TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sanayi faizden 1 dövizden 2 vurgun yedi

 

Sanayi büyüklerinin 2015 bilançosu hem faiz hem de kurun arttığı bir yılda hiç de fena değil. Açıklanan 2015 yılı 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasına göre özsermaye kârlılığı yüzde 14 oldu. Bu da aynı yıl için açıklanan banka kârlılıklarının 3 puan üstünde. Normalde olması gereken uluslararası düzey olan yüzde 15’lik özsermaye getirisine de çok yakın.

- 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2015 yılındaki üretimden satışları yüzde 7 arttı. Dönem kârları da yüzde 4.5 artışla 28.32 milyar liraya çıktı. Şirketler bu kârı 305.76 milyar liralık toplam borç ve 202.82 milyar liralık özkaynakla sağladı. Dolayısıyla özvarlık kârlılığı yüzde 14 olarak gerçekleşti. Bu kâr sanayi şirketlerinde 2014’te de yüzde 14 idi.

- Sanayi şirketlerinin özvarlığı az, buna karşılık borçları fazla. Yaklaşık yarı yarıya olması gereken bu oranlar yüzde 60 borç, yüzde 40 özkaynak olarak bozulmuş durumda. Sanayinin yapısal sorunlarından birisi düşük özkaynakla veya yüksek borçla çalışmak.

- Böyle bir tablo elbette sanayicileri sürekli finansman giderlerinin yüksekliğinden yakınmaya itiyor. 2015 yılında da 500 Büyük’ün finansman gideri 27.99 milyar lira oldu. Buradaki artış oranı yüzde 75 gibi çok yüksek düzeyde. Bu da 44.14 milyar lira olan faaliyet kârının yüzde 63.4’ünü alıp götürdü.

- 2015 yılında şirketlerin finansman yükünü bu ölçüde artıran faktör başta döviz kurundaki sıçrama ve faizlerdeki artış oldu. Ticari kredi faizlerindeki 2015 artışı yüzde 48. Yılbaşında ortalama yüzde 10.04 olan faizler yıl sonunda yüzde 14.85’e çıktı. Oranlardaki bu artış kredi geri ödemelerinde 500 Büyük Sanayi Şirketi’ne yüzde 20.5 daha fazla faiz yükü olarak yansıdı. 2014’te 8.08 milyar lira faiz ödeyen şirketler 2015’te 9.74 milyar lira faiz ödemesinde bulundu.

- Faize 9.74 milyar ödendiyse 27.99 milyar liranın 18.25 milyar lirası nereye gitti? 500 Büyük Sanayi Kuruluşu verilerinde ben kambiyo kârı veya zararını göremedim. Doğal olarak faiz dışında kalan bölüm kurdan gelen finansman yüküdür. Bunun da miktarı 18.25 milyar lira. Yani şirketler 2015’te bir faize ödeme yaparken iki de kur artışına ödemede bulunmuşlar. Sanayi şirketleri asıl vurgunu kurdan yemiş. Tıpkı daha önce kurun enflasyonun üzerinde sıçrama gösterdiği yıllarda olduğu gibi.

 

TÜRKİYE’DE KÂR DA DOLARDAN GELİR, ZARAR DA

- Dolar kuru 2015 yılında ağırlıklı ortalama olarak yüzde 24.3 arttı. 2014’te 2.1879 olan ortalama dolar kuru 2015’te 2.7200’ye çıktı. Kurdaki bu artışın şirketleri zarara sokması ise finansman yapısından kaynaklanıyor. Şirketlerin borçlarının yaklaşık yarısı döviz üzerinden, diğer yarısı da TL üzerinden. TL üzerinden olanlar Türkiye’deki yerleşik bankalardan. Döviz üzerinden yerli bankalara olan döviz borcunun tüm özel sektör kuruluşları için 150 milyar dolara vardığını biliyoruz. Döviz borcunun gerisi yurtdışından sağlanıyor.

- Merkez Bankası’nın İstanbul Borsası’nda işlem gören reel sektör şirketleri üzerinden yaptığı araştırma da benzer bir durumu gösteriyor. Bu çalışmaya göre şirketlerin toplam kaynaklarının yüzde 42’sini özkaynaklar oluşturuyor. 500 Büyük’e göre burada 2 puanlık artış var ama söz konusu olan halka açıklıkları daha yüksek olan şirketler.

- Türk Lirası bazında borçların toplam finansal kaynaklar içindeki payı yüzde 27.9 düzeyinde kalıyor.

- Toplam varlıkların yüzde 29.7’si ise döviz üzerinden borçlanma şeklinde sağlanmış. Şirketlerin bünyesinde TL borçlardan daha fazla döviz borcu var. Dolar borcunun şirket varlıkları içindeki payı yüzde 18.2, Euro borçlarının payı yüzde 11.5. Bu tablodur ki, kur yükseldiğinde sanayicinin yüzü asılıyor, ihracata yapacağı katkıya aldırmıyor bile. Asıl kur artışı sanayinin finansman yükünü artırıyor. Değerlenen TL ise bankalara olduğu gibi, sanayiye de kâr yazıyor.

- Bu tablo ekonomide finansmanı tek bacaklı planladığımızı, sadece borçlanma piyasasının olduğunu, sermaye piyasasının eksik kaldığını net biçimde ortaya koyuyor. Şirketler yurtiçi bankalardan kredi kullanmışlar ama yetmemiş, yurtdışından borçlanmışlar. Ortaya da çifte paralı, hatta üç paralı borçlanma modeli çıkmış. İster kur artsın ister faiz artsın şirketlerin finansman yükü artıyor.

- Burada yapılması gereken, sermaye piyasasının geliştirilmesidir, şirketlerin özvarlığının artırılmasıdır ve TL’ye güven yaratılarak yerli para üzerinden tasarrufların ve borçlanmanın teşvik edilmesidir. Yoksa sanayi daha uzun yıllar geçmiş yıl performanslarını tekrarlar durur.

SONUÇ: “Eğik dalın eğik gölgesi olur.” Japon atasözü

 

Yukarı