TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Faiz düşüşü ne kadar sürer?

 

Dış ticaretten sorumlu Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, faizlerin radikal bir biçimde düşürülmesini istedi, yurtiçi piyasalarda döviz kurunda yurtdışı hareketin de etkisiyle bir dalgalanma oldu. Ekonomi Bakanlığı koltuğunda oturan herkes şimdiye kadar hep faizin düşüşünü istedi. Bu sefer istek haklı ama dozu konusunda soru işaretleri olabilir.

- İçinde bulunduğumuz süreçte faizde bir indirim fırsatının yakalandığı gerçek. Zaten Merkez Bankası da faizleri düşürüyor. Kredi faizlerine baz teşkil eden faiz koridorunun üst bandını mart ayı toplantısında 13 aylık aradan sonra çeyrek puanlık indirdi. Küresel sermaye akımlarının devam etmesi halinde indirime devam edeceğinin de işaretini verdi.

- Şimdiye kadarki gerçekleşmeler de sermaye hareketlerinin pozitif biçimde devam ettiğini gösteriyor. Eğer 20 Nisan’a kadar ciddi bir bozulma meydana gelmezse muhtemelen faizlerde indirime devam edilecek.

- İndirimin boyutu da iyimser koşullarda yarım puan, daha az iyimser koşullarda çeyrek puan olmaya aday.

- Yurtiçi gelişmeler de faiz indirimini destekler nitelikte. En büyük etken enflasyon. Mart ayında yıllık enflasyon yüzde 7.5’in altına indi. Nisan ayında ise muhtemelen yüzde 6 bandında bir gerçekleşme olacak. Faiz düşüşünü daha destekleyici bir gelişme gündeme gelecek.

- Hem faiz koridorunun üst bandı, ki aynı zamanda bankalararası faizi belirliyor, hem de Merkez Bankası’nın bankaları fonladığı ağırlıklı ortalama gecelik faiz, enflasyon oranına göre yüksek kaldı. Mesela fonlama faizi şubat ortasında yüzde 9.06 düzeyindeydi. Mart sonunda yüzde 8.86’ya düşürüldü. 6 Nisan itibarıyla da 8.72 olarak belirlendi. Fonlama faizinin inmesinin pozitif etkisini diğer faiz oranları üzerinde göreceğiz.

- Mart enflasyonu eksi gelince ve eli rahatlayınca Merkez Bankası tercihini rahatlıkla düşüş yönünde yaptı. Merkez Bankası ağırlıklı ortalama fonlama faiziyle bankalara 100 milyar liranın biraz üzerinde tutarda fon kullandırıyor. Bankaların bankalararası piyasadan yaptığı borçlanma yaklaşık 50 milyar lira civarında seyrediyor. Dolasıyla 150 milyar liralık fonun maliyeti düşüyor. Bu da toplam kredilerin 10’da 1’i kadar bir tutar. Paçal ya da ortalama maliyeti kısmen aşağı çekici etki göstermesi beklenir.

- Çünkü kredi faizlerinde kalıcı ve ciddi boyutlara varan bir düşüş, enflasyonun da kalıcı biçimde ve daha düşük oranlara inmesine bağlı. Enflasyonun düşük tek haneli rakamlarda seyredeceğine inanılacak ki, tasarruf sahipleri daha düşük mevduat faizine razı olsun. Paralarını bankalara emanet etmeye devam etsinler, TL’de kalmayı sürdürsünler.

- Aksi takdirde bankaların en büyük finansman kaynağı olan mevduat pastası büyüyemez ve kredi verme olanakları kısıtlanır. Zaten TL kredilerin TL mevduatlara oranı yüzde 140 gibi yüksek sayılabilecek düzeylere vardı. Bankalar mevduat dışında kendi özkaynakları ve yurtdışından yaptıkları borçlanmayla kredi yaratabiliyor. Özkaynaklarını güçlendiremedikleri, kârlılıklarının sınırlı olduğu artık herkesin bildiği bir durum. Reyting şirketleri bu nedenle bankacılık sisteminin görünümünü negatifte tutuyor.

- Yurtdışı borçlanmasının da bir sınırı var. Son zamanlarda bankalar sürekli dış tahvil çıkararak yurtdışından borçlanma yoluna gidiyor. Bu da bize içerideki kaynakların sınırlarına varıldığını, yurtdışı borçlanmada da fazla alan kalmadığını işaret ediyor.

Yani kredilere kaynak olacak finansmanı yine içeriden, hanehalkının tasarrufları ile sağlamak durumundayız.

- Burada da çok fazla iyimser olamıyoruz. Daha yüksek faiz tasarrufları artırır ama o zaman da kredi maliyetleri yükselir. Geriye kalan seçenek ise enflasyonun düşmesi, onunla birlikte mevcut düzeylerden mevduat yapmanın cazibesinin artması, dışarıdan sermaye girişinin sürmesi ile kredi imkânlarının genişlemesi. Herkesi mutlu ve memnun edecek formül de bu.

 

Yukarı