TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sermaye girişi mart gibi sürmez

 

Küresel piyasalar ile yerel piyasalar mart ayında son yılların en iyi performansını gösterdi. Gelişen borsalar yüzde 13, gelişmiş borsalar yüzde 6.5 artarken Borsa İstanbul MSCI Endeksi ile yüzde 15 yükseldi. 

Faiz oranları düşüşteydi. Dünyada negatif faizler yaygınlaşırken Türkiye’de 10 yıllık Hazine faizi 70 baz puan, 3 aylık mevduat faizi 190 baz puan, ticari kredi faizi ortalamada 92 baz puan geriledi. 

Risk alma iştahı yükselince ve gelişmekte olan ülkelere sermaye hareketleri güçlenince dünya parası olarak dolar değer kaybetti. Dolar Endeksi yüzde 3.7 düştü, Euro dolara karşı yüzde 4.7 arttı. Gelişmekte olan ülke kurlarının dolara karşı artışı yüzde 5.7’yi buldu. Dolar TL karşısında da yüzde 5 geriledi. 

Piyasalarda risk alma iştahını artıran, gelişmekte olan ülkelere sermaye hareketlerini tersine çeviren, son yılların en sert ve en keskin sermaye girişini sağlayan gelişme ise büyük merkez bankalarının dünya ekonomisinin kötüleşmesine karşılık parasal genişlemede son bir tur daha başlatma kararıydı. Bu nedenle de küresel piyasalarda şubat ortasından başlayan güçlü iyileşme mart sonuna kadar sürdü. Sadece mart ayında Türkiye’ye hisse senedi ve tahvil yoluyla net bazda 2 milyar dolara yakın sermaye girişi oldu. İlk çeyrek dönemin kârlı kapatılmasıyla piyasalar ikinci çeyreğe ve dolayısıyla nisan ayına satış ağırlıklı girdi.

Bunun sürüp sürmeyeceği ya da mart ayındaki erken baharın devamının gelip gelmeyeceğini yine küresel sermaye ve risk alma iştahının durumu belirleyecek. Merkez bankalarının tutumunda bir değişme yok. FED faiz artırımında ipin üstüne un sermeye devam ediyor. Diğer büyükler de parasal genişlemeyi sürdürüyor. Ancak piyasalar da mart ayında bu gelişmeleri fiyatladı. Nisan ayındaki kâr satışları bundan.

Küresel sermayenin bizim gibi gelişmekte olan ülkelere mart ayındaki gibi akmasını en azından bu aşamadan sonra beklememek gerekiyor. Mart ayında bitişikte görüldüğü gibi, yukarı yöndeki hareketin aynı uzunlukta devam etmesi bir hayli zor. Çünkü gelişmekte olan ülkelerde böyle bir güçlü sermaye akımını kaldıracak ne siyasi yapı, ne ekonomik yapı var.

Nitekim hafta sonu Uluslararası Finans Enstitüsü IIF’in yaptığı açıklama da bu yöndeydi. Sermaye hareketlerini izleyen uzman kuruluş gelişmekte olan ülkelere sermaye girişinin mart ayında iyileşme kaydettiğini, ancak zayıf ekonomik temeller nedeniyle büyük ihtimalle sürdürülebilir olmadığını açıkladı. 

IIF, gelişmekte olan ülkelerden geçen yıl 750 milyar dolar olan net sermaye çıkışının bu yıl yavaşlayarak 500 milyar dolar civarında gerçekleşmesini beklediğini ifade etti. Böylece daha önce 735 milyar dolar olarak hesapladığı 2015 sermaye çıkışlarını 15 milyar dolar daha artırdı.

Bundan daha önemlisi ise bu yıl için beklediği sermaye çıkışı tutarı 448 milyar dolardı, şimdi bunu 500 milyar dolar gibi düz bir rakama yükseltirken 52 milyar dolar artırmış oldu. Uluslararası Finans Enstitüsü madalyonun diğer yüzüne de dikkat çekerek “Çin’in ani bir kararla devalüasyona gitmesi veya FED’in faizleri beklenenden daha hızlı artırması halinde net sermaye çıkışlarının hızlanabileceğini” belirtti.

TASARRUFLAR BİR TÜRLÜ ARTMIYOR

Yılın ilk çeyreğinde TL cinsinden yurtiçi tasarruflar reel olarak artmadı, ancak döviz tevdiat üzerinden açılan hesaplar da enflasyonun üzerine çıkacak şekilde yüzde 3.9 büyüdü. TL ve döviz olarak toplam tasarruflardaki artış ise yüzde 2.7 ile üç aylık toplam yüzde 1.75 olan tüketici enflasyonunun çok az üzerinde.

Tasarruflar artmıyor, çünkü yüzde 2.7’lik artışın tutarı karşılığı 37.5 milyar lira. Üç ay içinde tasarruflardaki artış bu kadar. Bu artışın 17 milyarı döviz hesaplarından geliyor, 3 milyarı dolaşımdaki paradan kaynaklanıyor, 4 milyarı bireysel emeklilikten ve 7 milyarı da hisse senedi kaynaklı.

Artış oranlarına bakınca yılın ilk çeyreğinde reel artış en çok yüzde 9.5 ile hisse senetlerinde. Yüzde 7.6 ile bireysel emeklilik fonlarında ve yüzde 3.9 ile döviz hesaplarında artış var. Borsada yerlilerin payı artmadı ama hisseler değerlendiği için böyle bir büyüme yaşandı. Döviz hesaplarında her yönden artış var, BES’i de devlet beslediğinden halkın ilgisi yüksek.

Büyümede reel kayıplar TL mevduatlarında (yüzde 1 nominal artış) ve yatırım fonlarında (nominal yüzde 0.8 azalma) gerçekleşti. TL mevduatlar tasarrufların yarısı olduğu için toplamı olumsuz etkiledi.

SICAK PARA STOKUNDA 10 MİLYAR DOLARLIK ARTIŞ

Yabancıların nette 2 milyar dolara varan sermaye girişi yanında fiyat değişimlerinin yarattığı etkiyle sıcak para stoku martta 10 milyar dolar arttı. Yabancıların Türkiye portföyü şubat sonunda 92.6 milyar dolardan mart sonunda 102.1 milyar dolara yükseldi ve bir ayda yüzde 11.2 artış kaydetti.

Bu artışın yaklaşık 7 milyar doları hisse senetlerinden, 3 milyar doları devlet iç borçlanma senetlerinden geldi. Yabancıların bankalardaki mevduatında ise 661 milyon dolar azalma oldu. Hisse senedi stoku 48.3, devlet iç borçlanma senedi 35.9 ve yabancı mevduatı 18 milyar dolar oldu.

Mart sonu itibarıyla ulaşılan 102.1 milyar dolarlık stok 2015 sonundaki 91.8 milyar dolardan 10 milyar dolar daha fazla. Bu fazlalıkta son aydaki sermaye hareketlerinin güçlenmesi etkili. 

Bir yıl önce ise aynı ayda stok 113.9 milyar dolardı. Buna göre son aylık artışa rağmen son bir yılda sıcak para stokunda halen 11.8 milyar dolarlık azalma meydana geldi.

Yukarı