TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Türkiye gıt gıt gıdak diyor

 

Dün balık çiftliklerinin üretimini ve bu üretimin ihracata dönüşmesini yazdım. Çitliklerden en çok üretimi yapılan levrek, çipura ve alabalık. Türkiye 700 milyon dolara yaklaşan ihracatıyla dünyada en büyük levrek ve çipura üreticisi durumuna geldi. Üretimin yüzde 70’i ihraç ediliyor, yüzde 30 da iç pazarın ihtiyacını karşılıyor. Bu başarıya karşılık balık çiftliklerinin en önemli sorunu üretim aşamasında kıyıda karada olması gereken lojistik hizmetlerini verecek yasal bir yer bulamamaları. Yem, ağ, balıkların güvenliği için bekçi hizmetleri yapılmasına yapılıyor. Ama çoğu yerde kaçak, ruhsatsız biçimde. Çünkü ormanda, kıyılarda yapılaşmaya izin yok. Ama fiili durum var. Sektörün isteği ise yapılacak düzenlemeyle iskele ve lojistik tesislerinin geçici yapılar halinde oluşturulmasının yasal hale getirilmesi. Konuya hükümetin de sıcak yaklaştığı belirtiliyor.

- Üretimin artması ihracat artışına ve yurtiçinde balık fiyatlarının dengelenmesine yol açabilir. Zaten son 12 yılda üretim arttığı için balık fiyatları genel fiyat artışlarının altında kaldı. 2015 sonu itibarıyla son 12 yılda TÜFE yüzde 212 arttı. Balık fiyatları ise 12 yılda yüzde 195 arttı. Bir kilo balık 2003 sonunda 6.04 lira iken 2015 sonunda 17.85 liraya çıktı.

- Balık fiyatlarının genel enflasyonun altında kalmasında kültür balıkçılığı ile üretimin artması yanında tüketimin yerinde saymasının da belli bir rolü olabilir. Çünkü Gıda ve Tarım Bakanlığı’nın verisine göre balıkta kişi başına tüketim yıllık 6-8 kg arasında yatay seyrediyor. 2003’teki 6.7 kilo ortalama tüketim 2015’te 6.2 kiloya düştü. Aynı dönemde kişi başına gelirde ciddi artışa, kentleşme oranının yükselmesine rağmen, kişi başı balık tüketimi artmadı. Galiba bu bir damak zevki veya beslenme biçimi.

- Cüzdan meselesi diyemeyeceğim çünkü kırmızı et fiyatları balık fiyatlarının devamlı üzerinde seyrediyor. Aralık 2015’te bir kilo kırmızı et 38 lira iken, balık 18 lira idi. Balık fiyatı et fiyatının tam yarısı düzeyinde. Halbuki 2003’te 6.04’e karşı 10.87 liraydı. Son 12 yılda balık fiyatları yüzde 195, genel tüketici enflasyonu yüzde 212 artarken, kırmızı et yüzde 249 yükseldi. Çünkü aradan geçen zaman içinde kırmızı et tüketimi giderek arttı. Kişi başına 2003’te 5.5 kilo kırmızı et tüketimi 2015’te 15 kiloya çıktı. Et üretimi artmasına karşılık hızlı talep artışına yetişemedi ve son yıllardaki hızlı fiyat artışları karşımıza çıktı.

- Kişi başına gelirin artmasına, kentleşme oranının yükselmesine karşılık balık tüketimi yerinde sayarken asıl artış kırmızı et yanında tavuk etinde oldu. Zaten insanımızın en çok tükettiği et türü de bu. Hatta kırmızı et tüketiminin yaklaşık yarısından daha fazla tavuk eti tüketiyoruz.

- Kişi başı tavuk eti tüketimi 2003’te 12 kilodan 2015’te 23 kiloya çıktı. Tavuk etinin tercih edilmesinde balığa göre de, kırmızı ete göre de, fiyatının çok daha düşük olması en önemli rolü oynuyor. Ortalama olarak kırmızı et 38 lira, balık 18 lira iken, tavuk eti 7.5 lira. Her keseye uygun. Bu nedenle de yıllık 38 kiloya çıkan kişi başı toplam et tüketiminin yüzde 61’ini tavuk oluşturuyor. Bu oran 2003’te yüzde 50 idi. Yani fiyat nedeniyle toplam tüketimde tavuk eti payı giderek artırmış. 12 yılda 10 puanlık pay artışına karşılık gerileyen ise 5 puanla kırmızı et ve yine 5 puanla balık oldu. Et sektörü gıt gıt gıdak diyor.

SONUÇ: “Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla.” Türk atasözü

 

Yukarı