TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekmeği taştan çıkarmaya devam

 

IMF, Bahar Toplantıları nedeniyle Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayımladı. Raporda dünya ekonomik tahminleri genelde negatif yönde revize edildi. Buna göre önümüzdeki 5 yılda ufukta ekonomik canlanma yok, düşük büyümeye devam edilecek.

 

- Yukarıdaki tabloda yer aldığı gibi, IMF’nin 2021’e kadar olan tahminlerinde dünya ortalama büyümesinin yüzde 4’ü bulması beklenmiyor. 2018- 2021 dönemindeki ortalama büyüme yüzde 3.8 ile biraz yükselecek. Bu yıl ise yüzde 3.2 ve gelecek yıl yüzde 3.5 büyüme umuluyor.

Büyümede yüzde 5 rakamı sadece gelişmekte olan ülkelerde ve o da 2018 sonrasında tahmin edildi.

- Düşük veya vasat büyümeye bağlı olarak dünya ticaret hacminin de ivme kaybetmesi bekleniyor. Bu yıl dünya ticaretinin yüzde 3.1, gelecek yıl yüzde 3.8 ve 2018-21 döneminde ortalama yüzde 4.3 artması beklentiler dahilinde. Bu rakamlar geçmiş yıllara göre büyümeden daha fazla bir ivme kaybına işaret ediyor.

- Doğal olarak ihracat, ithalat, taşıma ve navlunların da sınırlı artması bekleniyor. Türkiye olarak ihracatı artırmayı umarken işimiz hiç de kolay olmayacak.

- Petrol fiyatı son günlerin güncel konusu ve bir ölçüde kendini toparladı. Petrol fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 31.6 oranında gerilemesinin ardından 2017 yılında yüzde 18’e yakın toparlaması bekleniyor. Ardından gelen yıllarda yüzde 5 dolayında artış öngörülmesi petrol fiyatlarının geçmişteki yüksek üç haneli düzeyleri orta vadede görmeyeceğine yorumlanabilir.

- Beklentiler dahilinde gerçekleşmesi halinde petrol fiyatlarının seyri Türkiye ekonomisini destekleyici olacak. Çünkü Türkiye milli gelirinin yüzde 6’sına varan oranda enerji ithal eden bir ekonomi.

- Düşük ekonomik büyüme, düşük petrol fiyatlarını elbette düşük enflasyon rakamları izleyecek. Tüketici fiyatları gelişmiş ülkelerde yüzde 2’nin, gelişmekte olan ülkelerde de yüzde 5’in altında kalmaya devam edecek. Her iki grupta da geçmiş yılların ortalaması altında bir gerçekleşme bekleniyor.

- Türkiye’nin belki de dünya ekonomisine uyum sağlamada en çok zorlanacağı alanlardan biri enflasyon olacak. Halen enflasyon yüksek tek haneli rakamlarda seyrediyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere uyum için düşük tek haneli, yüzde 5’in altına inilmesi gerekiyor. Büyümeye destek olması yönünde baskılara direnemeyen Merkez Bankası’nın orta vadede enflasyonu düşük tek haneli rakamlara indirmesi zor görünüyor.

- Büyüme, ticaret, enflasyon daha da düşecekse, faizlerin de aynı yolu izlemesi gayet doğal. IMF tahminleri de hem 6 aylık LİBOR faizlerinin hem de G-7 ülkeleri 10 yıllık hazine faizlerinin önümüzdeki yıllarda düşük kalacağı yönünde. 10 yıllık tahvillerin ortalama faizi bu yıl yüzde 1 bekleniyor, gelecek yıllarda ise yüzde 1’in altına inecek. LİBOR faizi ise negatif olmayı sürdürecek ve ancak 2018 sonrası pozitif bölgeye geçebilecek.

- Faiz oranlarının düşük ve negatif seyri, dış kaynakla ekonomisinin çarklarını çeviren Türkiye’nin lehine sonuçlanacak. Dış borçların ve cari açığın finansmanında zorluk yaşanmayabilecek.

- Cari açığı daraltmaya devam etmemiz gerekiyor. Çünkü bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin ortalama açığı yüzde 1’e bile varmıyor. Türkiye’nin halen yüzde 4.2 düzeyinde.

- Dış borç stoku ve dış borç servisi açısından da Türkiye gelişmekte olan ülkeler ortalamasını aşağı yukarı yakalamış. Ancak rehavete de yer yok.

- IMF’nin geçen yılki nisana göre bu nisanda yaptığı tahinlerde en büyük sapmalar enflasyon ve faizlerde. Bu iki kalemde yaklaşık yarı yarıya indirim yapılmış durumda.

- Büyüme ve pazarların açılması konusunda ise umut yok. Gelecek yıllar döviz kazanma açısından Türkiye için zorlu olmaya devam edecek.

SONUÇ: “Beni yıkamayan her şey, beni güçlendirir.” Nietzsche

 

Yukarı