TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Tüketici güveni azalıyor sanayi üretimi ise artacak

 

Dün açıklanan üç ekonomik veri, oynaklığı ve karışıklığı gösterdi. Aylık olması nedeniyle verilerden belki çok şey beklenemez ama belli bir trendi işaret etmediği de kesin. Bu üç veriden net biçimde ekonomi bozuluyor sonucu çıkmıyor, düzeliyor da çıkmıyor. Çünkü tüketici güveni hızla düşerken üreticiler üretimi artırmaya karar vermişler.

TÜKETİCİ GÜVENİ ZAYIFLIYOR: En temel verilerden biri tüketici güveninin olması. Tüketim normal düzeylerinde olacak ki, üretim ve yatırımlar buna paralel seyretsin. Dün açıklanan Bloomberg HT ekim ayı Tüketici Güven Endeksi 100.33’ten 82.83’e indi ve yüzde 17.4 düştü. Hızlı kur artışı ve arkasından faiz oranlarının iki katına yükseltildiği Ocak 2014’teki yüzde 20.8’lik kayıptan sonra tüketici güveninde en büyük düşüş bu.

Böylece temmuz sonrası toparlanan tüketici güveni ekimde kur artışı, kredi notunun düşürülmesi, Suriye ve Musul operasyonlarının etkileri ile yeniden zayıfladı. Tüketici güvenindeki düzelme de bozulmaya yol açan faktörlerde pozitif değişime bağlı.

İHRACATTA İYİ, KÖTÜ YAN YANA: TİM dün ekim ihracatını 11.7 milyar dolar olarak açıkladı. Bu rakam Eylül 2015 ihracatına göre yüzde 4.6’lık gerileme demek. Normal çalışılan ve kış dönemine girdiğimiz bir ayda ihracatın toparlanması bekleniyordu. Ama hem kur farklarından meydana gelen kayıp hem de ihraç edilen ürünlerin fiyatlarında yıllık bazda meydana gelen düşüşler, tutar bazında ihracatı azalttı.

Yılın 10 ayında ise ihracat 107.4 milyar dolar olurken, bu rakam bir önceki yılın 3 milyar dolar altında veya yüzde 2.9 aşağısında kaldı. İyi olan taraf ise 10 aylık dönemde ihracatın miktar bazında yüzde 4 artması. Tutar bazında düşmesine karşılık miktar bazındaki artışta, dünya mal fiyatlarındaki düşüşten ve parite etkisinden kaynaklanıyor. Nitekim TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi küresel ticaret hacminin bu yıl yüzde 4.4 daraldığına dikkat çekti.

SANAYİDE İŞLER AÇILIYOR: Ekim ayında sanayinin satın alma faaliyetlerindeki artış ise üretimin artacağını söylüyor bize. Eylül ayında ithalatta yüzde 0.7 azalma ise fiyat düşüşlerini dikkate alırsak, gerçekte düşüş değil artış demek. Ay içinde açıklanacak miktar bazındaki dış ticaret verilerinde ithalatta reel bir artışın olduğunu göreceğiz.

İthalatta en büyük pay da hammadde ve ara malında. Yani önce ithalatı yapıldı, sonra ekim ayı Satın Alma Endeksi yansıdığı gibi diğer hazırlıkları yapıldı, üretim artıyor. İstanbul Sanayi Odası’nın ekim Satın Alma Endeksi yüzde 48.3’ten yüzde 49.8’e çıktı ve ikinci aydır düzelme devam ediyor.

Satın alma faaliyetleri Kasım 2014’ten beri en hızlı artışını yaptı, girdi stokları 9 ay sonra ilk kez genişledi ve istihdam da arttı. Bütün bunlar da üretimin ivmeleneceğine işaret ediyor.

BAŞBAKAN'IN BANKACILARLA TOPLANTISINDAN NE ÇIKAR?

Sanayi üretimi artacak ama önemli olan bunun kalıcı olup olmayacağı. Yoksa son dönemdeki davranış tarzını biliyoruz. Bir iki ay çalışıp, sonra hız kesiliyor. Bu nedenle de sanayi üretiminde oynaklıklar yaşanıyor. Çünkü, maliyetler yüksek, fiyatların ne yöne gideceği konusunda belirsizlikler fazla ve kimse stok taşımak istemiyor. İhracatta bir artış ivmesi yakalanamaz ve yurtiçi talep artmazsa sanayi yeniden frene basmak zorunda kalabilir.

Kaldı ki reel sektör sadece sanayiden veya tüketicilerden ibaret değil. İşin hizmet sektörü ve ticaret tarafı da var. Hatta ekonominin en büyük dilimi burada ve sıkıntılar oldukça birikmiş.

Tüketici, üretici, taşımacı, ticaretçi, siyasetçi kısaca her kesimi rahatlatacak formül, büyümenin artmasında yatıyor. Bunun öncelikli yolu da iflasların önlenmesinden geçiyor. Bu zor dönemin mümkün olduğunca az iflaslarla geçilmesinin, beklentilerin yönetilmesi ve zincirleme etkinin yaratılmaması açısından önemi büyük.

Durum zor ve nazik bir aşamaya geldiğinden Başbakan Binali Yıldırım bankacılarla İstanbul’da bir toplantı düzenledi. Başbakanların bankacılarla toplantısı nadirdir ve önemlidir. Bunun ipuçlarını da İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali’nin önceki günkü kredi faizlerini indirmesinden ve “Kâr zamanı değil, fedakârlık zamanı” sözünden çıkartabiliriz.

İşe yarar mı? Elbette yarar. Bankaların zorlanan şirket ve KOBİ’lere daha dostça yaklaşacaklarını, kredi faizlerini düşürmeye devam edeceklerini söyleyebiliriz. Bunun sonucunda da daha az iflas ve daha çok tüketim görürüz.

Yeter ki, büyük bankaların aşırı rekabetinden dolayı zorlanacak ve batacak küçük ve orta ölçekli banka çıkmasın veya iş o aşamaya gelmesin. Bir de bu dönemde dünyadan ters bir rüzgâr esmesin.

SONUÇ: “Düz ağacın bile eğri dalı olur.” Japon atasözü

Yukarı