TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Hayat Hazine’ye güzel

 

Hazine 2016 gerçekleşme ve 2017’ye ait Finansman Programını açıkladı. Buna göre Hazine bu yıl öngörülenin 5 milyar daha üzerinde, 125.5 milyar lira borç geri ödemesinde bulunacak. Yıl sonu gerçekleşme tahminine göre 125.5 milyar liranın 106.6 milyarı yeniden borçlanmayla bunun da 90.5 milyar lirası iç borçlanmayla karşılanıyor. Böylece iç borç çevirme oranı öngörülen yüzde 85’ten yüzde 91.2’ye yükseldi.

* 2017 yılında ise Hazine 133 milyar liralık iç ve dış borç geri ödeyecek. Borç servisi yıllık bazda yüzde 6 artacak. İçeriye yapılacak borç geri ödemesinin miktarı ise artmayacak, hatta 1 milyar lira düşecek ve 98 milyar lirada kalacak.

* 98 milyar liralık iç borç 5 yıl önce 2012’de 125 milyar liraydı ve buradaki azalış yüzde 21’i buluyor. Bu açıdan Hazine ve kamu kesimi gayet rahat olmalı. Çok kolaylıkla döndürülebilecek bir borca sahip. Son 5 yılda TÜFE artışının yüzde 48.5’i bulmasına karşılık Hazine’nin ödemesi gereken iç borcu nominal olarak yüzde 21 geriledi. Bunun reel azalması yüzde 47’yi buluyor. Bu anlamda Hazine’nin yükü, borç geri ödemeleri yaklaşık yarı yarıya hafifledi.

*Zaten bu yük azalması aynı zamanda borç servisinin GSYH’ye oranında net bir şekilde görülüyor. 2012’de GSMH’nin yüzde 10.1’ine ulaşan toplam borç servisi 2017 yılında yüzde 5.5’e inmiş olacak. 2016’daki gerçekleşme tahmini ise yüzde 5.8. 

* Son 5 yılda milli gelirin yüzde 4.6’sı kadar borç ödemelerinden tasarruf edilmiş oluyor. Bunun anlamı ise gelecek yıl 2.404 milyar olması öngörülen GSMH’nin yüzde 4.6’sına denk gelen 110 milyar liralık yükten kurtulmak. Bu kadar kaynak, borç anapara ve faiz ödemelerine gidecekken, şimdi faiz dışı harcamalara, sosyal güvenliğe, sosyal yardıma veya yatırımlara gidiyor. 

* Aynı şekilde faiz ödemelerinin milli gelire oranı yüzde 3.4’ten 1.3 puanlık azalmayla yüzde 2.1’e indi. Hem faiz oranlarındaki düşüş hem de reel olarak borç servisinin azalması böyle bir sonucu beraberinde getiriyor.

* Borç servisinin giderek azalmasının pozitif etkileri toplam finansman tarafında da görülüyor. Öyle ki Hazine’nin toplam finansman ihtiyacı 5 yıl öncesinin bile altında. 2012’de 144 milyar lira olan toplam finansman ihtiyacı 2017’de 133 milyar liraya iniyor. Buradaki 5 yıllık azalma yüzde 7.4’e varıyor. Yüzde 48.5’lik enflasyondan arındırma yapıldığında karşımıza daha dramatik düşüş çıkar.

* İç borçlanmada son bir yıllık artış ise yüzde 6. Bu açıdan bakarsak Hazine borç göstergelerinde en iyiyi 2016’da görmüş olabilir. Çünkü 2017’de kısmen bir genişleme, açılma ve bozulma yaşayacağız. İç borçlanma artarken borç çevirme oranı da yüzde 91.2’den yüzde 98’e sıçrayacak. Yani neredeyse başa baş duruma gelecek. Yüzde 98’lik iç borç çevrimi 2009 yılından beri en yüksek oranı ifade ediyor.

* Bütçede açılma ve borçlanmada artış kamu kesiminin ekonominin gazına dokunduğunu gösteriyor. Ancak bu, sanayi üretimine ve yılın üçüncü çeyreğindeki durgunluğa çare olamadı. Demek ki, daha fazlası gerek.

BÜYÜMEYE BİR SANAYİDEN BİR TURİZMDEN DARBE

Dün açıklanan eylül ayı sanayi üretimi takvim etkisinden arındırılmış olarak yüzde 3.1 geriledi. Kurban Bayramı tatilinin turizm sektörüne destek olmak üzere 9 güne uzatılması ve ekonomik yavaşlamaya bağlı olarak meydana gelen etkiyle yılın üçüncü çeyreğine ait sanayi üretimi yüzde 3.2 geriledi. 

* Yine aynı çeyreğe, Ramazan Bayramı’nın denk gelmesi ve tatilin 9 güne uzatıldığı temmuz ayı da giriyor. Bu ayda da sanayi üretimi yüzde 4.8 gerilemişti. Dolayısıyla yılın üçüncü çeyreğinde büyüme oranının eksiye geçme olasılığı arttı. Sanayi üretiminin milli gelir içindeki payı yaklaşık dörtte bir olmasına karşılık taşıma, ulaştırma, ticaret ve finans kanalları yoluyla büyümeye etkisi daha yüksek. 

* Zaten Türkiye koşullarında sanayi üretimi ile büyüme birbirine paralel gidiyor veya yakın çıkıyor. Üçüncü çeyrekte de yüzde 3.2’lik sanayi üretimi azalmasını artıya döndürecek şekilde bir canlılık sanayi dışı sektörlerinde yaşanmadı. 

* Turizm sektörünün en yoğun olduğu çeyrek de temmuz- eylül yani üçüncü çeyrek dönemi. Bu yıl turizmde Rusya’nın ambargosu ve güvenlik gerekçesiyle üçte birlik kayıp ilk kez yaşanıyor. Sektördeki üçte birlik kaybın milli geliri doğrudan yüzde 0.4, dolaylı etkilerle yüzde 0.7 azaltacağını Merkez Bankası ekonomistleri hesapladı. 

* Çifte negatif etkiyle yılın üçüncü çeyreğindeki büyümenin negatif çıkma ihtimali yüksek. 

SONUÇ: “Bir yer yıkılmayınca bir yer yapılmaz.” Türk atasözü

Yukarı