TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Sanayicinin finansmandaki 3 vahim hatası

 

500 Büyük Sanayi Kuruşu 2014 yılında 23.3 milyar lira faaliyet kârı elde ederken 16 milyar lira finansman gideri ödedi. Finansmanın 8.1 milyar lirası faiz ödemelerine, 7.9 milyar lirası döviz giderlerine yönelikti.

2015 yılında ise 500 Büyük bu kez faaliyet kârını yüzde 74 artırarak 44.1 milyar liraya çıkardı. Finansman giderleri de yüzde 75 düzeyinde artışla 28 milyar liraya yükseldi. Bu tutarın 9.7 milyar lirası faize, 18.2 milyar lirası döviz giderlerine aitti. Durum sanayide kârlılık performansında iyi bir artış olmasına karşılık bunun dönem kârına yansıtılmasında aynı başarı yoktu. Dönem kârındaki artış sadece yüzde 4.5 düzeyinde kalarak 27 milyar liradan 28.3 milyar liraya çıkıldı.

- Elde edilen kâr artışının önemli kısmını kur giderleri alıp götürdü. Finansman giderlerinin 12 milyar lira arttığı 2015 yılında faiz ödemelerindeki artış 1.6 milyar, kur giderlerindeki artış da 10.3 milyar lira oldu. Sanayi geçen yıl iyi faaliyet kârı elde etmesine karşılık bunu özvarlığa dönüştüremedi, daha çok dış borç ve kur artışından doğan zararı karşıladı.

Geçen yıl ihracat tarafı geriledi, hatta 500 Büyük’ün dış satımı yüzde 13 düştü. İçeride de talep artışı sınırlıydı. Buna karşılık kâr artışının, dünyada düşen emtia, hammadde ve ara malı fiyatından geldiği anlaşılıyor. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, Bloomberg HT’deki söyleşisinde bu duruma dikkat çekti. Emtia fiyatlarında geçen yıl yaklaşık üçte bir düzeyinde fiyat düşüşleri yaşanmıştı. Ancak dolar kurunda da yüzde 25 artış meydana gelmişti. Üretici fiyatlarındaki artış da tüketici fiyatlarının altında kalmıştı.

- Dışarıdan reel sektörün aldığı kredi tutarı stok olarak 112 milyar dolar. Yine aynı reel sektör şirketlerinin yurtiçi bankalardan kullandıkları döviz kredisi toplamı 173 milyar dolar. Döviz kredileri toplamı 285 milyar dolar eder. İşte bu durumdur ki, borçlu şirketleri kur dalgalanmalarına veya yükselişlerine karşı çok hassas hale getiriyor. Yüksek kâr elde etmelerine karşılık bu kârı alıp götürüyor. Sorunun birinci kaynağı sanayi kesiminin aşırı bir şekilde döviz borcu olması, yurtdışına borçlu olmasıdır.

- İkinci sorun ise dış borcun vadesinin daha kısa oluşudur. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, dünyadan borçlanmanın kalitesi açısından negatif ayrıştığımızı söyledi. Çünkü kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlara oranı dünyada yüzde 25 iken, bizde yüzde 39. Aşırı borçlandık ama onu da kısa vadeli olarak borçlandık. Yanlışa bir yanlış daha ekledik.

- Üçüncü sorun ise yurtdışından yaptığımız bu borçları kullandığımız alanlarda ortaya çıkıyor. Dünya aldığı dış borcu yatırımlarda ve teknolojik alanlarda kullanıyor, Türkiye’de ise daha çok işletme sermayesi şeklinde kullanıyor. Fiziki yatırımları yansıtan duran varlıkların aktiflere oranının dünyada yüzde 66 olmasına karşılık bunun Türkiye’de yüzde 46’ya indiğini belirten İSO Başkanı Erdal Bahçıvan şunları söyledi: “Dünyada özel sektörün kullandığı krediler daha çok yatırımlara, yani duran varlıklara gidiyor. Bu veri, yabancının aldığı kredinin makine parkına, teknolojiye, uzun vadeli işlere dönüştüğünü gösteriyor. Bizde ise alacak ve stok ağırlıklı işletme sermayesine gitmektedir. Bu da finansmanın kullanımı veya değerlendirilmesi noktasında bir nitelik sorunu olduğunu ortaya koyuyor.

Özet olarak bütün bunlar, dünyada para bolluğunun ve düşük faiz ortamının devam ettiği günümüzde sanayi kuruluşlarımızın bu ortamdan nitelikli bir şekilde yararlanamadığını bizlere göstermektedir.”

- Eğer durum buysa tam bir tıkanma noktasıdır ve en başta değişmesi gereken sanayinin finansman modelidir.

YURTDIŞI KREDİYİ KİMLER KULLANIYOR?

Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın’ın geçen hafta yapılan genel kuruldaki sunumunda yer alan verilere göre, Türkiye’deki döviz kredilerinin toplamı 285 milyar dolara çıktı. Geniş bir sektörel yelpazeye sahip bu kredilerin yüzde 15’ini finansal kiralama, yüzde 14’ünü enerji, yüzde 10’unu inşaat, yüzde 10’unu taşıma, yüzde 10’unu haberleşme ve yüzde 10’unu ticaret kesimi kullandı. Böylece yabancı para kredilerin yüzde 69’u, 6 sektör tarafından dengeli bir şekilde paylaşılmış gibi.

Yabancı para kredi kullanan şirket sayısı ise 93 binle ilk bakışta fazla gibi görünüyor. Ama bu kredilerin yüzde 50’sini 222 şirketin, yüzde 90’ını da 2500 şirketin kullandığı dikkate alınırsa döviz kredilerini alan şirket sayısının sınırlı olduğu söylenebilir. Belki bundan da önemlisi, döviz kredilerinin büyük şirketler tarafından kullanılıyor olmasıdır.

SONUÇ: “Tam eşiğe ayak bastın.” Latince özdeyiş

 

Yukarı