TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Para patronları ‘Faiz düşüşüne devam’ dedi

 

Son iki gün içinde ABD, Japonya ve Türkiye merkez bankalarının faiz kararları açıklandı. Üç karardan çıkan ortak sonuç ise Türkiye’de faizin aşağı yönlü gidişini değiştirecek bir gelişme olmadığıdır. Şöyle ki:

FAİZ ARTIRIMI TEKLEYECEK:

ABD Merkez Bankası FED faiz artırmadı ama karara üç üye şerh düştü. Bu durum küresel kriz sonrasında ilk kez yaşanıyor. Artırım yok ama artırım isteyenlerin sayısında artış var. Bu tablo, seçim öncesinde faiz artırımına gidemeyen FED’in aralıktaki toplantısında elinin serbest kalacağı ve faizi artırabileceğine güçlü bir işaret.

- Nitekim FED Başkanı Janet Yellen de “İstihdam piyasasında görülen iyileşmenin devam ettiği ve yeni büyük bir risk ortaya çıkmadığı sürece bu yıl bir faiz artışı beklediğini” açıkladı. Yellen “Faiz artışı için gerekli ortamın güçlendiğini düşünüyoruz fakat şimdilik beklemeye karar verdik” dedi.

2 Kasım toplantısı tam olarak ABD Başkanlık seçiminin 6 gün öncesine denk geliyor. Basın toplantısı da yok. Bu tarihte faiz artırımı bekleyen de yok. Ama 13-14 Aralık toplantısında var. Hem küresel kriz sonrası ilk faiz artırımının yıldönümü ve yılda bir faiz artırımı takvimine denk düşüyor, hem de başkanlık seçimi geride kalıyor.

- FED üyelerinin 2017 için beklentileri 3 faiz indiriminden 2’ye düştü, gerçekleşme ise 1 olarak kalabilir. Her yıla bir faiz artırımı düşer ki, bu da doların değerlenmesini ve ABD ihracatının baltalanmasını önlerken, gelişmekte olan ekonomilere sermaye akımlarının devamını sağlar. Dünyanın geri kalanı toparlanana kadar ABD’nin yılda bir faiz artırımı rahatsız edici ve dengeleri sarsıcı değil. Herkesin işine gelebilir.

POZİTİF ŞOK JAPONYA’DAN:

Japonya Merkez Bankası BOJ da faizi, parasal tabanı, enflasyon hedefini değiştirmedi ama yeni bir karar alarak piyasalara pozitif bir şok verdi. BOJ yapacağı tahvil alımlarının vadesini değiştirerek uzun vadeli faizleri kısa vadeli faizlerin altında bırakmayacak.

- Bu açıklama ile Japon uzun vadeli faizleri yükselişe geçti, zararları azalacak olan banka hisseleri prim yaptı. BOJ’un bu kararı almasındaki asıl hedefin hem bankacılık kesimini zarardan kurtarmak, hem de uzun vadeli faiz yatırımlarından getiri elde edemeyen emeklilik fonlarına nefes aldırmak olduğu belirtiliyor.

- Emeklilik fonu getirilerinin düşüklüğü yaşlı bir nüfusa sahip Japonya’da tüketimi azaltıcı etki yapıyor. Japonya, emeklilerinin gelirlerini artırma yoluyla iç tüketimi canlandırmayı hedefliyor. Şimdilik bu politika değişikliği de piyasalardan pozitif tepki aldı. Japonya piyasalarının düzelmesi aynı zamanda gelişmekte olan piyasalara pozitif yansıdı.

GIDA FİYATLARI DÜŞER:

Türkiye’de de Merkez Bankası faiz indirimine devam ediyor. Eylül ayında TCMB faiz koridorunun üst bandında çeyrek puanlık bir indirim daha yaptı. Mart ayında başlayan indirim süreci aralıksız eylül ayına kadar geldi. 10.75’ten başlayan düşüşte yüzde 8.25’e gelindi. Politika faizi yüzde 7.50 ve şimdiye kadar değiştirilmedi. Faiz koridorunun alt kısmı ise yüzde 7.25’te tutuluyor. Koridorun üst kısmı alt kısmına oldukça yaklaştı.

- FED’in belirttiği gibi bir büyük risk ortaya çıkmazsa dünyadaki gelişmeler TCMB’nin faiz düşüşünü sürdürmesine biraz daha izin verebilir.

- İçeride ise enflasyonun aşağı yönlü seyri faiz indiriminin yolunu açıyor. Dünkü açıklamasında Merkez Bankası “Gıda fiyatlarındaki aşağı yönlü seyrin de etkisiyle kısa vadede enflasyonda düşüş öngördüğünü” belirtti.

- İç ve dış gelişmelerin sonucu olarak Türkiye’de faiz düşüşünün devamı gelebilir.

 

HAYATIN İÇİNDEN

TÜKETİCİ BORÇLANARAK DA PEKÂLÂ TÜKETİR

Türkiye’de faizlerin düşürülmesi ekonominin canlandırılması yönünden de elzem. Büyüme hızında ikinci çeyrekte ortaya çıkan düşüşün üçüncü çeyrekte dip yapacağı tahminleri güçleniyor.

- Büyümenin yeniden ivmelenmesinin yolu da mevcut konjonktürde iç tüketimden geçiyor. Ancak hanehalkı gelirlerinde artış sınırlı, buna pek imkân vermiyor. 2015 TÜİK’in Hanehalkı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması bunu gösteriyor.

- Dün açıklanan Tüketici Güven Endeksi ise temmuz sonrası bir toparlanmaya işaret ediyor. Yani hanehalkının tüketim isteği var ama imkânı yok. Harcayamıyorlar çünkü Tüketici Güveni’nde en çok düşen kalem yüzde 11.8 ile tasarruf etme ihtimali.

- Bu nedenle iç talebi artırmanın yolu, kısa vadede borçlanmayı artırmaktan geçiyor.

- Üstelik hanehalkının borçluluk düzeyi GSYH’ya göre yüzde 22 ile düşük düzeyde. Üçte birlik kısmının da konut dışında borcu yok. Burada henüz gidilecek epey yol var.

- Borçlanma imkânlarının genişletilmesi ve borçlanma koşullarının iyileştirilmesi bu nedenle işe yarar, tüketici borçlanarak da tüketir.

SONUÇ: “Yük düzgün taşınırsa hafifler.”

Ovidius

 

Yukarı