TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Fiyatlar % 40 kırık doluluk % 28 düşük

 

Ocak ayında gerileme yüzde 6.5 ile başladı. Şubatta yüzde 10.3’e çıktı, martta yüzde 12.8’e yükseldi ve nisanda yüzde 28.1 azaldı. Sonuçta ilk dört ayda Türkiye’ye gelen turist sayısı 1 milyon 151 bin kişi azalarak yüzde 16.5 geriledi ve 5 milyon 817 bine indi. Ortada henüz nisan ayı turizm gelirleri yok ama gelir tarafının daha hızlı azaldığı kesin.

Çünkü müşteri yokluğunda tesisler doğal olarak fiyat kırıyor. İstanbul’da otel fiyatlarında ortalama yüzde 40 düşüş var. Yine ilk dört ayda İstanbul’un turizmdeki payı yüzde 40. Sonraki aylarda geriliyor, Antalya ve Akdeniz bölgesi devreye giriyor. Otel fiyatlarındaki bu inişin turizm gelirlerine düşüş olarak yansıdığını da göreceğiz.

Turizmin en yoğun ayları temmuz ile ekim arası 6 aylık dönemdir. Yıllık toplam gelirlerin ve gelen turist sayısının yüzde 70’i bu döneme ait. Dolayısıyla turizm sezonuna ait henüz elimizde veri yok. Ama her ay giderek daha büyük oranda gelmeyen turistle karşı karşıyayız. İlk dört ayda yüzde 16 gerileyen turist sayısı yılın geri kalan döneminde daha gerileyecek.

Çoğu konuda olduğu gibi, turizmde de akşamdan sabaha sorunlar sihirli formülle çözülmüyor. Nitekim beklentiler de bu yönde olduğu için, bazı oteller sezonu hiç açmadı, bazıları bir bölümünü açık tutuyor ve buna göre eleman istihdam ediyor. Bu turizm sezonda işbaşı yapmayacak olanların sayısının 100 binleri bulacağı tahmin ediliyor.

Yılın ilk dört ayında etkilenen asıl İstanbul’du, çünkü mevsim olarak kültür ve iş turizmi ön plandaydı. Terör asıl büyük kentleri vurdu. Bu nedenle İstanbul’daki otellerin doluluk oranı yüzde 74’ten yüzde 50.3’e düştü ve son 10 yılın en sert inişi yaşandı. İstanbul’da odabaşı gelir de geçen yılki 96.3 Euro’dan bu yıl 57.7 Euro’ya geriledi. Düşüş oranı yüzde 38.6’yı buldu. 

Yüzde 40 fiyat kırmaya karşılık otellerin doluluğu yüzde 28 azaldı. Oldukça ağır bir tablodur bu. İstanbul’da kapanan oteller yanında, yarı yarıya kapalı tutulanlar da var. Bir kat açık, bir kat kapalı. Dışarıdan bakınca yarısının kapalı olduğu pek anlaşılmıyor. İstanbul örneği, Akdeniz’in ve Güney Ege’nin yaz aylarında yaşayacağı durumun bir öncüsü gibidir.

Bu dönemde turizmde olumlu giden gelişme ise Karadeniz ve Kuzey Ege’nin performansını sürdürmesidir.

Söz konusu güvenlik korkusu olduğu için, siyasi ambargo olduğu için, çözüm de kolay değil. Güvenliğin sağlandığının anlaşılması ve turistin buna ikna olması zaman alıyor. Bunun için terörsüz bir dönemin geçirilmesi gerekiyor.

Son günlerde Rusya ile ilişkileri düzeltme konusunda bir çaba olduğu açık. İstanbul Belediye Başkanı Topbaş, Moskova’ya gitti. Putin, Yunanistan’a geldiğinde Türkiye’ye yumuşama sinyalleri gönderdi. Ancak henüz somut bir gelişme yok. Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesinin iki tarafa da büyük katkı sağlayacağı kesin. Turizm sektörünün ve bu arada Antalya’nın sorununu da önemli ölçüde çözebilir.

Ancak siyasi ambargo kalktıktan sonra Rus turistler de, diğer Batılı turistler gibi Türkiye’ye gelmeye nazlanırlarsa yandık demektir. Yılın ilk dört ayında Rusya’dan gelen turist sayısı yüzde 67 azaldı. Ama OECD ülkelerinin toplamında da yüzde 25 düşüş meydana geldi ve bunlar arasında yüzde 50 azalma yaşanan ülkeler de var. Almanya’da yüzde 21 azaldı. Dolayısıyla soruna toplu yaklaşmak gerekiyor. Kaybettiğimiz sadece Rus turistler değil.

ANADOLU'NUN YEREL DEĞERLERİ BUNLAR

Bu yaz tatilini yurtdışına çıkmayıp ve Türkiye’de geçirmekte önemli bir argümanımız var. Yabancıların yerini doldurmak zor ama yerliler olarak sıkıntılı bu sektöre bir katkı yapacağımız açık. Hem Türkiye’yi gezerken memleketin yerli ve yerel yemeklerini tatma fırsatı var. Yerel yemekleri bulup ortaya çıkarmakta, ticari hale getirmekte, var olanı ön plana çıkarmakta son yıllarda ciddi bir çaba harcanıyor. İyi sonuçlar da alınıyor. Kendisini yerel yemek araştırmalarına yoğunlaştıran Ömür Akkor ile Doğu Karadeniz’i gezmiş ve yerel lezzet mekânlarında tadımlar yapmıştık. Ömür Akkor bu gezilerini “Komili Lezzet Seyahatnamesi” kitabında topladı. Kitabın tanıtımını da memleketin değişik yerlerinden getirttiği veya yaptırdığı 68 yerel yemek, ekmek, peynirle yaptı. Yerel yemek mekânları peşinde koşan birisi olarak kitap da, Ömür Akkor’un yaklaşımı da, çok hoşuma gitti. Tatili ülkemizde geçireceklere bu kitaptan birkaç adres aktarayım: Hatay’da Pöç Kasabı ve Çınaraltı Künefecisi yanında Samandağı’nda Balıkçı Dervişhan; Antep’te Ciğerci Mustafa’da ciğer kavurma dürüm, Adil Usta’da nohut dürüm; Konya’da Pideci Hasan’da yağ somunu; Tire’de Ali Usta’da tak tak kebabı; Van’da kahvaltıcı Sütçü Kenan; Doğubayazıt’ta Ergül Hanım Lokantası; Ağrı’da Sofi Döner; Iğdır’da Dıngıllıoğlu ve İranlılar Lokantası. Doğu Karadeniz için de 29 Nisan’daki “Karadeniz’e gurme turizmi neden olmasın” başlıklı yazıma bakılabilir. Hepsi yerel ve lezzetli.

 

SONUÇ: “Yemedim aşından, kör oldum göz yaşından.” Türk Atasözü

 

Yukarı