TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kalıcı çözüm, satışların artmasında ve kurun sakinleşmesinde

 

Alışveriş merkezlerinde dövizle kira ödeme yaygındı. Çünkü bu merkezler inşa edilirken ya dışarıdan borçlanılarak ya da doğrudan yabancı sermaye ile yapıldı. Bir kısmı da tabii yerli sermaye ile inşa edildi. Finansmanı dolar olunca, sahibi yabancı olunca ve kurun düşük gitmesinden dolayı kiralayanların da işine gelince, geçmiş yıllarda alışveriş merkezlerinde dövizle kira ödeme hâkim oldu. Şimdi hızlı kur artışından dolayı dövizle kira ödemek işimize gelmiyor ve bu uygulamadan geri dönüyoruz. İşin doğrusu da lira ile satış yapan ve kâr edenlerin yine aynı parayla kira ödemesidir.

Dövizi terk eden ve TL’ye dönen alışveriş merkezleri olduğu gibi, daha yaygını kuru bir seviyede sabitleme şeklinde gerçekleşiyor. Dün de belirttim, son kur düzeyinden kira tahsil edenler de var, 2.40 dolar/ TL kurundan da. Cari kurdan vazgeçmeyenler yabancı sermayeli fonların sahip olduğu alışveriş merkezleri. Kur gerilemeyecekse bu alışveriş merkezlerinde kiralayan ve kiracı sorunu da sürecek. Çünkü onların resmi kurdan farklı bir kur uygulaması, bunu muhasebeleştirmesi, sermaye piyasalarına ve yatırımcılarına bunu anlatması zor.

Ancak dolar bazındaki kiralarda ciddi indirime gidebilirler. Bu durumda da Türkiye onlar için kârlı olur mu, ayrı konu. Ama bunun hesabını yapacaklardır, kârlı değilse de Türkiye’den çıkmanın yollarını arayacaklardır. Ya da Türkiye’de kiralamanın mevzuatı değişecek. Onlar da durum değerlendirmesi yapacak. Türkiye’de kalmayı kârlı bulurlarsa devam edecekler, ya da ayrılmaya karar verecekler.

Türkiye’de alışveriş merkezlerine yabancı yatırım tutarı 4 milyar dolar. Sektörün yaklaşık dörtte birine sahipler. Böylesi bir büyüklüğün Türkiye’yi terk etmeye kalkması da, alışveriş merkezlerinin fiyatını düşürür, oradan da fişat düşüşleri ticari emlak ve konut sektörüne sirayet eder. Sonuçta da gayrimenkuldeki düşüş ekonomide toptan gerilemeyi, kişilerin ve kurumların gelir ve servet kaybını beraberinde getirir.

TL’ye dönüş bir yere kadar çözüm. Mevcut kur düzeyinden dönülecekse değil. Perakende sektörünün istediği zaten geçmiş yıllardaki düşük bir kurdan TL’ye dönüş. Yani bir yerde kiralarda tıraşlama isteniyor. Düşük kur uygulamasıyla yabancılar dışında bunun zaten yapıldığını biliyoruz.

Ama bu tıraşlama da bir yere kadar yapılabilir. Kaldı ki, perakende sektöründe kiranın ciro içindeki payı yüzde 15-20. Bunun aşağı çekilmesinden bahsediyoruz. Geriye kalan yüzde 80-85 ne olacak? Oradaki maliyetler, ki kurun artması, ithal edilen hammadde ve malların fiyatı yükseltmesi, kur artışının enflasyona geçişgenliğinden dolayı bir kaç ay sonra yerli mal ve hizmet fiyatlarının, artması söz konusu olacak. Bu durumda perakende sektörü diğer maliyetlerin artışından dolayı daha çok zorlanabilir. Yüzde 20 maliyeti istediğiniz kadar düşürün yüzde 80’lik bölümün maliyet artışını karşılamaya yetmez.

Sorunun asıl ve kalıcı çözümü işlerin düzelmesinden, kurun sakinleşmesinden, satışların artmaya başlamasından, tüketici güveninin tekrar yükselmesinden geçiyor. Bugün geldiğimiz aşamada tüketici güveninin iyi olmadığını, 2009’dan sonraki en düşük düzeyine gerilediğini biliyoruz.

Türkiye’ye gelen turist sayısının da üçte bir düzeyinde azaldığını ve yıllık 10 milyona vardığını, bu kesimin de alışverişten düştüğünü belirtelim. Bu çerçevede perakende satışlar 2015’ten itibaren zayıflamaya başladı ve bu yıl gerileme netleşti. Özellikle temmuz ayındaki darbe girişimi perakende satışlar üzerinde de tam bir darbe etkisi yaptı. Bütün bunların üzerine kur artışının gelmesi işin tuzu biberi oldu.

SONUÇ: “Gölge suda ıslanmaz.” Türk Atasözü

Yukarı