TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ha gayret toparlanıyoruz

 

15 Temmuz darbe girişiminin Türkiye’de yarattığı şok etkisi yerini giderek normalleşmeye bırakıyor.

- Normalleşmenin en kayda değer boyutu siyasette yaşanıyor. İktidar ile muhalefet arasında hiç olmadığı kadar bir diyolog kuruldu. Darbeye nasıl ortaklaşa karşı durulduysa darbe sonrası süreçte de bu uzlaşma devam ediyor. Ortak demokrasi mitingi, “Asla gitmem” denilen Beştepe Külliyesi’ne çıkış, muhalefete açılan hakaret davalarından feragat, Anayasa’da küçük değişiklikler üzerinde anlaşmaya varılması siyetteki kutuplaşmayı azalttı ve tansiyonu iyice düşürdü.

- Darbe girişiminin ekonomide yarattığı şok etkisi de gideriliyor. Maliye Bakanlığı yeni bir varlık ile vergi ve ceza barışı açıkladı. Af kapsamında 90 milyar liralık vergi borcu ile 72 milyar liralık SGK prim borcu yeniden yapılandırılacak. Bu haliyle yeniden yapılandırma 13 milyon kişiyi kapsıyor. Beklenen tahsilat ise 50 milyar lira.

- Konut projelerinin Emlak Konut şemsiyesi altına alınması ve daha uygun koşullarda alıcılara satılması kararlaştırıldı. Bununla durgunlaşan konut sektörü yeniden canlandırabilir, zordaki müteahhitlere nefes aldırabilir ve nihayetinde ev sahibi olma hayallerinin gerçekleşmesini sağlayabilir.

- 15 Temmuz sonrası finansal piyasaların etkin bir şekilde çalışması sağlandı. Merkez Bankası gerektiğinde sınırsız likidite vereceğini açıkladı. Dün de bir kısım karşılıkları serbest bırakmak suretiyle bankalara ekstra kaynak yarattı. Olayın üzerinden 10 gün geçtikten sonra dolar kurunun ekstra yükselişinin yarısını geri verdiğini, borsanın kayıplarının yaklaşık yarısını geri aldığını, kredi faiz artışında bankaların frene bastığını görüyoruz. Dövizde yabancı talebi karşısında yerlilerin 9 milyar dolarlık satış yaptığı açıklandı. Merkez Bankası’nın müdahalesine gerek kalmadı. Nihayetinde yabancı satışları da durdu, hatta biraz da tersine yani alıma döndü.

- Piyasaların yatışmasında yukarıda sıralanan gelişmelerin yanında ülke kredi notunun kırılma ihtimalinin giderek azalması da etkili. S&P zaten spekülatif kategoride değerlendirdiği Türkiye’yi bir basamak daha aşağı indirdi. Olayın sıcaklığı içinde bunun belli bir etkisi oldu. Ama fiyatlaması da az çok yapıldı. Az yapıldı çünkü S&P Türkiye’yi resmen derecelendirmiyor. Hazine’nin anlaşmalı reyting kuruluşu değil. Üstelik notu zaten spekülatif sınıfındaydı, daha da düşürmesinin etkisi marjinal kaldı.

- Ancak piyasaları asıl baskı altına alan Moody’s’in Türkiye’nin notunu düşürmek için izlemeye almasıydı. Çünkü bu not Fitch’le birlikte yatırım yapılabilir sınıfındaydı ve de tam sınırdaydı. Yani iki kuruluştan biri notu kırarsa Türkiye spekülatif sınıfa iniyor. Üç büyükten ikisinden aynı notu alma şartını kaybediyoruz. Bu durumda Türkiye’ye uzun vadeli gelmiş bazı küresel fonların ve emeklilik fonlarının otomatik satışa geçmeleri gerekecek. Bunun tutarının da 7-10 milyar dolar arasında olacağı tahminleri yapıldı.

- Türkiye için reytingin kısa vadedeki önemi burada, sermaye çıkışlarını tetikleyecek olmasında. Notu verecek olan Moody’s, Hazine ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le de dün görüştü. Hem yapılanların hem de bu görüşmelerin etkili olmaya başladığını ve bir hafta önceye göre notun düşürülme ihtimalinin biraz azaldığını tahmin ediyorum.

 

SONUÇ: “Güneş yükseldiği zaman, herkes için yükselir.” Küba atasözü

Yukarı