TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sorun şu ki, doğrudan yatırımlar azaldı

 

Ödemeler dengesi mart verileri yine ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Önce pozitif yönüne bakalım.

- Mart cari açığı 3.677 milyon dolar ile beklenen düzeyde ve geçen yılki açığın altında. Yılın ilk üç aylık toplam cari açığı da 7.878 milyon dolarla geçen yılki ilk çeyreğin yüzde 25 düşüğünde. 3 ayda 2.645 milyon dolarlık bir cari açık azalmasıyla karşı karşıyayız.

- Yıllık bazda cari açık 2009’dan bu yana ilk kez 30 milyar doların altına düşüyor. 29.491 milyon dolarlık cari açık son bir yılda 12.7 milyar dolar veya yüzde 30 azalma demek. Bu azalmada da enerji ve emtia fiyatlarındaki düşüş etkili.

- Portföy yatırımları bu yıl pozitif rakamlar alıyor. Geçen yılın ilk çeyreğinde Türkiye’den portföy yatırımları yoluyla net bazda 1 milyar dolarlık çıkış varken bu yıl aynı dönemde 3.4 milyar dolarlık girişe dönüldü.

- Yurtdışında doğrudan yatırımlar hiz keser gibi oldu. Türkiyeli girişimcilerin doğrudan yatırımları geçen yılın ilk çeyreğinde 1 milyar 071 milyon dolar iken bu yıl 333 milyon dolar azaldı ve 738 milyon dolara indi. Bu da yüzde 31’lik azalma demek.

- Net hata ve noksan kalemiyle ekonomiye net bazda döviz girişi devam ediyor. Şubat ayındaki 3 milyar dolarlık girişin ardından martta da 1.114 milyon dolarlık pozitif bir rakam çıktı ortaya.

- Geçen yılın ilk üç ayında 3.63 milyar dolar rezervlerden harcamıştık. Açığı ancak böyle finanse edebilmiştik. Bu yılın mart ayında rezervlere 1.5 milyar dolar ekledik ve yılın ilk çeyreğinde 2.1 milyar dolar ekleme yaptık. Yani cari açıktan daha fazla döviz gerçekleşiyor ve bu kadar miktar rezervlere eklendi. Nitekim Merkez Bankası rezervleri de yükseliyor. Bu da pozitif bir gelişme.

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ: Bu durumda daha ne olsun denilebilir. Ama kazın ayağı pek öyle değil.

- Çünkü açıktaki daralmanın önemli bir kısmı enerji fiyatlarının düşüşünden ve hammadde fiyatlarındaki gerilemeden kaynaklanıyor. Düşüşün de sonuna geldiğimizden cari açıktaki iyileşmenin de durması, hatta kısmen tersine dönmesi beklenir.

- Kaldı ki ödemeler dengesi içinde iki gelişme var ki bir hayli düşündürücü. Biri net bazda seyahat gelirlerinin yüzde 32.8 azalması. İlk üç ay itibarıyla 2.852 milyon dolar dolar olan rakam bu yıl 1.917’ye indi ve 935 milyon dolar azaldı.

- Bunun da gerisinde Türkiye’ye gelen turistlerin azalması ve daha az harcama yapması yatıyor. Nitekim geçen yılın ilk üç ayındaki turizm gelirleri 4.056 milyon dolar iken bu yıl 3.373 milyon dolara indi. 683 milyon dolarlık azalmanın karşılığı yüzde 16.8.

- Buna karşılık seyahat gelirlerinin daha hızlı azalmasında yurtdışına çıkanların artması ve artan harcamaları rol oynadı. Seyahat gideri 1.204 milyon dolardan 1.456 milyon dolara yükseldi. 252 milyon dolar artışın karşılığıda yüzde 20.9 yükselme. Turizm gelirlerindeki azalmayı biliyor ve bekliyorduk da, gider artışını beklemiyorduk. Şimdi bu dar zamanda bunun üzerine bir de vize serbestisi binerse yurtdışına çıkışlar artacak ve buna paralel giderler de daha yükselecek. İşte bu hesapta yoktu. Anlaşılan turizm bu yıl sanılandan daha az destek verecek ödemeler dengesine.

NET YATIRIMDA % 73 DÜŞÜŞ: Ödemeler dengesinin işaret ettiği en ciddi gelişme ise Türkiye’ye doğrudan sermaye yatırımlarının giderek azalmasıdır. İlk üç ay itibarıyla doğrudan yatırımlar 4.236’dan 2.006 milyon dolara indi. Buradaki azalma yüzde 52.6.

- Ama gerçek durum bunun da ötesinde. Çünkü bu rakamlara gayrimenkul yatırımları dahil. Geçen yıl aynı dönemde 765 milyon dolar olan gayrimenkul yatırımları bu yıl 1.068 milyon dolara çıktı. Net doğrudan yatırım tutarı diye baktığımızda 3.471’den 938 milyon dolara bir iniş var. Buradaki azalma yüzde 73. Çok yüksek ve bu gidişin yılın kalanında sürmesi halinde çift haneli rakamları yakalamak bile başarı sayılabilir. 10 milyar doları bulsak bile bu üçte birlik kayıp demek. Aynı zamanda kriz yıllarına ve 2005 öncesine dönülmesi anlamına geliyor.

- Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de belki bu nedenlerle ama daha çok da yapısal anlamda bir değişikliğin yapılmadığı için dün veri açıklandığında “Türkiye’nin büyük bir cari açık sorunu var, açık daralsa da hâlâ önemli bir seviyede” dedi. Ben ise cari açığı öteye geçtim, doğrudan yatırım tutarındaki azalmayı daha çok önemsiyorum.

SONUÇ: “Kapana kısıldığını fark etmedikçe, kapandan kurtulamazsın.” A. Conspiracy

 

Yukarı