TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borsadaki bankaların 85 milyar doları eridi

 

Dün borsanın 2013 yılı düzeylerine gelmeye, bu düzeyi geçmeye cesaret edemediğini belirtmiştim. Çünkü bunun koşulları yoktu. En başta borsada işlem gören reel sektör şirketlerinin düşen ihracat, azalan turizm geliri, yükselen döviz kurları dolayısıyla bilanço bozulmaları nedeniyle 2013’teki gibi güçlü finansal yapıya sahip olmadıklarını belirtmiştik.

Borsanın diğer yarısını oluşturan bankaların da eski kârlılıklarının kalmadığını, hatta piyasa değerinin 100 milyar dolardan 50 milyar dolara doğru indiğini belirtmiştim. O kadar da değil diyen çıktı. Ama rakamlara tekrar baktım ve Bloomberg HT’nin verilerini baz aldım. Bunun bir grafiği de yukarıda yer alıyor. Borsada işlem gören bankaların yaklaşık 10 yıllık piyasa değerinin seyri bize bankaların toplam piyasa değerinde çok daha fazla oynaklık yaşandığını gösteriyor.

- Hemen belirtelim ki, bizim 100 milyar dolar dediğimiz bankaların toplam piyasa değeri aslında 125.4 milyar dolardan düşmeye başlamış. Bunun tarihi Mayıs 2013. Bu ay, ekonomide hemen her şeyin tavan yaptığı, Türkiye’nin kredi notunun 18 yıllık aradan sonra yeniden yatırım yapılabilir düzeye yükseldiği, dışarıdan sermaye girişlerinin rekora çıktığı ve sıcak para stokunun 158.5 milyar dolara vardığı, borsanın da tüm zamanların en yüksekliğini gördüğü bir aydı. Bankaların toplam değeri 125.4 milyardan Eylül 2015 ortasında 40.3 milyar dolara kadar indi. Son piyasa değeri olan 51.2 milyar dolar aslında yüzde 27 yükselmiş değeri gösteriyor. Bankaların son düşüşünde en yüksekten en düşüğe 85 milyar dolarlık kayıp meydana geldi. Düşüş oranı da yüzde 67.9 ile küresel krizden bu yana en yükseğine çıktı.

- Küresel krizde bankalar 89 milyar dolar değer kaybetti ve 120 milyar dolardan 30.7 milyar dolara indi. Düşüş oranı yüzde 74.4’e vardı.

- Ancak biliyoruz ki Türk bankaları 2002 yılından bu yana değerleniyordu. Bu yükseliş de tepe noktasını dolar bazındaki fiyatlarla 4 Kasım 2010’da gördü. Bu tarihte bankaların toplam piyasa değeri 142.6 milyar dolarla rekor kırdı. Bankaların durumunda bu tarihten itibaren net bir kırılma yaşandı. Nedeni de 11 Kasım 2010 tarihli TCMB Para Politikası Kurulu’nda para politikasının değiştirilmesi, faiz koridorunu yaratması, kredi artışını kısıtlaması ve hükümet tarafından bankaların kârlarının sınırlandırılmasıydı. 5 yılı aşkın süredir bankalar o büyüme dönemini ve kârlılık düzeyini bir daha yakalayamadıkları gibi, oldukça da gerisine düştüler.

- Yakın ve görünen tarihte bankaların yeniden sağlıklı büyüyeceği veya kârlarının artacağı beklenmiyor. Çünkü batık kredi sorunu giderek büyüyor. 50 milyar liralık kredi batık. TL kredilerin TL mevduatlara oranı yüzde 140’a ulaştı. Mevduat artışının da, dışarıdan borçlanarak içeride kredi vermenin de sınırlarına gelindi. Büyüme düşük ve kârlılık da azalıyorsa yeni bir hikaye yazılamıyor ve piyasa değerinde rekor düzeyleri yakalamak da hayal oluyor demek.

- Aslında bankaların da reel sektör şirketlerinin de kaderi aynı ve birbirine bağlı. Bankalardaki bozulma da, şirketlerdeki bozulma da gelip bankalara vuruyor. Bankalar vurgun yediği zaman sanayinin kapısına dayanıyor. İki sektör de aynı teknenin içinde yolculuk yapıyor.

Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Sanko Holding Onursal Başkanı Abdülkadir Konukoğlu da bu durumu şu sözlerle vurguladı: “Bankacılık sektörü ile sanayi sektörü el ele yürüyor. Sanayi sektörü çökerse bankacılık sektörü çöker, bankacılık sektörü çökerse sanayi sektörü çöker. Çünkü kredi almadan sanayiyi büyütmek mümkün değil. Bankaların da sanayiye para satmadan büyümesi mümkün değil. Onun için el ele verip büyüyeceğiz.”

- Durum iyi anlaşılmış gibi ama ortada iyi bir durum yok. Reel sektörün de bankacılığın da anlatacağı hikâyeye ihtiyaç var.

SONUÇ: “Çürük merdivenle dama çıkılmaz.” Türk atasözü

 

Yukarı