Korku endeksi VIX uzun aradan sonra yüzde 15’in altına indi. 

ABD’nin ekonomisi iyi olmasına rağmen rayına girmiş piyasaları bozmamak için faiz artırmayacağı, AB’nin, Japonya’nın ve Çin’in parasal genişlemeyi sürdüreceği ve negatif faiz uygulamalarının devam edeceği bir küresel atmosfer artık netleşti. Yılın üçüncü ayına hâkim olan bu atmosferin ikinci çeyrekte de süreceği ve finansal piyasaları destekleyeceği beklenebilir.

Ama aynı zamanda küresel kriz sonrasının en büyük türbülanslarından birine karşı küresel sistemin bulabildiği yöntem, alabildiği önlem ve oluşturduğu yapı da bu. Yapay, geçici ve istikrarsız bir yapının devamından söz ediyoruz. En son FED’in attığı adımla oluşan bu ortam bir süre veya dayanabildiği kadar devam edecek. Bir süre bu yağla kavrulmaya devam edeceğiz. Bahar ayları için bunun daha fazlası yok gibi. En azından kısa vadede gündeme gelmesi zor.

Böyle bir atmosfer Türkiye’nin işini kolaylaştırır. Dışa açık ve dış kaynak ihtiyacı yüksek bir ekonomi için pozitif küresel ortam en iyisi. Borçları daha rahat ve daha düşük maliyetle çevirebileceğiz. Dış kaynak akışı olacağından içeride kredi verme olanağı ortaya çıkacak. Faiz düşürmede Merkez Bankası’nın eli rahatlayacak. Faizler düşeceği için krediye talep olacak. Finansal piyasalar düzelecek. Beklentiler iyileşecek. Sermaye akışı olacağından TL’nin değer kayıpları azalacak veya daha kısa süreli olacak, ama değer kazanımları daha uzun süreli ve daha çok olacak. Yani bir süreliğine TL değer kazanabilecek.

Nitekim bunlar ilk günden büyük ölçüde fiyatlandı bile.

Bir kere faiz artırmadığı için dolar değer kaybetti ve karşılığında Euro, gelişmekte olan ülke paraları ve altın değer kazandı. Dolar Endeksi’nin bir günlük kaybı yüzde 1.6’ya vardı, karşısında Euro yüzde 2.6 arttı, gelişmekte olan ülke kurları JP Mogan Endeksi ile yüzde 2.1 yükseldi. Altın fiyatları bir gün içinde 1.226 dolardan 1.272 dolara kadar çıktı ve yüzde 3.7 arttı.

Küresel çaptaki bu gelişmelerin paralelinde dolar TL karşısında 2.93’e kadar yükselmişken 2.84’e kadar indi ve yüzde 3 geriledi. Faizler 25 baz puan düşerek yüzde 10.25 düzeyine indi. Borsa 80 bin puanın üzerine çıktı. Erken bir bahar yaşamaya başladık. Bu bahara, AB ile müzakerelerin hızlandırılması, gelecek olan 6 milyar Euro’luk kaynak ve haziranda vizenin kaldırılması da destek verebilir.

Eğer içeride yeni siyasi belirsizlikler yaratılmazsa küresel risk iştahındaki artış ve sermaye girişlerinin devam etmesi, pozitif eğilimlerin devamını getirebilir.

SONUÇ: “Noksanı varsa onu da sen tamamla.” Türk Atasözü

Yukarı